Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defterine Yaz


Administrator    26 Nisan 2012 20:44
ARGUVANLILAR ALDATILMIYOR MU?

Arguvann Yoncalı Barajı Ülke de, ya da Dünyada en eski projelerden birisidir.. AKP nin iktidar olmasıyla inşaatı dondurulan sonuçta ne olacağı da bilinemeyen bu tesis sudan sebeplerle dondurulduğu gibi duruyor&
Hani, İlgili S. Bakanın 2012 Nisan ayı içinde, herkesle birlikte gidip Yoncalı da çalışmaları başlatacağız, gibi sözü yaygındı ve konuşuluyordu, doğruysa Nisan ayını da bitirmek üzereyiz, ses de seda da yok kimselerden&
Ya da bu halk yine aldatıldık mı desin?
Bu ülke politikasında Hem iktidar ve de ana muhalefetin Arguvanlılara verdikleri sözler nedense yerine getirilmiyor?
Medyada büyük bir kesim AKP ye övgü olarak da olsa tüm işlerini kamu oyuna günü birlik sıcağı sıcağına ulaştırmakta..
Ancak, Arguvan la ilgili tek kelime gözlere çarpmadı..
Düşünüldüğü gibi bu halk aldatılıyor mu diyelim..?
Yada, milli menfaatleri de düşünülmüş bir projenin durdurulup bekletilmesinin devlet adına gerekçesi ne olabilir ki?
S.vekillerimiz Veli Ağ baba Ve S. F. M. Aslan oğlunun onca çabalarına rağmen, tamı tamına 10 yıldır tarım bölgesi olan bu yer havada bulutlara havale edildi..
-Arguvana laik bir kültür merkezini yaptırıp bir yıl sora ellerimle gelip açılışını yapacağım, sözü CHP nin 7, UATF de en yetkili ağızdan duyulmuştu..
2010. 27 Kasım olsa gerek, Ankara Arguvanlılar Kültür Derneğinin Arguvanla ilgili neleri konuşabiliriz, adlı yaptığı toplantıda S.Kaymakam Ve S Belediye Başkanı da hazır bulunmuşlardı. Toplantıda bazı Arguvan sorunları arasında başlıca yoncalı Barajı yani Arguvan yazısının su sorunu konuşulmuştu..
O toplantıda her söz alan katılımcının dile getirdikleri çözüm bekleyen sorunlar arasında ben bizzat şunları söylemiştim..
Arguvan ve köylerinin kuzeyinde yarı da bırakılan Yoncalı baraj ve aşağı güney kesimde ise, Karakaya Barajı ile Arguvan ovası sulama imkanlarına kavuştuğunda, Malatya da ekmek ucuzlar demiştim..
Şöyle ki; Fırat boğulmasıyla toplanan o su bir 5 Km yukarıya pompalandığında çözüme adım atılmış demektir..
Dediğimde Kaymakamımız S.Mehmet MARAŞ LI öğrendiğime göre baraj suyu kullanan çiftçiye pahalıya mal olurmuş, demişlerdi..

Anlaşılan o ki; konunun çözümü için Arguvan ve yöre halkı sessizliğini yetti artık deyip bozması gerekiyor.. Kulakları patlatırcasına, yükselen toplu bir sesle, at araba traktör ne varsa alıp meydanların kapatılması yöre halkına demokratik bir hak olarak doğmuştur..
Geciktirilmiş de olsa, daha fazla zaman kaybetmeden yetkililer uyarılmalıdır..
Bizzat Yoncalı Barajını bekletmenin nedeni yöreye bir ceza mıdır?, sorusu asıl demokratik yurttaşlık bir hak olarak sorulmalıdır diye düşünüyoruz.

Saygılarımla.

Administrator    20 Nisan 2012 16:20
ÇAĞDAŞLAŞMAYI ARKADAN HANÇERLEMEYE YELTENMESİNLER//

Bir seçimle devletin tepesine oturup herkes ya ben gibi, ya da yok sayarım
sözlerini yemezler efendi.. Gibi lik, bilimden giden bir yolda ancak sergilenebilir...
Arap kökenli feodal ve şartlı gururlanmanın ötesinde, dil, din, ırk, cinsiyet gibi farklılıkları birbirinden koparıp ve emek gasp etme yoluyla palazlananlar, demokrasiyi hep araç olarak kullanmaya kalkışmışlardır..
Demokraside sandıktan güçlü olarak çıkmakta ad ve asli görev adaleti tevzi ve tecelli ettirmek olmalıdır.. Ancak:
Sistem dürüst ellerde çağdaş yönlendirilemediği sürece ne kadar adından söz edilip övgü yağdırılsa yağdırılsın, hukuku da ne derse dersin, göz neyi gördüyse vaziyet odur.
Seçimle de olsa imkanlar yakalanıp ve de keyfe göre kullanıldığında, iş mülke sahip adalet diyen halklara düşecektir..
Eğitimli bir toplumun kendi kendini yönetebileceği sistemi çağdaşça oluşturup, hukuku da yapılıp, takip edilmesi ile, sıkıntılar askeriye çekilebilir diye düşünüyoruz..
Madem öyle; ülkenin hukuku işleyen bir sosyal yapıya öncelikle gerek var demektir.. Ya da:
Bulunduğumuz şu ortamda kendisini seçip seviyorum diyen halktan birisine, hadi bir takla at da göreyim sevdiğini, deyip oynatma olayı da, çarpıtılmış bir hayal demokraside ancak görülebilir..
Ahlaki değerleri toplumsal yaşamda ölçü olarak almayan bir devlet düzeni içinde, halkla alay da edilir, onlara taklada attırılır işte..
Zaten, emperyalist işbirlikçilik, iyiden iyiye irdelensin ve her şeyin çul çaputa çevrilmiş hali aynada görüldüğü gibi görülecektir&
Evet aynen de öyle. Emperyalist sömürü düzeninin ipini koluna ve beline dolamış, ona yardımcı uşaklık görevini üstlenen, yerli kapitalistlerin asıl görevlerinden birsi de, insanlara takla at dedirtebilen sınıflı toplum yaratmak ve onu amaç ve keyfe göre kullanmaktır..
Kaynaşmış birlikte yaşamaya alışkın halklar arasında dil din köken gibi sudan sebeplerle sokulmakta amaç, emeği de bölüp taban edip sömürmek olsa gerek&
Hiç kimse; soysal eşitlikçi hukuku olan bir yapının önünü kesmek için, çağdaşlaşmayı arkadan hançerlemeye hiç mi hiç kimseler yeltenmesinler &
Bu memlekette Aleviler, Kürtler ve başkaları da vardır ve oldukları gibi de kalıcılardır. Biri birlerine her yanlarıyla alışkın halkların, huzuru iyi bir çağdaş yönetimle mümkündür ve zor da olmasa gerek efendiler.

Saygılarımla.

Administrator    10 Nisan 2012 01:55
İLKELLİK GELECEĞİ KARANLIKLARA GÖMEBİLİR //

Adamın biri kırk yıl sora düşmandan intikamını almış, çabuk aldım demiş. 4-4-4 le eğitim sisteminde yaptıkları köklü değişikliklerle,hamd ederek dualarla yatıp ve kalkmış olmalılar. Çünkü S.Başbakan bu akşam yatarken hamd edersiniz demişti vekillerine..
Mecliste muhalefet ve toplumun tüm kesimlerini saf dışı tutarak, elde ettikleri meclis çoğunluğu ile 4.4.4 ü başarı ve rövanş olarak tek başlarına  hızlı bir şekilde yasalaştırdılar..
Helal olsun, bizler nelerin peşindeyken, bunlar nerden nereye&
8 yıllık kesintisiz eğitim nelere mal olmuş anlattıklarına göre..
Bu çalkantılar esnasında 4-4-4 le birlikte hazırlanan zamlar arka arkaya halka dayatıldı..
Şimdiyse S. Başbakan her konuşmasının büyük bir bölümünü 4-4-4 e ayırmadan edemiyor...
Bu gidişatın adına çoğulculuk demek için doğrudan iyi bir AKP li olmak gerekmez mi dersiniz?
İnanmak ve ibadet ferdi bir meseledir beyler. Burada devlet yönetenlerin yanlı politikaları, yan yana yaşamak ve yaşıyor olan farklılıklar arasında zıtlaşma ve sürtüşmelere zemin oluşturur kaygılarını taşımakta..
Şöyle ki, dindar yetiştireceğiz ve %15 alevimi yönetsin ülkeyi deyip S.Esadın üstüne üstüne gitmenin ötesinde, S. Başbakan ve Diş işler bakanının bu çıkışları, ülkenin 1, sınıf vatandaşı olan Alevileri her zaman olduğu gibi ötekiler olarak görmelerini anlamaya yetiyor olsa gerek..
Atılan ayırımcı lafların şuur altı beslenmişlere yem olduğu zaten Adıyaman, İzmir, Erzincan ve daha başka yörelerimizde görüldü bile..Alevilerin evleri işaretlenmedi mi..?

Diğer bir konu: 4-4-4 lerin Akabinde; 32 yıl hiç de umursanmayan 12 Eylül 80 darbecileri sorguya çağrılıyor& Darbeci faşistlerden hayatta olan 90 lık kişilere bunca yıl sora hadi gel hesap verin çağrısı yapılabildiği kadar yapılsın, gelmediler işte..
Soruyoruz; onca zamandır faşist cuntacıların bunca edip ettirdikleri, niçin ve neden sorulmadıysa?
Davaya müdahil onca yüreği yananlardan bunu diyecek birileri çıkacaktır elbette..
Türkiye de 12 Eylül faşist darbeden içi ve canı yanmayan, tek darbeciler ve onların taraftarları kalmıştı..
Cuntanın başı Kenan EVREN, bugün olsa o günkü yaptıklarımı yine de yaparım diyebiliyor..
Anlaşılan, kamu vicdanını rahatlatacak hukuksal bir ceza cuntacı ve taraftarlarının aklının ucundan bile geçmiyor&
Ancak; konuya yargının önü açılmışken, günümüzde ve gelecekteki insani dava ve davranışlara ölçü olma açısından, sanıklara ayrılan sandalyeler dahi boş da olsa herkesin anlayacağı bir dille, iddianameler okunmalı ve 12 Eylül sorgulanıp yargılanmalıdır, diyoruz.

09.04.2012

Administrator    29 Mart 2012 20:38
DEMOKRASİ BİR UZLAŞMA REJİMİ MİDİR?

Siyasi partiler demokrasinin olmasa olmazlarındandır. Doğrudur çoğulcu demokrasilerde aynen de öyledir..
Siyasi bir parti belli bir çoğunluğun oylarıyla ülke yönetimine getirilir. Getirilmeye getirilir de, yaşamı konu alan her konuda seçmen hukuku yetersizliklerin tamamlanması görevini de birlikte o iktidara yükler ve gerektiğinde de, sokağa çıkıp uyarılarda bulunmakla da mükelleftir. Demokrasilerde bunun burası bir hukuku haktır ve oda olmazsa olmazlardandır..
Eğer bir ülkede demokrasi var deniliyorsa hiç kimse kıvırtmasın, bu aynen böyledir&
Bunun burasını anlamak zor olmasa gerek. Seçilmişlerin dillerine ulamış oldukları bir söz vardır bizleri halk seçti deyip işlerine geldiği gibi düpe düz giderler. Güç ve yetki aldıkları huzur ve istikrar sözü verdikleri halk akıllarının ucundan bile geçmez..
Demokrasi Halkların kendi kendini yönetme biçimidir bu tarif kağıt üzerinde tozlandıkça da kat kat tozlandırılır..
Meclis çalışmalarına bakıldığında kendileri için çıkarılacak bir yasa konu olduğunda kabul edenler dendiği an parmaklar kalkar, indirmen dense kollar kopsa dahi, öbür ellerini dirsekten destek eder sabahlara kadar da indirmezler..
Peki ya işsizler, asgari ücretle çalışanlar, emekliler, köylüler memurlar, geçim sıkıntılarını dile getirmek için, yada demokratik çağdaş olmayan yönlenmeyi kınamak içi sokağa çıktıklarında alabildiğine dayak yerler.. Görsel ve yazılı basının herkese servis ettiği gibi..
Gidişatın aynen böyle olduğu artık herkes tarafından da anlaşılmış olsa gerek&
Siyasi partiler kurulduğunda öylesi bir kulağa hoş gelecek isimlerle isimlendirip halkın önüne getirilir ki. Demek o da halkı kandırmak için oluyor anlaşılan..
Demokrasi bir uzlaşma rejimidir, bunun bilincinde olan herkes bunu söyler. Söylerler de, ancak uzlaşmanın adı ve açık adresi neresi, halka anlaşılacağı şekilde anlatılmaz..
Ve de, iktidarın her konuda olduğu gibi, tavrına bakıldığında demokrasi bir uzlaşmama rejimi oldu gibi&
Sistem dönen bir yuvarlaktan insanların uzaya uçuştuğu bir gelecekten yana değil de, yer yüzünde tabulaşmış beyinlerin taban edildiği karanlık dar sokaklar mı olmalıdır?
Durmadan değişen dünya da, geliştirilen tekniğin insanı eğittiği hele de şu çağda, geriye dönüşümlerin cezası gelecek kuşağa ağırdan kesilecek demektir..
Demokrasilerden söz ediliyor ya, Demokrasilerde bu günün insan beyninin şuur altı beslenmesi ile insana büyük haksızlık ve yazık olmuyor mu, bu herkesin de malumu olsa gerek, efendiler...
Şunun şurasını da demeden geçmek istemiyorum..

Emeğin yüce bir değer olduğu kabul görmüyorsa, o sistemde demokrasinin (D) sinden bile söz edilmesi tek kelimeyle kandırmaca olur.

Saygılarımla.

Administrator    19 Mart 2012 05:38
BARIŞA SUSAMIŞLIĞIN ASIL NEDENLERİ //

Mozaik ve hele de global bir dünyada, sermayenin tek başına söz sahibi olduğu sınıflı bir sistemde huzur ve refahtan söz etmek kesinlikle kandırmaca olur&
Parça buçuk edilmiş, arada sınırların da kıskacında kıstırılmış farklılıkların barış içinde yaşayabilmesine kesinlikle müsaade edilmediğini artık anlamak zor olmasa gerek&
Sermayenin kader yazdığı bu sistemin adı, kapitalizmdir, dersek ne dinimiz ve nede imanımıza, zerre zarar gelir diye düşünüyorum&
Sistemciler daha da palazlanmaları için, farklılıkların arasına kurnazca sokulmanın hesaplarını çok mu çok iyi yaparlar, çünkü şart ve esastır..
Nedir o farklılıklar?  Din, Dil, Köken,Renkler ve cinsiyet, burasını örneğin emperyalizmin kucağına kendini atmış ülkelerde görmek gayet mümkün..
Onlar kendi ülkelerinde sorunların çözümüyle mücadele etmek yerine, sözünü ettiğimiz emperyalist işbirlikçilerin gözüne girmeyi vazife bilirler&
Onca farklılıkların iç içe yan yana yaşadığı ve çok sınıflı bir düzende meydanlar boş bırakılacak ve o ortamda huzur ve refah arayacaksınız.. Yok öyle bir örneği..
Ülkemiz Türkiye de, akşam sabah meydan ve sokaklar kavgaların her türlüsüyle doldurulup donatıldığı şu günlerde, İktidar Suriye de S. Esad rejimini devirmek için bütün güçleriyle çaba harcamaktalar.
Bu komşu ülkeyle arada hiç bir sorun yokken, kendilerinin söz sahibi olduğu Türkiyede 25 Milyon alevinin gözlerine içine baka baka, varlığını da bir hiç sayarak, 15 % bir alevi nüfus mu Suriye yi yönetsin, diyebiliyorlar..
Bu çıkışlarla asırlardır yan yana iç içe yaşamış ve yaşamaya alışkın onca mozaik yandaşların aralarını açmaya kimselerin gücü ve kudreti yetmez ve yetmemelidir diye düşünüyoruz..
Daha yakın bir tarihte, Barışın Adresi Halkların Kardeşliğidir deyip bir başlık yazısı yayınlamıştım..
Bu adrese asıl hedef olarak yönelemeyen gelmiş geçmiş tüm devlet ve hükümet politikalarını tarihin derin kara sayfalarında bulmak mümkündür...
Bizleri demokratik bir yapıda halk seçti diyebilirler ve söz kulaklara hoş da gelebilir, çünkü o sistem halkların kendi kendini yönetme sistemidir. O nedenle günü geldiğinde seçmen sandığa koşar ve oyunu kullanır..
Uygulamada demokratik insan hak ve hukukunun özgür ve herkes için eşit koşullarda yazılıp uygulanması da, işin anlamı ve esası olarak bilinmektedir..
Yada, 1933 lerde milyonların katili Alman Adolf Hitler de adı geçen demokratik seçimle başa getirilmişti&
Sözün kısası, bir ülkede barışa susamışlığın asıl nedeni ve sebebi, o ülkede yetki verilmiş iktidarların ta kendisidir, diye düşünüyoruz.

Saygılarımla.


308
Toplam kayıt bulunuyor
Design: Joomlamarket.de
© 2005 – 2020 www.alirizaugurlu.com