Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defterine Yaz


Administrator    16 Mayıs 2013 16:57
REYHANLI BİR İLK DEĞİL Kİ //

11. Mayıs .2013 günü saat 13-45 sularında Reyhanlı da üç arabaya yerleştirilen bombaların patlatılmasıyla 51 kişinin ölümü ve bir çok insanın da yaralanması, evlerin ve kamu binalarının zarar görmesi olayının failleri ( 9 ) kişi elimizde dendi &
2 yılı aşkın bir süredir Suriye de ESAAD karşıtı savaş çığırtkanlığı yapan birilerini bu işin dışında tutmalı mı dersiniz.? Bu konuda karar vermek için öncelikle akıl ve vicdan sahibi olan herkesi vicdan muhasebesi yapmaya çağırıyoruz&
Yöre halkı cinayetin failleri emperyalist güçler tarafından, şişirilip beslenip ve kışkırtılan ESAD karşıtı çeteler dedi, başka da demiyorlar &
Öyleyken, daha konunun araştırılması soruşturması yapılmadan, AKP Hükümeti tam kadro bunu yapan ESADa bağlı bir örgüttür deyip tutturdu.. Elleriyle koymuş gibi de katil dedikleri 9 kişiyi ilk fırsatta alıp getirdi suçlarını itiraf ettiler deyip, bizzat da İç İşler Bakanı tarafından ilan edildi&
Madem öyle, niçin basına konuyla ilgili yazma yasağı kondu..? Dedikleri o sayı soradan 13 e çıkarıldı..
Şimdiyse, geriye doğru dönüp bakıldığında, Tayip beyin ve kadrosunun izlediği iş ve dış politikanın Emevi Muaviye si dönemine benzerlik tarafı var mıdır, deyip sorması geliyor insanın..
Tarihi iyi okuyup inceleyenlerin bu konuda görüşlerine baş vurmak lazım, çünkü arada 1400 sene gibi uzun bir zaman dilimi var&Ona rağmen:
Hani Barış denmişti ya, sürecin başlatıldığı ve 63 akil akıllı seçkinlerin yurt geneline yayıldığı şu günlerde, Reyhanlı katliamı yaptırıldı&
Peki dostlar, bir kişinin yada dönemin adı barış olunca o kişiden ve süreçten toplumsal barış beklenebilir mi?, yada işin içeriğine iyice bakmak gerekmez mi?
AKP iktidarının 12 yıllık icraatlarında barışa yönelik attığı tek adıma şahidim diyen birileri elini yüzene koyup da çıkar mı dersiniz..?
Şu anda bile, örneğin Reyhanlı da bombalar patlatılmış 51 kişi can vermiş, onca yaralı ve koca ilçenin altı üstüne çevrilmiş durumda iken, Başbakanın Amerika seyahatine öncelik ne olabilirdi ki.?

Açıktan Ülkede ve Suriye gerçeğinde bir alevi düşmanlığından söz edilmektedir ve kaygılar da gün be gün artmaktadır.. Ancak, ülkede yaşayan farklı ve renklilikleri olan 76 Milyon yurt insanı arasında bu ayrımcı politikalardan rahat mutlu olan birilerinden de söz edilebilir mi?, kesinlikle düşünemiyorum.. Çünkü, bu tip politikalar zulmü ilke edinen emperyalist güçler ve işbirlikçi kapitalistlerin doğrudan işine yaramaktadır.. Bunun burası açık ve net olarak biliniyordur diye düşünüyoruz&
İşin öbür tarafı, açlık ve işsizlik denen zulmün çemberine sıkıştırılmış milyonların, gözlerinin içine baka baka, Millet vekillerine insan üstü yaşam koşullarını getirecek özel yasa hazırlandı ve komisyondan da geçmişti.. Kimlerden utandı yada çekindiler de, üç parti önce evet deyip soradan verdikleri imzaları geri aldılar..
O yasa teklifini imzaladıkları zaman 76 milyon yurt insanını uykuda mı sanmışlardı, o yeminli beyefendiler..? Vay zaman vay da vay&..
Bu topraklar üzerinde yaşayan milyonlar size oy verdi, sizde memleket ve milletin refah ve huzuru için çalışacağız demiştiniz hani yemin de etmiştiniz ya &
76 Milyon nüfusun sarım sarmaş dostluk komşuluk bağları arasına sokulup, bazılarını da ötekileştirerek asıl barışı bomba koyan patlatıp param parça edenlere sandıkta da olsa hesap sorulmalıdır dostlar.. Onları sorgulamadan partilerine oy verenesnaf, emekçi, emekli, işsiz ve aşsızlarda suç aramayalım mı dersiniz?

Dostlar, artık bu çağın insanı kendi huzur ve rahatı için düşünüp karar vermeli ve yaşamalıdır diyoruz.

Administrator    14 Mayıs 2013 17:03
1. MAYIS I ENGELLEDİK DEMESİNLER //

Emekçilerin kazanımı tüm emek karşıtı dayatmalara rağmen, emekle çark eden
dünya da olduğu gibi, Türkiye dede 1.Mayıs gününde anında kararlılıkla kutlandı kutlanacaktır da&
22.04.2009 TBMM de bir çok vekilin konuyu tarihi gerçeklere dayanarak anlatması sonucu 1.Mayıs, emekçilerin mücadele ve dayanışma günü olarak yasalaşıp yürürlüğe girdi ve resmi yerler tatil de edilmişti&
Ancak; yasal olan 1.Mayısın önü 2013 de niçin kesildiyse?, ve Taksim de 1977 emek kurbanlarını anmak için yollara koyulanların önü bizzat emir verilmiş olacak ki, emekçiler polisin zoru ve ölçüsüz davranışıyla karşı karşıya kaldılar &
Artık bu tip inatlaşma ve dayatmalardan vazgeçmesi gerekmez mi.? Her şeye rağmen, gelecek yıllarda da ve daha güzel özüne ve anlamına uygun1 Mayısların kutlanacağı şimdiden biliniyor olsa gerek &
Şu yada bu nedenlerle emekçiler tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye dede bu yasal günlerinde rahatsız edilmemelidir diyoruz&
Derken de, tüm emekçilere günleri kutlu olsun ve nice coşkulu huzur ve güven ortamında 1.Mayıslara diliyoruz&
VE 6.MAYIS :
Hemen akabinde demokrasi ve bağımsızlık adına 1970 lerin başında acılarını içimize gömdüğümüz (Deniz Mahir Hüseyin şehitlerimizi de huzurlu bir ortamda anmaya bırakmadılar..
Geçmiş yıllarda olduğu gibi, günümüzde de, emeğe ve emekçiye hor bakmayı bir alışkanlık haline getirme ahlaksızlığından vaz geçilmesi gerekir diyoruz&
Deniz yoldaşların idamına parmak kaldıranlar neden sorgulanmıyor?, bu soruya devam edilecektir elbetteki..
Emek karşıtı işbirlikçilerin faşizan yüzleri  2013 de her iki anma gününde de, bir daha kendisini göstermiş oldu.. Hukuk ve demokrasiden söz edenlerin emrivakileri yasaları da anayasaları da ne yazık ki ezip geçebiliyor artık..
Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ların başlattığı harekette amaç belliydi.. Emperyalist işbirlikçilerin terbiye edilip, çağdaş bir dünyayla buluşmaktı hesap&
Biz o hareketin hak ve doğruluğuna sonuna kadar inanmaktayız.. O yiğitleri astılar.. O günden günümüze bir çok hükümet gelip gitti, kimsenin kılı kıpırdayıp da niye niçin deyip Adalet mülkün temelidir, denen kutsal çatı altında bir meclis soruşturması niçin istenmedi ise&?

Sistem destekli tüm katliamlar, örneğin Uğur Mumcular ve daha bir çoklarının katilleri de henüz sorguya alınmadı& O katiller ve arkasında olanların birileri tarafından korunup kollandıkları akıllarda soru olarak sonuca kadar kalacaktır elbette ki&

Böyleyken, hukukun haklıdan yana işlemesi birilerinin paslanmış vicdanlarında aramanın devri en tezinden kapanmalıdır artık ...

Ancak, emek düşmanı işbirlikçiler dövseler de, öldürseler de, her akşam o ettiklerinin korkulu rüyalarıyla yatıp geri de uyandıklarının çok da iyi bilincindedirler..

Deniz, Hüseyin, Yusuf lar kalbimizin en derin ve sıcak yerindedirler, rahat uyusun yiğitlerimiz diyoruz .

Saygılarımla.

Administrator    20 Nisan 2013 20:24
AKİLLER GÖREVDE //

Bir süredir ülke çapında dağılan 63 kişilik Akil insanlar biz ne o yanlıyız ve nede öbür taraflı tümden bağımsız.. Yıllardır ülkenin içinde bulunduğu duruma barış yanlıları olarak görevlendirildik ve huzura katkımız olacak inancımızla herkesle birleşip bütünleşmeye çıktık&
Sanırım gidilen her yerde insanlara ilk etapta denilen bu söz olsa gerek.. Tabi ki herkesçe algılanan da bu olması gerekir&
Umarız 540 kusur kişilik parlamentonun yapamadığı Akil gruplar huzurlu bir bütünleşmeyi ülkeye kazandırmış olurlar deyip bekleniyor&
Her grup kendi bölgesinde, barış dediklerinde insanlar hayır barış değil savaş diyecek de değiller herhalde, ihtimal da vermiyoruz&
Öyleyken, barışın içi nasıl ve neyle doldurulacak, inandırıcı bir açıklama olmadığı için insanların kafaları karışık.. Öyleyken, ülkede kalıcı bir barış dendiğinde aslında konunun çok yönlü ele alınması gerekmektedir.. Birden fazla dönemdir iktidar olan AKP nin tavrı ve icraatları ne içte ve nede dışa açılmalarında politikaları, belli büyük bir kesimi memnun ve mutlu edememiştir.. Ancak , Aylardır başlatılan süreçlesilahlar sustu öncelikle bu kara sevindirici oldu ve yüreklere su serpildi diyebiliriz, ilk etapta olması gereken ve beklenende bu idi&
Şimdiyse, Kürt halkının taleplerini de kapsayan (Dil, din, eğitim, köken, cinsiyet ve tüm ayırımcılığı ret eden siyaseti de bağlayan, oluşturulacak çağdaş demokratik bir hukuk sistemi ile, kalıcı bir barışın sağlanması şart diyoruz&
Akil insanların asıl görev ve çabaları bu doğrultuda olmalı ve görev aldıkları adrese (iktidara) halklardan aldıkları güç ve önerilerle dayatmalıdırlar&
Bir hukukçu değilsin diyebilirler, Mevcut yürürlükteki Anayasa nın 1- 2- 3- 4-10- 14- 24 maddeleri bu taleplere gayet açık..
Yeni bir anayasadan da söz edilirken, 12 Eylül 80 cunta anayasasında anti demokratik tüm maddelerinin değiştirilmesi için de görev yasa yapıcısı TBMM nin dir.. (Örgütlenme, Basın yayın ve düşünme ve ifade özgürlüğü, seçim yasası, vesaire&Tümden çağdaş forumlara getirilmelidir..
Gelelim diğer bir konuya: Adı konuşulan süreç de Alevilerin kaygılılar var.. Şimdiye kadar AKP iktidarları Alevilerin Cem Evleri ibadet yerimizdir taleplerine hiçte olumlu bakmadıkları gibi, Aleviliği inanç olarak da kabul etmemişlerdir... İbadet ve inanç özgürlüğünü, kendi ibadet tarzlarında yoğunlaşarak farklı renkliliklerin varlığı ve kabulünü içlerine sindiremeyen AKP iktidarı ile, ülkede kalıcı bir barışın kurulacağından Alevilerce şüphe edilmektedir&
Süreç, barış ve demokrasi için başlatıldı ise, Alevi Bektaşilerin öğretileri gereği çağdaşça taleplerini yıllardır duyurmaya çalışmışlardır&
( barışa evet, şeriata hayır)
1 : Cem evleri ibadet yeri olarak kabul edilsin
2 : Mecburu din derslerinin kaldırılması
3 : Diyanet işleri kaldırılsın
4 : Madımak müze olsun..
Gibi, Alevi ve Bektaşi talepleri şimdiye dek kabul bulmadığı gibi başlatılan bu barış ve demokrasi sürecinde de, hükümetin ve Akil grubun net olarak programında olmadığı görülmektedir, onun için Alevi ve Bektaşiler bu süreç ve İktidarın konuya duyarsız kalmasından rahatsızlar& Gündemde ve süreçte barış konuşulmaktadır..
Eğer barış ve birliktelik sözün ve işin sağı ise, bu taleplerin çözümü hiç de zor olmasa gerek..
Akillerin, Alevi ve Bektaşi talepleri programlarında olmasa bile, zabıtlarına muhakkak girecektir..Talepler şikayet ve bilgiler yerine vardığında Alevi Ve Bektaşi sorunlarına da o iyi niyetle yola çıkan AKİL gurupların raporlarında yer verildiği kanımızca görülecektir..
Bu taleplerin zapta alınması ve çözüm kavuşturulması açısından, bazı Alevi kesimlerinden S. İzzettin Doğanı gurup içerisinde kınayan ve şans olarak görenler de var&
Peki bu öncelik alan sorunlar çözüme kavuşmuş olduğunda, sevineceğiz elbette ki. Ancak, Ülkede köklü bir barış sağlandı da diyebilecek miyiz..?
Egemen bir avuç dışa da bağımlı, işbirlikçilerin eline bakan emeğiyle yaşamaya çalışan insanların (aş, iş, sağlık, çocuklarının eğitimi ve gelecekleri, süreçte düşünülmekte midir? Geçmişten günümüze sermayenin çıkarına malzeme olarak kullanılan Vatan Millet Sakarya dayatmaları yüzünden silahlı çatışmalara varıncaya kadar üst üste yığılmış çözüm bekleyen onca sorunlar var ki, başta emperyalizmle bağlar koparılmalıdır, yada barış yine askıda kalacaktır..

Saygılarımla&

Administrator    16 Nisan 2013 03:26
AKİLLER GURUBU MALATYA YI BİTİRDİ//

Akiller 9-10-11 Nisan günleri Malatya da..Sivil toplum kuruluşları, Basın, inanç önderleri - halk ve esnafla da iki gün boyu değişik saatlerde bir araya geldi ve bölgede ilk toplantılarını gerçekleştirmiş oldular&
9.Nisanda basın ve inanç önderleriyle yapılan toplantıyı aynı akşam MTV kanalında S.A. Dilipak tan dinledim.. Faydalı oldu deyip Malatyalıları iyi gördüklerini ve memnuniyetini ifade ettiler..

11-Nisan Perşembe sabahı 10 sularında Eski Hükümet Konağı Arkasında özel idare salonunda ki toplantılarına ben de katıldım&
Açılışını İzzettin Doğan Hocanın yaptığı o toplantıda öncelikli olarak sekiz kişilik Akil Gurup kendilerini tanıttı ve üstlendikleri işe nasıl çağrıldılar ve nasıl bir görev ve sorumluluk üstlendiler öncelikli olarak katılımcılarla onu paylaştılar ve bağımsız tarafsız olarak ülkede akan kanın durdurulması için sürece katkı sunmamız istendi evet dedik ve
1- Ulaşabileceğimiz herkesten görüş almak ve barış çağrılı sürece destek istemek..
2- Yapılacak olan yeni anayasa konusunda görüş ve öneriler almak genel anlatımlar arasındaydı..
S.Gr.Başk. Can PEKER bu sözlerin arasında ülkenin yörede ve dünya da iyi bir itibar sahibi olduğu gibi, Avrupa Birliğinin Türkiyeyi aralarına bizzat kendilerinin çağırdığı bir Türkiye var şimdi dedikten sora sırayla sözü arkadaşlarına verdi&
O gün sabah saatlerinde ortam sakindi ve herkes rahatça demek istediğini dedi yanıtlarda o ölçüde seviyeliydi diyebiliriz&
Aslında Akillerin halklar arasında elde edecekleri bilgi ve önerilerle sorunlara köklü bir çözüm bulunacağı konusunda şahsen o oturumda bende bir kanaat oluştu diyemiyorum.. Umarım yanılmış olurum da, denilen süreçte koşullar yerine getirilir ve ülke geç de olsa huzurlu bir döneme geçmiş
olur arz ve talebimizdir &
Bence Genel istek ve beklentilere çözüm; Alevi, Kürt yoldaşların hatta tüm ülke halklarının yaşadıkları çağ dışı ötekileştirme politikalarından arınmış bir hukuk sistemi ile mümkün olacağını ve
bu görüşümüzü deyip durduk, demeye de devam etmekteyiz....Akil deyip bu insanları seçip ülke geneline dağıttılar.. Peki İktidar, beklenen çağdaş eşitlikçi bir hukuk sistemine geçmeye hazır mıdır?, olmalıdır olmazsa da Akillerle falan, zaman harcamakla ülkeye ve barışa bir katkı sunulacağını düşünemiyoruz&
Dikkat çeken önemli bir konuya da değinmeden geçemeyeceğim&Dediğim toplantıda bir Kürt yoldaşımız çıkıp da biz yıllardır eşit yurttaş olma yolunda verdiğimiz mücadele sonunda taleplerimizin anayasal bir hak olduğunu bilmek ve görmek istiyoruz, diyen birileri çıkmadı, sanki her şeyin denilen süreç içerisinde çözüm garantisi varmış gibi tek ses duyulmadı&
Orada hep aleviler, sistemde ötekileştirme politikalarından artık vazgeçilmelidir, biz ülkede Demokratik laik eşitlikçi bir hukuk düzeni istiyoruz, gibi taleplerini açık bir yüreklilikle dile getirirken
başka kimselerden tek ses çıkmadı&
Ben bu süreçle ilgili yola çıkan AKİL lere öncelikle kolaylıklar diliyorum ve diyorum ki, halı hazırda yanılmıyorsam  545 Millet vekilimiz var parlamentoda, sayın bu vekillerimiz seçildiklerinde göreve başlamadan önce, yaşlı bir başkanın başkanlığında toplanıp ülkenin barış ve huzuru için çalışacaklarına dair yemin etmemişler miydi.? Peki şimdi, saygı değer bu akil denen akıllılar mı şu anda parlamento üstü bir görevi üstlenmiş gibi izlenmekteler..?

Sayın iktidar ve muhalif vekillerimiz, söz ve yeminlerine uyamayacakları kadar anlaşmazlıklarla karşı karşıya orada iseler, ne yapılmasının gereğini bizlerden çok çok daha iyi biliyor olmalılar&
Yada, içte ve dışa karşı, yine iktidar olsun muhalefet olsun kendilerine oy veren her yurttaş barış istiyor, huzur içinde iş aş kaygıları olmadan, ülke insanları olarak yaşama ümitlerinin işte o meclis yani sizler olduğunu kesinlikle biliyorlar ve biliyor olmalısınız sayın vekiller..

13.04. 2013

Administrator    04 Nisan 2013 12:50
AYRILIK GAYRİLİK ÇAREDİR DİYEMİYORUZ//

Ülkemizde yılların kan ve kavgayla karşı karşıya bırakıldığı ve o gibi bir kavganın bir daha yaşanmaması için, barıştan söz etmeye başladılar&
Güzel de : Henüz adımların atılması için sık sık bir süreçten söz edilmektedir.. Sürecin hedefi BARIŞ dendiğinde, barış seven tüm insanların içten rahatlayacağı adımların hızla atılması gözlemlenmektedir &
İç içe etle tırnak gibi birbirine yapışmış ve kaynaşmış halkların (Demokratik Laik çağdaş bir hukuk güvencesinde olma arzuları var ve bu süreçte o ortam yaratılmalıdır diyoruz..
Yapılacak yeni bir ANAYASA ise buna değmelidir elbette ki&
Ancak; süreçten söz edilirken bir konuya da dikkat çekmek istiyorum&
Halklar arası bir kavganın son bulması için barışın konuşulduğu yer, ülke seçmeninin görev verdiği ve vekillerinin buluştuğu TBMM denen çatının altı olmalıdır diye düşünüyoruz&

Neden ve niçin, akil denen hatırı sayılır bazı kişilerin bu işte aracı olarak göreve çağrılmasına akıl erdirmek oldukça zor. Ben işte buna anlam vermekte zorlanıyorum.. Bu iş hatır ve hatırı sayılır birilerinin işi olmasa gerek beyler.. Bu iş TBMM çatısı altında çağdaş insancıl bir hukuk sisteminin hazırlanıp hayata geçirilmesi ile mümkün olmalıdır diye düşünüyoruz&
O mecliste içte ve dışta da barışa karşıyım diyebilecek bir siyasi partinin varlığı düşünülebilir mi? elbette ki olamaz &
Ya da, önümüzdeki yapılacak seçimlerde biz her zaman barış konuşulduğunda ona karşı bir parti olarak o çatı altında oturacağız, diyebilecek birileri çıkabilecek mi? Hayır buna da hiç kimsenin cesaret edip akla bile getirilmesine ihtimal vermiyoruz &
Öyleyse, elli bine yakın ülke insanının kaybedildiği bir kavganın bitirilmesi, hatta bir daha da yaşanmaması için Dil, Din, ibadet, gibi kültürde farklılıklara, yurttaş, eşittir (İNSAN) deyip, hukuksal bir bütünleşmek gerekmektedir&

Ne yani, on binlerin kurban edildiği ilkel bir kavganın sonunda barış adı altında, atılacak yanlış adımların bir seçim yatırımı olarak düşünülmesi ise, ülkeyi bir felakete sürükleyebileceğinden, sakınılmalı hatta kaçınılmalıdır da diyoruz&
Beklentimiz hem de acilen, hiç mi hiç kimsenin farklı kültür içinden gelmesi, onun o birinden farklı bir insan olarak düşünülmesi tek kelime ile ilkelliktir saçmalık olur..
Bundan sora, Kürt Türk dür, Alevi de sünni dir, deyip şimdiye kadar kavga kurup inatçıl politikalar mı, olmamalıdır artık& Kürt, Türk, Alevi, Sünni ve herkes eşit yurttaştır deyip huzurlu yeni bir Türkiye arz ve talep olarak düşünülmelidir ..
Birisi öbürünü kendisi gibi bilerek, herkesin olduğu gibi yaşaması Devlet denen o yapının asıl görevleri arasında olmalıdır&
Tekrar ediyorum: Yeni bir çağdaş insancıl Anayasa ve onunla ülke yönetecek siyasi yapıların, bu süreçte ayrılık gayriliği akla getirmeden paylaşımcı bir düzene en tezinden varılması dileğimizdir diyoruz..

03.04.2013


308
Toplam kayıt bulunuyor
Design: Joomlamarket.de
© 2005 – 2020 www.alirizaugurlu.com