Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defterine Yaz


Administrator    31 Ekim 2012 15:02
BAYRAMLARIN ARKASINDAN //

25 Ekim 2012 de ilk gelen Kurban Bayramı eş dost ziyaret etme ve uzaktan gelenlerin yakınlarıyla hasret giderme sevinçlerin akabinde, Milli bayram olan Cumhuriyet in 89, yılının Kutlanması oldu..
Bayramlara coşku ve sevinç yüklü hazırlanılır ve karşılanır. Aynı anlamda (Dini ve Milli duygular sistemin korumasında rahat özgürce, istenilen yer ve alanlarda kutlanılmalı ve bayram olarak da arkasında hiçbir pürüz bırakmadan, uğurlanmalıydı diye düşünüyoruz.. Çünkü, bayramlar coşku ve sevincin yanında barışı da birlikte çağrıştırır..
-Diğer bir konu, Kurban Bayramlarında hayvan kesme olayı..
Birileri ibadetin şekli yok ve kurban demek de kan akıtmak anlamında değildir, derken
bir diğerleri kesinlikle kurban hayvan kesmektir ve kan akıtılmalıdır görüşünü savunur.
Öyleyse, belli düzeyde Din eğitim almış bilginlerce konu masaya alınıp tartışılması gerekiyor demektir.. Haz: Muhammed bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır..
((Ben ilmin şehriysem Haz.Ali de kapısıdır) Bu hadis çok insan tarafından da biliniyor olsa gerek..
Öyleyse; her konuda olduğu gibi dini konularda da, insanların aydınlanması açısından aydın bilim adamlarının fikir ve önerilerine de kulak asılmalı diye düşüyoruz& Aslında konu bazı din adamları tarafından günü geldiğinde tartışılıyor bile.. O konu da tartışılarak aydınlığa kavuşsun diyenlerin sayıları az değil..
-Gelelim; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına; 89, yılında Cumhuriyet Bayramı resmi kutlamalar dışında halkça kutlanmasına ve Ata nın anıtına çelenk bırakılmasına yasak konduğu açıklandı..
Büyük Önder M. KEMALİN öncülüğünde uygarlıklara önü açılan Cumhuriyetin Bayramı herkesin topluca istediği yer ve mekanlarda kutlamalarına izin verilmemesine anlam çıkarmak oldukça zor doğrusu.. Eğer günün adı Dini ya da milli olsun bayram ise..
Cumhuriyetin ilan edildiği Meclis önüne gidip durup dururken binlerce insan üzerine gaz ve su sıktırmakta amaç ne olabilir ki? Birden fazla görsel medya ve yazılı basında da anlatıldığı gibi, otobüslerin önlerinin kesilip Ankara ya sokulmaması ve sert tavırlar Ana muhalefet partisi ve bazı parti ve sivil örgütler tarafından şiddetle kınandı.. İktidar polis gücünü Cumhuriyete karşı kullanıyor gibi açıklamalar da oldu..
Cumhuriyeti kutlamaya gelen on binlere, polisin sertçe, gaz ve su sıkma gibi hiçte şık olmayan o tavrı, hele de bir milli bayram kutlamalarında, sistemin bir ayıbı olarak değerlendirilmektedir. Hatta o insanlar üzerine bombaların havada uçaklardan atıldığını görüp diyenler de oldu..
Ben şunu söylemek istiyorum. Neler oluyor bu ülkede? Böl parçala yönet çılgınlığıyla iş başına gelip giden çok hükümetler gördü bu ülke, hem de arkalarında kavgalı kazalı bir ortam bırakarak gittiler..
Ancak yine de belli bir çoğunluk akıllanamadı, görün işte..
Halkımız Bayramlarda su ve gazla kovalanmayı ilk olarak yaşıyor dendi . Ne yapmıştı ki, bu memleketin o güzel insanları..?

Hor baktık mı karıncaya
Kırdık mı kanadını serçenin
Vurduk mu karacanın yavrusunu
Ya nasıl kıyarız insana - Deyip şiiri ezbere bilen ve öylesi bir dünyayı yaşamaktan yana olmayı isteyen insanlardı o insanlar..
Polise o emri veren sorumlu kişi, yapılanları merak edip izlemiş olmalı, koltuğuna yaslandığında bir düşünmüştür diye düşünmekteyiz.

Saygılarımla.

Administrator    21 Ekim 2012 13:04
FAŞİZMİN AYAK SESLERİ//

Bir sistem insafsızca sırıtıp köşe bucak kızıp kınanarak konuşuluyor ise, çağımız 21, yy da onun adı (faşizmdir..)
O tip bir sistemde söz sahibi birilerine siz faşist misiniz deyin, terlemezse o ülkede faşizmin ayak sesleri kulakları ısırıyor demektir..
Faşizmin bir zorba şef rejimi olduğunu hep derdik ve demeye de devam etmekteyiz..
12 Eylül 80 darbecilere övgüler yağdıran ve faşizmin Türkiye için uygun bir yönetim biçimidir, diyen gazetecileri de okumuştuk.. Zaten uygulanmaktaydı da..
Ancak ona hazırlıklı siyasiler, iktidar oluncaya dek seçmene tam demokrat kulaklara hoş gelecek sözlerle yaklaşıp gönüllere girer ve oyları toplarlar..
Örneğin; 1933 Alman Adolf Hitler iktidarının ülkesine ekonomik, sosyal, kalkınma çabalar vad ederek, 1939 da ((Ein land Ein Reih) (Tek devlet tek Millet, ya da Irk) çıkışıyla 60 Milyon dünya insanının katline soyunduğu tüm dünyaca bilinmektedir..
Seçim meydanlarında şuna yada buna zam yapacağız, bizim gibi olmayanları tutup alıp zindanlara tıkacağız diyecek kadar en ayı da değillerdir herhalde.. Ancak:
-Perşembenin gelişini çarşambadan anlamak zor olmasa gerek..

TANIMI //
Şiddet içeren bir söyleme sahip olan faşizm; sloganlar, marşlar, görsel semboller, ayinsel ritüeller ile mitinglerde ruhani bir hava yaratarak, adeta aklı yok ederek, duygular ve içgüdüleri harekete geçirme amacı güder..
Faşizm, ilk ortaya çıktığı sıralarda yığınların desteğini sağlamak için, karanlık bir biçimde anti-anamalcı (anti-kapitalist) propaganda yapmışsa da, gerçekte büyük burjuvazi, büyük toprak sahipleri, sermayedarlar ve endüstricilerce desteklenmiş ve beslenmiş bir rejimdir..
Trakya Üniversite Öğrencisi (Emre CON) un Ana Bilim dalı için öngördüğü Yüksek lisans tezi olarak hazırladığı kısa bir tanımdan sora, Ülkemizde öne alınan çabalara bir bakmak gerekiyor..
Ölümünün 19, yılında M. Menderesi mezarı başında andıklarında, onun ülkede kurdurup taban ettiği VATAN CEPESİ hatırlatıldı bana.. AKP iktidarının tüm gücüyle o izlere basa basa yürüdüğü gözlerden nasıl kaçar? 80 ilimiz de tek bir Alevi Vali gösterile bilir mi?
Suriye rejiminin tepesinde bir Alevi oturuyor diye tüm askeri birliklerin sınıra yığılması hangi amaca hizmet olarak düşünülebilir..?
Savaşı bir cinayet olarak düşünen birkaç ülke dayatması olmasa, bu ülkenin hali neyden neye dönmez ki?
İçerde durmadan sıraladığımız çözüm bekleyen sorunların hangisine çözüm düşünüldü ki? Her gün iki taraftan ölen öldürülen genç ana kuzuları iktidarın umurunda denilebilir mi? Çünkü o nedenle evine ateş düşen bir bakan ve bürokrat yandaşlardan kimseler yok ki..
Kürt açılımı- Alevi açılımı dendi, arkasında Arap baharına açıldılar. İktidar her sıkıştığında yaptığı gibi, şu günlerde de Erken seçimmiş, büyük il, belde kapatma gibi soyut gündem oluşturarak, hem parlamentoyu ve tuzu kuru belli bir kesimle iktidara zaman kazanmaya çalışılmakta..

Hay senin adın kalksaydı demokrasi.. Ha bunları halk seçmişti ya, ülkede demokrasi var demeye bu kadarı da yetiyor..

Yukarda bahsettik, Alman Faşist Adolf HİTLERi de ta 1933, halkları seçmişti.
Acıdır, çağdan ve çağdaşlaşan insanlardan ayıp oluyor dostlar.

20.10.2012

Administrator    06 Ekim 2012 14:24
SAVAŞ VE SÖMÜRÜYE KESİNLİKLE HAYIR //

Hadi gözünüz aydın, AKP liler Suriye de hiçte üstümüze lazım olmayan nedenlerle günahsız insan kanı akıtmak için bayağı da çaba harcamıştınız..
Akçakale de bir havan mermisinin gelip talihsiz gariban beş insanımızın evinin tepesine düşmesi, AKP ve savaş kışkırtıcılara bekledikleri fırsatın sanki de önünü açmış oldu, diyebilir miyiz..?
Adamlar özür dilediler, demek oluyor ki, olay istenmeyen bir kaza imiş ve kimler tarafından o mermi gariplerimizin ölümüne neden oldu, oda henüz netlik kazanmış değil..

Teskerenin oylanma sonucu bazı bakan ve vekillerin akan ve akıtılacak kanlar hiç de umurlarında değilmiş gibi, gülerek ağızlar birer karış tam da kulaklara kadar açılmıştı..
Peki o manzarayı izleyen insanlar, o koro halinde gülücüklerden nasıl bir anlam çıkarabildilerse..?
O teskere ile Suriye de olaydan habersiz ve günahsız insanların üzerine ölüm ateşi yağdırılacaktı.. Bu fırsatta bazı batı emperyalist ülkelerinde kışkırtmaları ve MHP nin de desteğiyle (adını demekten de tiksindiğim savaş teskeresinin çıkması) işte nice günahsız insanların üzerine ölümüne ateş yağdırmak amaçlı değil miydi..? Yağdırıldı bile..
Onca TV kanalları da, sanki hiç bir şeyler olmamış gibi olayın kıyısından köşesinden bile geçmediler..
Tayip beyin gizleyemeyeceği kadar ABD yanlı savaş kışkırtıcılığı Türkiye insanının rahatsız, huzursuz ve uykularını kaçırdığı kadar kendi vekillerinden bir 30 kadarı da o karara katılmadılar..
Yıllardır barış deyi haykırmamızı AKP kursaklarımıza tıkamış oldu..
AKP özellikle de S. Baş Bakanın aylardır çılgınca çabalarındaki asıl amaç, tüm dünya milletleri ve bazı meclis muhaliflerinin de karşı koyduğu gibi, doğrudanABD emperyalizminin işkalcı çıkarları için olduğu gözlerden kaçacak mıdır..? Aynı kanı halk arasında da ağırlıklı ve gün ve saatlere gündem olarak oturmuştur..
Tüm dünya milletlerinin ve tarihin de tanık olduğu bir doğru var ki ABD emperyalizminin dünya da akıttığı insan kanının tarih deki lekeleri silinmeyecek kadar da karadır.

Şimdiyse Türkiye insanı bu lekeye bulaşmamak için ülkesi adına sokaklara indi. Ancak kolluk güçleri sayesinde ayakta durmaya çalışan AKP nin anlaşılan o ki, umurunda bile değil..
Aş iş sorunuyla yatıp kalkan insanları savaş denen ölüme itelemesinin de vebalı hafif olmasa gerek..
Savaş ve sömürü yanlı sistem politikacıları aslında bu konuda yıllardır halklarla kavgalıdırlar..

Sözün özü: Dünya halkları savaş değil barışı özlediler bu konuda karar iktidarları değil milletlerin olmalıdır beyler .Ve hep birlikte savaşa da sömürüye de hayır, hayır, istemiyoruz denmekte efendiler.

Saygılarımla.

Administrator    20 Eylül 2012 16:27
ARABIN BAHARI YADA SAÇI MI?

Aslında ABD nin dünya ülkeleri üzerinde uyguladığı baskı ve sömürü politikası üzerine soru sormaya yada, yorum yapmaya hiç de gerek olmamalı diye düşünüyoruz.
Nasıl Arap baharı dendi de tabiri caizse bölgenin Arap saçı gibi dolaştırılıp hatta yolup yumak edip kanatılması o adi ABD sisteminin son zorbalığı değildir..
Dünya milletlerini birbirine vurdurmak için Dünyanın yarıdan fazlasına silah yapıp satan ABD gibi emperyalist bir ülkeye ve ona bel bağlayan bir avuç vicdanları kirli insanlara asla ve asla inanmamak gerekir..
Onlar Allahcı maskeleriyle Allahsızlıklarını ve kuldan ar etmediklerini, insanların gözlerinin içine baka baka gösterebilmekteler..
Emperyalist sinsi politikalarıyla, ülkelere özgürlük götürecekmiş gibi laflarının altında nelerin yattığı herkesçe anlaşılmış olmalı.. Dünyanın bir çok ülkesinde karşı eylemler buna kanıt ve açık bir uyarı olarak da izlenmektedir..

ABD Libya büyük elçisi öldürüldü,  boşu boşuna mıydı? ABD nin çıkarları pahasına o ülkelerde öldürülen insanların sayısı milyonları aşmadı mı? Gaddafi dövüle ezile öldürüldü..
Şimdi geç de kalınmış olsa, ABD yönetiminin dünyanın hiçbir ülkesinde istenmediği !kendi halkları tarafından da iyiden iyiye anlaşılmış olması gerekir..
Son olarak, Suriye de birilerini de araya sokuşturarak uygulanan insanlık suçları af edilecek cinsten denilebilir mi?
Hz Muhammede dil uzatacak kadar da hadlerini aşan bağnaz sistem insanlarıyla halen de dostluklardan söz edile biliyor..
Son olarak da, Araplara Arap baharı deyip açılan ABD zorba yönetimi öncelikle, İran, Irak, Suriye, Mısır, Libya, Yemen, gibi daha bir çok ülke halkları tarafında tokatlanıp kapı dışarı edilme eylemleri haklı eylemlerdir ve tüm dünyaca da bu desteklenmelidir diyoruz.
Amaç vicdanı ters çarpan insanı ve insanlığı bir hiç sayan zalimane sistemden kurtulmak gerekiyorsa gerekiyordur da, ABD ve taraftarlarına baş kaldırmakta daha da geç kalınmamalıdır diyoruz..
Bu Faşist emperyalist ABD yönetiminin tarihinde hiç bir dünya ülkesine özgürlük götürülmemiştir.. Tam tersi, Kore, Kampoçya, Viatnam, İrak ve ayağını bastığı tüm dünya ülkelerinde katliamların kan izleri var.. Zaten sistemleri sömürü için kan akıtmak amaçlı kurulmuş ve işletilmektedir..

Başkan OBAMAyı ötekileştirilmiş baskı gören o renklerden birisi olarak ABD halkları kocaman eli kanlı katil sistemde başkan yaptılar, kendisi tabiri caizse insan düşmanı sisteme hizmet etmekte asla kusur da etmemiştir..

ABD emperyalizminin sömürü politikalarına özenen bir çok da ülke sayabiliriz..
Bunlardan kurtulmanın tek çaresi, şuan için her ülke kendi bünyesinde mücadelesini vermesi gerekir.. Arap Baharı mı? ABD ve sömürü ülkelerinden arınmak ve huzura kavuşmak için kendi elleriyle oluşturabilecekleri çağdaş insancıl bir hukuk dünyası ile mümkün olabilir..
Şimdiyse; Arap saçına benzetilen alemde Arapı araba öldürtmekle mi bahar olacaktı?
O coğrafyada bunu diyen dillere sus deyip o ülkelerden en tezinden defedilmelidirler..
Türkiyede ise her gün kardeşi kardeşe öldürten sistem, başkalarını mutlu etmek yerine kendi içindeki kanı durdurmaya dönmelidir.. Her gün daha da çok ananın göz yaşları ülkeyi kara yasa boğmaktadır, tek çözüm İktidar ve tüm Muhalefet tezden masaya oturup çözüme dönmelilerdir o çığlık ve göz yaşlarına kaçıncı son denildiyse..

Huzur ve istikrarın kazanımı için asıl adres masa başı olmalıdır, diyoruz efendiler.

Saygılarımla.

Administrator    29 Ağustos 2012 11:31
SİSTEMİN İKİ YÜZLÜLERİ//

Şehirlere başka köylere neden daha başkasınız..?

Arguvan İsaköyünün yolu yamandı..Yama herkesinde anlayabildiği gibi, giyim elbise yada çamaşırı yırtıldığında yenisini alamayan fukaranın sırtındakilerden yırtılıp açılan yerleri öncelikle de, ayıp ve edep yerlerinin gözükmemesi için bulabildilerse uygun parçalarla kapatma işidir&

İSAKÖYÜ yolunun iki yılı aşkın süredir yırtılıp delik deşik olan yerleri 20 Ağustos 2012 de başlayıp iki gün içinde çarçabuk da yamayıp gittiler..
Ne kadar bir süre bu yama olan yerler yıl ya da ay olarak değil de, gün olarak dayanabilecekse? Ben tahmin edemiyorum, köycek hep birlikte bekleyip göreceğiz..

Bu yol günlük olarak çevre ve ilçe köy yolları arasında belki de en çok kullanılan yol olarak da gösterilebilir..Gece ve gündüz, 100 den fazla tarımda çalışan yük aracı TRAKTÖR, kamyon, taksi ziyaretçi ve gurbetçisi ile 24 saat bu gibi kullanılma durumu esasa alınmaksızın iş olsun gibilerden, delik ve yırtıklara birer yama atılarak işi bitirmiş gibi çekti gittiler..

Ayrıca, üç buçuk (KM) lik bu yolda 4 tane gidişli gelişli her an tehlike arz etmekte olan ve birilerinin ölmesine bekletilen önü gözükmeyen sırtlar var..
Bu köylüler vatanın üvey evlatları asla denilemez, çünkü bunlarda askerlik yapıyor ve vergi de veriyor devletine..
Toz toprak içinde çokça büyük cins baş hayvanlardan elde edilen, süt, yoğurt, ayran, yağ, peynir yapan insanların başta sağlığı ve ürettikleri bu ürünlerin büyük bir kısmının pazarlanıp insan tüketimine sunulması, bu işi başlatanlarca düşünülmeliydi diyoruz.. O açıdan mutfak ve yatak odalarına kadar savrulup giren toz toprak insan yaşayan sokaklarına girilip asvaltlanması gerekmez miydi?, efendiler..
Öyleyken, o İşten sorumlu kişilerce, köy ve insanlarının ne sağlığı ve nede ürettikleri ciddiye alınmaksızın, sadece yol ortaları yamalıklarla tabiri caizse baştan savularak geçiştirilmiş oldu..
Şehirliler devletine daha mı fazla askerlik yapıyor ve vergi veriyorlar?, hatta şehirli ve devlet brokratları bile, köylülerin alın teriyle ekmeğe kadar her şey için onlara muhtaç değiller midir? Öyleyken:
Neden köyler kışın çamur yaz aylarında toz toprak içinde seyrediliyor?

Bu Memleketin Anayasasında, Demokratik, Sosyal, Laik Bir Hukuk ülkesidir denmekte ve yazılıdır da..

Bunu böyle bilerek, iktidar olup devlet kasalarını kendi keyif ve istediklerine göre kullananlara soruyoruz; KÖY ŞEHİR ayrımcılığından tezden vazgeçilmelidir, uzay çağındayız bu günün icabıdır diye düşünüyoruz beyler..

Bu yazım ilgili sayın yetkililere ulaşırsa, bilmeliler ki;

Bu iş; ( yol yapmak işi değil, bizce yolu sollamak demektir..)

28.08.2012


308
Toplam kayıt bulunuyor
Design: Joomlamarket.de
© 2005 – 2020 www.alirizaugurlu.com