Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defterine Yaz


Administrator    16 Mart 2012 02:17
BU GİDİŞATA GİDİŞAT DENİLEBİLİR Mİ?

Yanılmıyorsam 29 OCAK gecenin sessizliğinden yararlanan kaç kişi ve arkalarında kimler gizlendi ise, Adıyaman ilimizin bir Alevi Mahallesinde evler işaretleniyor&
Devlet destekli bu tip gerici eylemlerin arkada bıraktığı acılar unutulmuş olmalı ki,
S. Bakana göre adam aman çocuk işidir, büyütmeyelim, demekle yetindiler&
Ta başından beri, Emevilerden, Muaviye ve Oğlu Yezit tarafından Hz. Muhammet ve Hz. Ali soyu ve taraftarlarına düşmanlık, Abbasiler, Selçuklular, Osmanlılar ve Cumhuriyetle de günümüze dek süregelmiştir..
Cumhuriyetin ilanı Alevi ve Bektaşiler açısından sevindirici de olsa, her dönemde olduğu gibi, cumhuriyet döneminde de, Aleviler hep ötekileştirilmiş, Sivas K.Maraş ve benzer katliamlara hedef olmuşlardır&
Öyleyken, AKP. Hz Muhammet soyunun asıl düşmanlarından Mervan ismiyle büyüyen birisini vekil seçtirip meclise bile getirmişlerdi. Zalim Muaviyenin meclisinde de ehlibeyt düşmanı bir Mervan vardı& Bu Mervan o Mervan kesinlikle demek istemiyorum.
Ancak; Alevi ve Bektaşiler çocuklarına Mervam, Muaviye ve Yezit ismini kesinlikle koymazlar, çünkü o isimli şahıslar Hz. Muhammedin torunları ve soyunu katletmişlerdir&
Koyanların yıldızı bugünkü siyasetle daha da parlayabilir, çünkü geleceğe dindar yetiştireceğiz ve arkasından Madımakta 37 canı yakan katillerin davası düşürüldüğünde de ülkemiz için hayırlı olsun diyebilmiştir, S. Başbakan&
Dindarlık yezitlik olmasa bile, Alevi ve Bektaşiliğe en az geçmişleri kadar yabancı ve mesafeli duracaklardır...
İşte örneği; Sivas katilleri halkın arasında dolaşıyor ve en önemli yerlerde iş verip ödüllendirdikleri de oldu&
O dava 19 yıldır bitirilmedi, zaman aşımına bekletildi ve o sonuca sevinenler bilmeliler ki o vebalın ve suçun asıl ortağıdırlar..
Gündemi kasıp kavuran diğer bir konu, eğitim yasasında 4.4.4 deyip muhalefete göre dayatılan değişiklik ise, Hz. Muhammedin Ben ilmin şehriyim, Ali de kapısıdır hadisiyle barışık olacak mıdır?
S. Başbakan bizde ötekileştirme gibi bir ayrımcılık olamaz dediler&bu ülke barış ve huzur ülkesi olmak için alabildiğine susamıştır..
İnançta, dilde, iç içe özgür ve kardeşçe yaşamayı sağlamak ve devletin tarafsızlığını korumak için, söz sahibi olan iktidarlar için, engel ne olabilir ki?
Diğer bir soru, muhatabı doğrudan siz AKP iktidarınızdır&
Ülkede Ergenekon ve balyozculara kızıldığı kadar, Suriye deki isyancılara değil de, tam tersi, Sayın Esada ver gitsin edilmekte..
S. Dış İşler Bakanı, dünyayla bağlarını koparmış S. Esad a vurun çığırtkanlığı yapmakla meşgul.. %15 lik bir alevi nüfus yönetiyor Suriyeyi demekle kendi ülkesinde var olan ötekileştirmeyi daha da derinleştirmeye çağrı yapmış olmuyor mu?
Bu gidişatın ülkeyi iyi bir geleceğe taşıyacağına inanıp ihtimal vermek oldukça zor efendiler.

Administrator    22 Şubat 2012 16:30
FAŞİZMİN SIRILSIKLAM ÇIĞIRTKANLILIĞI

Erzurum Yakutiye Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen huzur toplantısına katılan Dumlupınar İlköğretim Okulu Müdürü Mustafa Aydının vicdanları şişiren çığırtkanlığı..
Suçluların gen haritası çıkarılsın, çocuk doğduktan sonra analizi yapılsın, Vatana Millete Ülkeye zararlı ise yürümeden yok edilsin&
19.02. 2012 de yapılan bu korkunç açıklama, ülke genelinde tümden yürekleri burktu ve sıkmış olmalı...
Bu sözler Türkiyenin geleceğini belirlemek gibi önemli, hem de çok önemli bir yerde, 30 yılı aşkın bir süre görev verilmiş bir okul müdürüne ait..
-Eyvah mı eyvah. Güzel dünyamızın gelecek kuşağı bu tip faşist beyinler elinde eğitilip topluma katılacak olursa, gelecekte oturup dizleri dövmek yerine, daha da fazla geç kalmadan eller çeneye deyip topluca düşünmek gerektir&
Bu tehlikeli laflar arkasından müdürün açığa alınması, yerinde bir karar. O nedenle, Sayın Bakana teşekkür ederiz&
Ancak; gelişmiş ve daha da gelişmek için çaba harcanan 7 Milyar insanın dünyasında, bu tip karanlık beyinlerin arındırılması için çabalar ihmal edilmiş olmalı ki, halen bu tip düşünenler çok önemli yerlerde bile iş başındalar..
Kim bilir, bu müdür bu tip tüvler ürpertici fikirlerini ne kadar ve nerelerde alabildiğine savunmuş olacak ki, öylesi bir toplantıda hiç de çekinmeden, TV karşısında zehrini attı..
İtalyan Musolini ve F.Almanya da Adolf Hitler le yaşanan faşizm tarihte kara lekeler olarak günübirlik, tv kanallarında lanetlenerek bölümler halinde tüm dünya halklarına izletip anlatılmaktadır..
Öyleyken, o dönemin faşizmini çok iyi bilen Türkiye insanı ve tarihçileri huzurunda bir eğitim görevlisi, yeni doğan bir bebeğin katledilmesinin gereğinden söz edebiliyor..
Müd. Mustafa Aydını o korkunç açıklamaları karşısında, ya gülüşerek alkışlanması ne değer?
On binlerce canın sakat kalmasına, maddi yıkıma ve 60 Milyon insanı katleden faşist Nazi düşünce adamı, Mustafa Müdürgibilerin alkışlanması, bizce bir o kadar da yakışıksızdı..
Elbette ki, bu ırkçı faşist ideoloji hakkında ne desek eksik kalır. Çünkü geçmişe bakıldığında,  Kökten dinci ve ırkçı faşist ideolojiler, tarih boyu toplu savaş ve katliamlara hep malzeme olarak kullanılmıştır..
Öyleyse önce insansözlerimin altını kalınca bir daha çizip sözü bağlamak istiyorum.

Saygılarımla.

Administrator    19 Şubat 2012 15:27
KURU KALABALIĞA TAKILMAK YERİNE //

Nedir ülkenin içine itildiği ve sorunlara da gölge eden, gündemi tümden işkal altına almış yanık kokan laflar? (Adı yeni, içerik daha da eski bir anayasa) Bu tip kuru kalabalığın köşede kahvede bile bilmeye tartışılıp medyaya da aktarılması&
Öncelikle bu konu, 12 Eylül faşist eller ve beyinlerle hazırlanmış, muhalefeti ve her aydın demokratı derinden düşündüren, anayasa Acaba, çağdaş bir biçimle yanıtını bulabilecek midir?
Sorusuna kimler evet diyecek? Hele de; başta AKP ve ona kırmızı çizgilerle hazırlanan muhaliflerin meclisinden çağdaş bir anayasayı, ufukta bile baksak görebilecek miyiz?
Dense ki, kardeşim bu günkü bu yapıyla beklenen ve geleceğe de ışıklar saçacak bir anayasayı siz yapamayacaksınız.Vatan millet Sakarya demeyi bırakında insanı ve onun geleceğini konu edecek bir anayasayı, bazı dünya aydınları hazırlasın, siz de kullanın, dense, hayır biz kendi anayasamızı kendimiz yaparız ve istersek de bir gecede işi bitiririz, nasıl olsa halk çoğunluğu da bizden yanadır, denmeyecek mi?&
Harcanacak onca zaman, netice itibariyle rüzgarlara yem olup uçup gidecektir&
Yada; mecliste ki çoğunluk partilerine inanan iyi hazırladıkları tabanına da desteğiyle kendilerine göre bir anayasa tartışması kavgasıyla zamanı kullanacaktır &
Bunun örneği Tüzük değişikliğinde yaşananlar ve MİT yasası ile de görüldü ve bir gecede mecliste oylanıp ve  S. Cumhurbaşkanı tarafından onanıp yürürlüğe kondu bile &
1937 de laiklikle de tanımlanıp değiştirilmesi konu bile edilemeyen mevcut anayasa da bazı maddeler var&
Örneğin MADDE 2.- TC. toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, (demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. İbaresi henüz yerindedir.
Ancak; ülke İnsan haklarına saygılı, adalet anlayışı içinde, laik demokratik bir hukuk ülkesi şimdiye dek olabilmiş midir?
Bu ve bazı maddeler her değişiklerde dokunulması konu bile edilemedi. Ancak, bağlayıcı bir anayasa maddesi olarak da, uygulandı diyemeyiz &
Madde 2.- nin altında olan maddeleri işine gelen her iktidar çıkarına ve politikalarına göre yorumunu yaptı ve uyarladı&
Şimdiyse; AKP 12 Eylül faşist cuntanın halka dayattığı Anayasadan mı, yada değiştirilmesi teklif bile edilemeyen maddelerin içeriğinden mi daha çok rahatsız?,
burası anlaşılmış olsa gerek&
AKP kendi amaç ve politikalarına rahatça yol verecek bir anayasanın yapılması için Meclis çoğunluğunu da bir kanimet bilerek tüm hazırlıklarını sürdürüyor olsa gerek.
Şimdiye dek yazılarımızda çağa göre fikirler ortaya koyardık, artık, yerine çağdaşlığa açılmanın mücadele yolları araştırılmalıdır diyoruz&
Sözün kısası; görünen köy kılavuz istemez, Mit yasası çalışmalarında madalyanın asıl yüzü göründü, günün kuru kalabalığı ile zaman boşa harcanmamalıdır diyoruz.

Saygılarımla.

Administrator    09 Şubat 2012 20:12
SİSTEMİ SIKINTILAR DAHADA SIKTI //

Başbakanın dindar yetiştireceğiz, çıkışları niçin yadırganır ki, demokrasi bir araçtır gibi yıllar önceki sözlerini hatırlatmaya gerek var mı dersiniz&
Bu korkulu rüyalara ta ki Cumhuriyetin ilanı ve yapılan devrimlerle yatılıp ve kalkılmaktaydı&
Sevgili yorgun demokratlar, Hilafet yıkıldı Halife kovulmuştu, az iş miydi bunlar, o kin yürekleri ta o zaman burkup kıvırıp bırakmıştı elbette ki&
Dersim katliamını yapanlar da kimler idi? Elbistan, K.Maraş, Malatya, Gazi, Çorum katliamları insancıl bir yargılamaya alınmayıp ve nice aydın katillerinin adına faili meçhuller dendi. Ta başından beri bu anlayışa karşı akıllıca demokratik örgütlü tedbirler niçin alınmadıysa. Bu gün yalnız bu lafları laflarla yadırgamakla bir yerlere varılamayacağı da kesin. Akıl başa deyip halk yalan yanlış ilkel bir siyasetin peşinde sürükleniyor da olsa, asıl doğrulara kulak asmak zorunluluğu hatırlatılmalıdır. Çağdaş inandırıcı bir siyasetle halkla kucaklaşmakta daha da fazla geç kalınmamalıdır. Bu da halk oyuyla muhalefette bırakılan partilerin asıl başlı başına görevidir&
Yıllardır alabildiğine önü boş ve açık bırakılan bu yapılanmanın emevi İslam rejimi gerçekleştirme çabaları hepten göz ardı edilmedi mi? Bu yapılanma karşısında adam dur da görelim demekle başka bir istikamet hayal edilebilir miydi?
Hz. Muhammedi koruma yasası niçin yok da M. Kemaliçin var, Ayet midir bu, diyebilen eski bir bakan, anayasası laik Cumhuriyet Hükümetlerinin milli eğitim bakanlığını da yaptılar&
Eğer konu buralara getirilecek olursa, Hz Muhammed, fazla düşünce berekettir diye buyurmuşlar, bu günün iktidarı halklar tarafından muhalefet görevi verilen partilerin düşüncelerine yer verilmekte midir?
Çağımıza hiç de yakışmayan bir siyasetle yüz yüze gelindiği ve dinin de siyasetle karıştırılıp istismar ediliyor olması tartışma götürmese gerek.
1950 lerden günümüze dek, bu siyasetin muhalifi onca hayatta olan siyasilerin hepsine de sormak gerekir. Bırakın partisinin başına geçsin, hükümetini kursun da görelim, halk seçti demişlerdi. Öyle ya, bugünkü tutuklu vekilleri de halk seçmemiş miydi?
Asıl sözün sağı; şu veya bu, parti demeden, küçük veya büyük partilerin ve  sivil demokratik katmanlarında katkı sunacağı demokratik çabalarla çağın asıl düzenini yakalamaya kollar sıvanmalıdır diyoruz& Çünkü;
Bugün parlamentoda birden fazla muhalefetin varlığına ve uyum çabalarına rağmen AKP nin tek bir parti gibi parlamentoyu ilkel bir siyasetle yönlendirme çabaları, son yetkili ağızların açıklamalarıyla sistemi daha da sıktı ve kaygıları daha artırmıştır. 89 yıllık Cumhuriyet ve az da olsa atılan adımların önünün kesilmesine izin verilmemelidir diye düşünüyoruz.

10.02. 2012

Administrator    21 Ocak 2012 04:21
AYIPLARLA DÖNEN DÜNYA /

Hele de bu yeni dünya düzeninde diyar dolaşan devlet adamları yurttaşlar tarafından ciddi ve dört gözle takibe alınıyor olsa gerek&
Katliamlar, yolsuzluk, işsiz ve açlarla dolu bir dünya da, inadına kalpazanlık ve kan akıtmakla halklar susturulmaya, pusturulmaya, çalışıldı ve çalışılmaktadır&
Ayıplar yüklü bu dünyaya bir bakmak istediğinde insan, çok uluslu sermayeyle en yoğun ilişkiler içerisinde hukuksuzluğu da ilke edinen ülkeler arasında Türkiye yi de görebiliyorsunuz &
Nasıl mı ? anlatacağım:
H. DİNK katillerine örgütsüz dendi. Uğur Mumcu ve nicelerine ve de 12. Eylül 80 faşizminin işkencelerle yok ettiği insanların faillerine de meçhul denmişti. 30 yıl sora da olsa işkencede öldürülen onca insan kemikleri konup gizlendikleri çukurlardan el gaza ile de olsa çıkarıldı&
Sevgili Cumartesi annelerinin bu gerçekler karşısında diyecekleri çok şeyler olmalıdır elbette ki
Diyarbakır eski ceza evi kazı çalışmalarında işkencede öldürülmüş ve en yakın duvarın dibi cesetlerin tezden gizlenebilmesi açısından müsaitti demek&
Bu doğrular karşısında, uykusu kaçması gereken iktidarın ülkeyi bu ve benzeri ayıplardan kurtarmak gibi bir niyeti de henüz yok gibi&
Neden niçin, bu böyle deyip düşünmeye ve sormaya bence gerek de yok & Çünkü,
uluslar arası iş birlikçi sermaye, benzeri bu vebal ve insanlık suçlarının dolaylı da olsa, asıl failleridir. Faşizm denen ilkel anlayışın tohumlarını ekti ve biçenlerde yine onlardır&
Güzel Ülkem Türkiyede, yolsuzluk ve usulsüzlük gibi gerekçelerle haklarında soruşturma düzenlenen onca vekil, dokunulmazlıkların arkasında kamu vicdanını hiç de ciddiye almaksızın ülke yönetiyor izlenimi vermekteler&İşte bu yapılanmanın içerisinde, ilkel yönetimlerin her çeşidi vardır, gerektiğinde uygulanır da . Sevgili H. DİNK i öldürenler örgütsüz hazırlanmışlar o işe&
Yakın tarihin acı ve büyük ayıbı Uludere de çoğu çocuk yaşta 34 kişinin katledilme nedenini açıklamak yerine kanlarının üstünü bir avuç toprakla kapatıp, ailelerine bedel ödeyeceklerinden söz edilmekte.
Böyleyken, koltuk koruma pahasına, tüm kurumları kendi yandaşlarıyla doldurdular. Seçimle geldik, demokrasi var, biz demokratlarız denmekte&
Kazın ayağı hiç de öyle görünmüyor. 19 Ocak merhum H. DİNK davasında varılan sonuç karşıtı meydanlarda vicdanlarının sesini yükseltenler idi bizce asıl demokratlar&
İnsan düşünüyor; üst üste konmuş onca ayıp ve günahlar karşısında ülke yönetenleri geceleri nasıl bir uyku tutar? Bunun burası da, seçmen tarafından başlı başına bir merak konusu olmalıdır diye düşünüyoruz&

20.01.2012


308
Toplam kayıt bulunuyor
Design: Joomlamarket.de
© 2005 – 2020 www.alirizaugurlu.com