Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defterine Yaz


Administrator    27 Kasım 2012 01:18
AŞURA GELENEĞİ VE ANLAMI//

Aşure, Muharrem ayının onuncu gününden ayın sonuna kadar çeşitler karıştırılarak pişirilen tatlıdır..

İsrail oğulları (Musa Peygamberin FİRAVUNnun şerrinden kurtulmaları nedeniyle gün batımından gün batımına kadar 24 saat oruç tuttukları ve hububattan yapılmış bir tatlı ile oruç açtıkları kutlama günü olarak görülür..

Müslümanlıkta ağırlıklı olarak benimsenen görüşe göre, bu gelenek (İbrahim peygambere kadar götürülür ve Nuh Peygamberin gemisinin karaya oturduğu gün yapılanlar esasa alınır ve kutsal sayılarak kutlanır.

Geminin karaya oturduğunda gemide geriye kalan yenecekher ne varsa
bir yemek olsun diye karıştırılarak pişirilir ve ortaya konur, geminin karaya oturması, toprakla buluşmanın sevinç ve heyecanıyla o sofra kurulur ve çeşitlerden oluşan o yemek paylaşılır..

Bu sevinç İbrahim Peygamber döneminde de gelenek olarak aynı anlamla devam ettirilir..

- NUH un: gemisinin karaya oturuşu
- İBRAHİM in Pey : Ateşten kurtuluşu
- YAKUP Peygamberin kuyudan çıkarılan oğlu Yusuf a kavuşması
- YUNUSun : Balığın karnından sağ olarak çıkışı
- Musa Peygambere : kızıl Denizin yol vermesi
- İSA Peygamberin Çarmığa gerilişi ve kurtuluşu gibi olayların aynı güne tesadüf etmesi, kitaplı dinlerde önemli sayılmasına yol açmıştır..

Haz: Hüseyin ve yanındaki yakınlarının susuzluğa mahkum edildiği Kerbela da Yezit askerleri tarafından şehit edilmeleri de Muharrem ayının 10, anma gününe rastlar..
O Nedenle: Ehlibeyt yanlıları o günden itibaren Kerbela şehitlerini andıktan sora, bu kutsal sayılan geleneği (Aşure yi) de diğer kitaplı dinlerde olduğu gibi, çeşitlerle çoğaltarak pişirir lokma yapar yer ve dağıtırlar..
Özellikle, Şiiler ve Anadolu Alevileri Kurban Bayramından 17 gün sora Haz: Hüseynin Amcası Müslüm ün çocuklarının Kuffe yoluna acı sonuçları şahadeti için, ( 3 gün- Haz: Hüseyin ve yakınları Kerbela şehitleri için de 12 gün yas tutarlar..Yukarda da açıkladığız gibi, devamı olarak aşure geleneği benimsenmiştir, çerez çeşitleri döğme ile de tatlandırılarak pişirilir lokma olarak konu komşularla paylaşılır.

21.11.2012

Administrator    18 Kasım 2012 13:58
İTİRAFÇI KATİLEDE Mİ SORGU YOK

Yüz bine yakın Alevi katili olarak tarihe bir çamup gibi yapışan Yavuzdan sora en büyük Alevi katili benim diyerek 30 yıldır ortalarda dolaşan itirafçı Refet Küçüktiryakiye ) de mi sorgu yolu kapalı kalacak?
Kerbela dan günümüze dek Alevi Ve Bektaşilerin acılarına acı katılan, 70 - 80 li yıllarda 40 Bin Alevi ye kan kusturdum diyen birileri dedelerimizin kanıyla kazanılmış bu topraklar üzerinde, övünerek bugüne dek gezebilmiş..
Ben şahsıma, Adalet Bakanı ve Cumhuriyet savcılarına bu insan katili hakkında bir şeyler yapılsın demiyorum.. Çünkü, bu ülke kurumları olan bir hukuk devletidir durmadan deyip söyleniyor ya..
Ancak, bu bu gibi vicdanı kirli adamlara arka çıkacak birileri varsa, onlar da Yavuz Selim ve Refet Küçüktiryaki gibi, Haz. Muhammed e düşman ve torunlarının katilleri olarak Yezit yaşar Mervan olarak da geberir giderler dünyadan..
Sorumuz var; 70 ve 80 li yıllarda işlenen onca cinayetlerin arkalarında kimler vardı da?, o cinayetlerin adı faili meçhul cinayetler olarak bekletilip durur..
Tüm konularda ve her zaman, Devletin kolu uzundur dendi durdu. Ancak, o katiller kolun uzanamayacağı hangi cehennem de gizlendi de, yıllardır o kol oralara uzanamadı?
Madem öyle, itirafçı bu katil R. Küçüktiryaki için o kadar uzun bir kola hiçte gerek yok, 40 Bin alevi ye kan kusturduğunu hiçte icap etmeden bizzat ağzıyla ifade etmiştir bile&
Eğer Bu Ülke adalet dağıtılan bir hukuk ülkesi ise, suç ortaklarımda var diyebilen itirafçı katil hakkında S. MV: Veli AĞBABA suç duyurusunda bulunduklarını söyledi..
Şimdiyse, savcı ve hakimlerin yargıyı işletip vicdanı kanaatleri ile o insan katilini sorgulayıp gerekeni yapacaklar mıdır, bilemiyoruz.?.
Kabul gören o ki, 80. Cunta anayasasının ilkel çağ dışı bir anayasa olarak parlamentoda gündeme alınma çabaları sürerken, kamunun da gündemine oturmuş konuşulduğu şu günlerde,
12 Eylül 80 de (Refet Küçüktiryakinin) itiraflarıyla anlaşılan o ki, ülke genelinde insan kasaplığının yapıldığı o günler var ya, o günlerin hesabı sorulmadı, yada bunca yıl sora sorulacak mı bilinemiyor?

Her zaman tekrarladığımız bir dünya görüşümüz var, birileri inanır yada inanmaya bilir. İnanan insanlar, nasıl ve ne gibi inanıp ibadet etmesi konusunda, Yaratıcı Yüce Tavan Hazretlerine karşı sorumlu iken, ülkeyi yöneten siyasi iktidarlar ve onun bürokratlarına mı sorulması gerekir?, onlar mı o konuda karar verecek hey gidi hey, uzay çağının aydın güzel insanları dilinizi mi yuttunuz kardeşim.?

Eyvah, 40 bin Alevi yurttaşa kan kusturdum diyebilen birileri de üst düzey bir devlet adamı olabiliyormuş, hele de M. Kemal Atatürkün Yurtta sulh Cihanda sulh dediği bu güzel cennet ülkemizde..

Saygılarımla.

Administrator    15 Kasım 2012 17:16
İDAM BİR DAHA AKLA GETİRİLMEMELİDİR

Ekim 2001 - 3. Ağustos 2002, bu tarihlerde bazı Savaş ve Terör suçlar dışında, DGM ve bazı mahkemelerce ve üst mahkemelerin da onayladığı idamlık kararlar mecliste bekletilir..
Sonuç; 7. Mayıs 2004 ana yasa ve yasalardan çıkarılmasıyla idamlık cezalar hapse çevrilmişti..
Şimdiyse; S. Başbakan ABD İran ve Japonyayı da örnek göstererek idamı geri getirecekmiş gibi kendisinin bile cesaret edemeyeceği o konuyu gündeme taşıdı..
Dünyaca gelişmiş sosyal hukuk devletlerinin hiç birinde, ileriye yönelik değiştirilmiş bir yasanın tekrar gerilere çekilmesinin konu bile edilmesi düşünülemez, çünkü anayasalarına takılır..Hukuk devletlerinde değişiklik gerektiren yasaların yönünün hep ileriye açık olması ön görülmüştür..
Tersi, sorumsuzca uygulama ancak 12, EYLÜL 80 de yaş büyütüp çocuk idam eden faşist bir diktatörlükle mümkün olabilmişti..
AKP ve Başbakanın ne kadar demokrat oldukları ise tartışma gerektirmez. Cem Evleri Ucube, ölüm orucunda can çekiştirenlerin ki de şov, diyebilen başbakanın dünya görüşü net olarak anlaşılır olmalı..
MHP desteğini açıkladı, de hadi görsünler sizi. Dünya ya açık çağdaş kocaman yerli ve yabancı medya bu açılışınızla da yazıp anlatsın sizi..
Öyleyken; Bir ülke monarşi bir yöntemle yönetilmek isteniyorsa, içte istediklerine istedikleri yapabilir. O zaman; sınırlarını herkese açmış global bir dünya da, tek başına kalma zorluklarını da göze almak zorunda kalırlar diye düşünüyoruz..
2007 Mayıs ayında idam yasasının kaldırılmasıyla bir daha da geriye dönüşün akıl bile edilemeyeceği düşüncemle, Düşünceyi ve özgürlükleri bir şiirimle herkese müjdelemiştim.

İDAM KALKTI GÖZÜN AYDIN DÜŞÜNCE

Buna şükür, herkes özgür olacak
İdam kalktı ,gözün aydın düşünce
Cellada iş, dar ağacı müzeye
İdam kalktı, gözün aydın düşünce

Çözülürse, prangalar ayaktan
Atılınca, kelepçeler bilekten
Kurtulursak, karakolda dayaktan
İdam kalktı, gözün aydın düşünce

Yıkılmalı, hapishane damları
Yapmasınlar, silahları tankları
Yok etsinler, atomları topları
İdam kalktı, gözün aydın düşünce

Hukuk deriz, hakkın dağılımına
Namus ölçü olsun, insan tavrına
Yaşamın her yönde, paylaşımına
İdam kalktı, gözün aydın düşünce

Bedreddin´in, Pir Sultan´ın başını
Hüseyinin, yıllar tuttuk yasını
Bilmeliler, artık utanmasını
İdam kalktı, gözün aydın düşünce

Kimse kapılmasın, kötü feline
Vicdanı kirletip, pis ameline
Yaradan var, karışmayın işine
İdam kalktı, gözün aydın düşünce

Ali Rıza´m derki, savaş da kalksın
Kainat yan yana, barışık olsun
Ne kimse dövülsün, nede soyulsun
İdam kalktı, gözün aydın düşünce

Ameller gerçekleşecek olur ise o zaman ne yazmamız gerekecekse?

-Ali Rıza UĞURLU-

Administrator    11 Kasım 2012 16:36
BARAK OBAMA DEYİNCE Mİ ?

Bir 17 ay kıran kırana BARAK OBAMA rakibi (Romeyi) rahatça sollamasıyla dört yıllık bir süreden sonra, bir daha kaldığı yerden devam edecek demektir..
07 Kasım 2012 sabahı yataktan kalkar kalkmaz merak eden birileri gibi, TV koşup ben de sonucu öğrenmeye çalıştım..
Demokratlar tarihinde Obamayla başkanlık seçimlerini arka arkaya iki sefer kazanmanın sevincini Beyaz Saray önünde kalabalık bir kitleyle kutladılar....
İyi de, Obama 2008 seçimlerinde verdiği sözlerin ne kadarını yerine getirebildi ki?, geride bıraktığı dört yıl içerisinde dikkate değer, Buşh denen adamın İRAK halkının başına bela ettiği askeri birlikleri yerlerinden çekip alması oldu..
O insanlık dışı acı ve ayıplar dolu o yıllar Obamayla kapatıldı, demek de başlı başına bir
yanlış olmaz mı..?
Ancak Obamaın verdiği o sözler arasında sağlık reformu, ekonomik sorunlar, kadın hakları işsizlikle mücadele göçmen meseleleri ile ilgili adımlar az da olsa atıldı denmekte..
ABD halklarının Obama yı tekrar ikinci defa başkan yapmasının asıl nedeni umutlara bağlı bir gelecek olarak algılanabilir..
Ancak, hani İran la masaya oturulacaktı, hayır oturulmadı.. Suriye deki isyancılara, daha fazla kan akmadan dur demek gibi bir niyeti de, bilmem düşünülebilir mi? Ya da, kendilerine bağımlı bazı gırtlağı sıkılmış ülkeler aracılığıyla, çetelere silah ulaştırıp kan akıtılmasına göz mü kırpacaktır..?
Adına Arap Baharı deyip Mısır ve Libya ya zemheri fırtınası estirildiğinde payı olan Obama ya şimdi oralardan kış gitti de bahar mı geldi denecek?
Suriye de de, öylesi bir sonuca ulaşmak için ABD nin destek olduğu dünyaca biliniyor olsa gerek..
ABD nin dünya ülkeleri üzerinde korkulu emperyalist bir politika sürdürdüğü gayet açık ve ortadadır..
Obamannın bundan önce  2008 seçimlerinde olduğu gibi, bu seçimle de kazanımlı çıkması
ikili gizli anlaşmaları olan ülkelerden çoklarını sevindirmiş olabilir..
ABD emperyalist bir ülke olarak sistemi oturtulmuş, neredeyse dünya ülkeleri içinde yarıdan çoğunu hem ekonomik ve hem de askeri bakımdan kendisine bağımlı kılmış ki, seçimle gelmiş siyah bir OBAMA da olsa, insan hakları adına ne beklenilebilir ki .?
Dünya da tek yönetmelik ve tek sesle yönlendirilen ve sömürülen ülkelere bir çift sözümüz olacak. Oda şu:
Emperyalizme gırtlaklarından yakalanmış olan o ülkeler, Obamaya tebrikler yağdırmayı bırakmalısınız şimdi. Onun görevlendirildiği sistemden bir an önce sıyrılıp yakayı kurtarmak dünya barışına katkıyı da birlikte getirecektir diye düşünüyoruz..
Mesele, seçimlerde Cumhuriyetçiler mi, Demokratlar mı? Deyip tercihler yapıldı, Ancak, ABD nin dünya halkları üzerinde sömürü ve savaş politikaları Obama nın gelmesiyle değişecektir diye düşünmek de yanılgının ta kendisi olacaktır...
Ötekileştirilerek ezilmiş bir toplum adamının emperyalist bir ülke politikasını omuzlamış
(B. OBAMA) gibi birisine seçim kazandırmak sistemin maşa görevini yüklemek demektir..
2008 seçimleri sonunda bir siyah ABD de devlet başkanı oldu, üçüncü dünya ülkeleri de
artık bir nefes alıp rahatlayacaktır, diyenlerimizin sayıları o zaman az da değildi..
Oysa ki, mesele Başkan değişmekle olmuyormuş, o sistemin alt üst edilmesiyle bunlar mümkün olabilir diye düşünülmeliydi diyoruz.

10. 11. 2012

Administrator    05 Kasım 2012 02:21
AH AH ADEM BABA SEN VARSINYA SEN //

Adem Peygamber ve eşi Havva şeytana kanınca Cennet ten kovulurlar. Sora ne olmuş, ne olacak, bir daha af dileyip içeri alınsalar da, kendi torunları olan biz insanların bu kara kavgalı dünya üzerinde sonuna kadar kalmamıza sebep olmuşlar..
O nedenle şimdi hepimiz de cennette olmamız gerekirken, Adem Baba ve Havva Ananın yüzünden, bir birimize düştüğümüz şu dünya ya çakılıp kalmışız..
Şeytana kanmışlar ya, hep o yüzünden.. Niye hepimizin Adem ile Havva dan geldiğimizi demiyorlar mı?
İşte onlar sebep olmuş, buralarda günü birlik itişip kakışmamıza..
Ah seni Adem baba, sen varsın ya.. Sen de hiç mi akıl fikir yoktu durup dururken aman yemeyin dedikleri yemişi yediniz, kim bilir daha ne kusurlar ettiniz de, belinizden inen bunca evlatlarınızı bu dünya belasına musallat edip bıraktınız..
Güzelim yollu şimdi Cennette ne kim kazandı, ne kimler kaybetti ne savaş ne de sömürü varmış söylenenlere göre..
Hem de her şey bol ve bedava zorlama yok, terleme yok. Bak işte bunca zürriyetin hepsi sizin yüzünüzden paylaşılması zor olan bu dünya da, vuran vurana kıran da kırana..
Ne olacak şimdi?, bunca kardeş biri birilerinin kanını akıtma pahasına karşı karşıya vur gitsin, dünyayı paylaşamıyorlar..
Çileyi çeken çekiyor ya, ya çektiren o sizin öbür evlatlarınız, geldiklerinde senin gözlerinin önünde cehenneme tıkılıp katran kazanlarında bağra çığıra yanmıyorlar m? Yanmalılar da, orada tartı, terazi, adalet varmış, herkes hesap veriyormuş.. Bu dünya da o kadar yolsuzluk ve usulsüzlük suçlarıyla huzura gelenler de senin evlatların değiller mi? Ah Adem Baba, işte hepsi sizin yüzünüzden..
Duyduğumuza göre iltimas rüşvet de yokmuş o dünya da, hadi ciğerlerin yansın dursun öyleyse.
Vallahı da billahi de, olanca vebal ve günahlar hep sizin boynunuzda.. bilesiniz Adem Baba..
Gel gör inanmazsan, yer gök toz duman.. Bu işin geri dönüşü de olmazmış, yemişsiniz bir sefer yemeyin denilenleri, canım..
Korkarım bu dünyada yoksul aç bırakılan herkes bir de gelip orada çektiklerimiz hep sizin yüzünüzden deyip, yakanıza yapışıyorlarsa yapışmalılar da, o zaman işiniz daha da zor vallahi..
Şaka etmiyorum, güzelim kimsenin kimseye dokunamadığı Cennette olmak varken, değer miydi, haksızlığın hukuksuzluğun gelenek haline getirildiği şu dünyaya atılıp terkedilmeyi?
İnsanları yetmezmiş gibi bir de savaşa sokup öldürtüyorlar..
Savaş çıkartıp öldürtenler ve ölenlerde senin soydan gelen kardeş değiller midir?, güzel dedem..
Görüyoruz işte, senden çoğalanlardan başka kimselerde yok ki bu kavgalı dünya da..
Yer gök atom muş, top ve ateşli silahlarla dolduruldu.. Vadesi yetip yada öldürülen biriler eğer size ulaşabiliyorlarsa, her olanlar anlatıyor olmalılar..
Oldu olacaklar tümdenSenin ve eşiniz Havva Ananıın yüzünden miş.
Dedeciğim, niçin yemeyin deyip yasak edilenleri nefsinize uyup da yediniz ki.?
Kim bili, siz kendinizi oralardan kovdurmanın ötesinde, bir de buralarda Milyar yıl dünya durdukça da, açlar, açlık orucuna zorlananlar, savaş ve soygun gibi nice dolaplar döndürülecek daha..
İki yüz parçaya böldükleri şu kar ve su bölümleri üstünde sayısız diller, dinler ve yaşam biçimleri, say sayabildiğin kadar. Ne gereği vardı ki? Cennette herkes aynı eşit koşullarda, mülksüz mülkiyetsiz, hasta yok ölen de yok, enine boyuna çalışmadan yorulmadan, ye yat yanına derlermiş..
Hacısı, Hocası, papazı ve dedeler yalan mı diyorlar? Hepsi de aynen de böyle anlatıyorlar insanlara.. Anlatılanlara göre kavga savaş da yokmuş. Ne izzet ne ikramlar üstelik..
Oh be gör ki şimdiye dek sizin yüzünüzden deyip ne kadar insan gelip yapışmıştır yakanıza..
Hele bir de yolun düşsün bu taraflara, gör ki başına ne işler açar bu dünya insanları asılırlar yakandan alim Allah gari, Sevgili Adem Babam Benim.

Saygılarımla.


308
Toplam kayıt bulunuyor
Design: Joomlamarket.de
© 2005 – 2020 www.alirizaugurlu.com