Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defterine Yaz


Administrator    23 Kasım 2011 04:14
AVRUPAYA GÖÇÜN 50, YILI

Adamın biri damdan düşmüş, dalı beli ağrıyan zavallının başına toplanırlar yazık oldu neren acıdı, yanın mı belin mi?. Adam acılar içinde kıvranmakta ağzını açıp bir şeyler demeye çalışır, zor bela birazda olsa kendine geldiğinde etrafa dönüp (komşular içinizde damdan düşen birisi varsa o bilir demiş &
1961 in son aylarından başlayarak Almanların tabiriyle ucuz iş gücü deyip insan pazarlandığı yıllarda ben henüz İzmir Menemen de askerdim, Gün gelecek o kervana katılacağım aklımdan bile geçmezdi&
O tarihlerde gurbette iş arayan birisi olarak İbrahim Ö. adında köylüm işe çağrılıyorum sevinciyle o göçe katılır& Almanyanın Ruhr Bölgesinde yer altı maden ocaklarında götürüp işe koyarlar& İ.Ö. in 1965 ortalarında köye cenazesi geldi. Merhumun yukardan tepesine düşen taştı ölümüne sebep dendi &
Yaşam koşullarının zorlamasıyla Malatya İş Bulma kurumuna 1965 sonlarında ben de dilekçe vermiştim, verdiğim dilekçeye1969 - Şubat sonu cevap aldım. 127 Malatya ve köylerinden Almanyanın Köln Fort fabrikasına gönderilmemiz için işlemlere çağrılmıştık.
Koşarak gittik. Neydi o sevinç yada üzüntü mü, onu bile bilemeden, oysa ki, birer ucuz iş gücü olarak çağrılıyormuşuz. Herkes, işin esasını ancak oraya vardığında anlayabilmişti&
İsveçli yazarın dediği gibi, iş gücü çağrıldı İnsan çıktılar. Hiç bir anlaşmaya tabi olmadan Dr. kontrolünden geçirilerek trenlere doldurtup gönderdiler&
O insanlara oralarda, birer ucuz iş gücü, Gast arbeiter, misafir işçi ne derlerse desinler, zamanın hükümetleri kendileri açısından yerden göğe kadar da haklılarmış, çünkü onlar arkası kesilmeyen döviz kaynağı olacaktı oralarda&
Anında adları da kondu Almancı İki dere bir arada buldu herkes kendisini&1996 da yazmıştım Almancı Yabancılar Yüz sayfalık o kitapta, oda ne demekti?, anlatmaya çalıştım&
Arkasından Uzakta Çalan Davulun Sesi ikinci kitabın sayfa sayısını 182 ye çıkardım. Oralarda neler oldu, ne şartlarda insanlarımız ekmeğini kazanmakta? Sanki kimlerin umurundaydı ki? Bir baktık adları Altın yumurtlayan tavuk olmuş. Dedim ya, adamlar yerden göğe kadar da haklılarmış, karşılıksız döviz, su gibi aktı kasalarına ve akmaya da devam etmekte&
Aracısı tefecisi, gümrükçüsü, Kom Basanlar İpraşlar, Fadıllar, Deniz fenerinden alında soymayan kim kaldı ki?, kaynar suda haşlanmış tavuk gibi yoldular hepsini.
İlk olarak tahta bavul yada bez torbaları sırtlayan herkesin iki yıl da para kazanıp yurda ailelerinin yanına dönmek vardı hesaplarda. Amma, evdeki hesap pazara uymadı, o kararlara kapılar tamamen kapatıldı. İşte o günden günümüze dek, günden güne daha da tekelleşen sistemin rengi değişmedi& Bunlar yumurtlasınlar dendi. Bir seçme seçilme hakkını düzenleyemeyen Cunta ve devamı yönetimler sahte ikinci vatandaşlığı dayattı o insanlara&
Siz vatanınızı ve milletinizi seviyorsunuz, dediler. Ancak, kendileri hiç mi hiç. Örneğin Deniz Feneri meselesi, o paralar kimlerin alın teri göz nuruydu? Üzeri de kimler tarafından kapatılıp karanlıklara gömülmek isteniyor?
Ülkeye dönüş umutlarını kaybeden, ucuz iş gücü olarak pazarlanan ve kalıcılığa zorlanan o güzel insanlardan bazıları bulundukları ülkelerde, işveren, siyasete atılan, mal mülk edinenlerin sayısı her yıl daha da artmakta&
Şimdi yaşamı emeğine borçlu o insanlar, göçün elli yılını anmaktalar. Elbette ki, o günden günümüze dek köprü altından çok sular aktı, koskocaman bir yarım asır&
Birinci kuşak üretimden düştü artık, yaşamları Kitap oldu, film oldu, oyun olup sahnelere kondu ve daha da olacaklardan gayri.

Elimizden yurdumuzdan ayrıldık
Acap nerde kalır sonumuz bizim
Acı bir poyrazdı esti dağıttı
Bilmem nasıl olur sonumuz bizim

Bir gün gelir yaprak yaprak yazarlar
Yaprakları kitap edip dizerler
Kimimize garip mezar kazarlar
Acap nerde kalır sonumuz bizim

Ekmek için diyar diyar sürüldük
Eşya olduk elden ele verildik
Nere gittik ise ayrı görüldük
Bilmem nasıl olur sonumuz bizim

Ali Rızam, kime gidip dert açam
Tapusuz dağ da yok oraya göçem
Kanadım da yok ki Merihe uçam
Acap nerde kalır sonumuz bizim

01.11.1981 de yazıp (BBDKG) şiir kitabıma da koyduğum bu şiirimle o güzel emekçi kardeşlerime bulundukları ülkede sağlık ve mutluluk dolu bir gelecek diliyor sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.

Saygılarımla.

Administrator    14 Kasım 2011 19:26
MALATYA DA ULUSLARARASI TÜRK HALK MÜZİĞİ SEMPOZYUMU

İlimiz Malatya da üç güzel tam güne yayılan, 80 kadar bilim adamının da davet edildiği ve davetli bilim adamı aydınlar tarafından günün önemine uygun hazırlanıp okunan bildirilerden de yararlandığımız güzel bir üç gün geçti&
Konu: Türk Halk Müziğinin Dünü Bugünü ve Yarını adlı bu sempozyum, edindiğimiz bilgilere göre Sayın Valinin Başkanlığında, Belediye ve İl Kültür Müdürlüğü tarafından ortaklaşa hazırlanmıştı.
Sempozyum, müziğin önemine inanan ve iyiden iyiye anlayabilen herkes tarafından izlenmeyi dinlemeyi değerdi diye de düşünüyorum...
Malatya da bir ilki yapılan bu sempozyum, Tarih 2011-11 Cuma günü saat 11oo de, Sayın Vali Doç. Dr. Ulvi SARAN tarafından açılışı yapılıyor. Sempozyum Malatya Kültür Merkezinde iki Malatya lı sanat adamı  Kemal SUNAL ve Fahri KAYAHAN ın adı konan salonlarda sürdürüldü&
Üç gün boyu bekleme ve dinlemeye değer TÜRK HALK MÜZİĞİNİN DÜNÜ BUGÜNÜ VE YARINI ayrı ayrı her iki salonda yukarda da değindiğim gibi,önceden hazırlanmış bildirilerle bölümler halinde dinleyicilere sunuldu&
O üç gün boyu davet edilen ve bildiri sunan bilim adamlarını o vesileyle de tanıma şansımız oldu&
Sempozyumun akışı hakkında fazla ayrıntılara girmek oldukça zor, çünkü her konuşulan ve sunulan bildirileri dinlemek için zamanı kullanmak bazı dışarı girip çıkma ve birilerine takılma gibi engeller isteye istemeye zamanı alıp götürüyordu&
Yine de ilk ve her akşam paneller bittiğinde, hazırlanmış olan konserler salonda bulunanlarca, sebebi ve sanatçılar sağ olsunlar, çok şeyi değiyordu&
Çağrılan ve emek vererek hazırlanıp gelen değerli bilim adamları ve çalıp okuyan güzel sanatçılara rağmen ;
Türk Halk Müziğinin Dünü, Bugünü Ve Yarını, anlatılan salonlarda neden yeteri kadar izleyici yoktu? Diğeri, Halk türkülerinin oluşmasında büyük payı olan bir kaç halk şairine programda yer ayrılmaması da bir eksiklikti diye düşünüyorum. Emperyalist güçlerin sıkışıp üçüncü bir dünya savaşını dünyanın eşiğine çektiği ve 7. Miyar insanın o korkularla yatıp kalktığı şu günlerde sempozyumda halk şairlerine yer ayrılmaması Halk adının yer aldığı böylesi bir sempozyumda çoklarını bilemem Ben ce bu bir eksiklikti diye düşündüm&
Türk halk müziği içerisinde Alevi deyişlerinin öneminin ağırlıklı olarak vurgulanması gerekiyordu ve çok sayıda bildiri sunan hocalarımız bildirilerinde geniş de yer vermişlerdi.
Yararlandığımız o oturumların arkasından bağlamalarıyla sahne alan dedeler okudukları deyişlerle savunulan doğruların altını o konuda kalınca da çizmiş oldular&
Konser saatlerinde, deyiş ve türküleriyle sahnede yer alan değerli sanatçıların sırasında, Sayın Nida ATEŞ bağlamasıyla ve S. Bayram BELGE gurubuyla unutulmaz bir müzik ziyafet verdiler katılımcılara&
Sempozyumun akışı sunulan bildirilerle en kısa zamanda bir kitap olacağı ve o görevi de Araştırmacı yazarlardan S.Kemal DENİZ ve Yaz. Ar. Y D. S. Ramazan ÇİFTLİKÇİ nin üstleneceği söylendi& Bu fırsatta yüze yakın aydın bilim adamına üç değişik dalda kitabımı imzalamam beni en mutlu eden anlar oldu. O konuda Sayın Ramazan ÇİFTLİKÇİ hocama yardımlarından dolayı teşekkür ediyorum&
Bir sanat ve sanatçının dopdolu olduğu Malatyada bu tip etkinliklerin bazı göze takılanları da giderilerek, sık sık hazırlanmasının da yararlı olacağına inanıyorum ve bu sempozyumda özveriyle çalışan ve hazırlıklarda sorumluluk ve görev alan herkesi kutluyor ve teşekkür ediyorum.

Saygılarımla.

Administrator    05 Kasım 2011 15:07
ARGUVAN VE KÖYLERİ ÖTEKİLERDEN TEKİ MİDİR?

Öyle ya, bildik bilineli, Arguvan ve köylerine burası bu ülkenin bir parçası, insanları da vergi veren askerlik yapan yurttaşlarıdır, diyebilen ve düşünen bir iktidarı Arguvan ve köyleri tanıyamadı&
Sistemde söz sahibi olanlar, yada muhalefet sözcüleri, Arguvan ve köylerinde sorunları görüp yada dinlediklerinde bulundukları koltuklarda kahvelerini çaylarını içinceye dek konuşanlarla sadece konuşurlar&
Yoncalı Sulama Barajı gündeme geldiğinden günümüze dek nice yıllar bıraktık gerilerde. Hani bir şiirimde demiştim ya.

Bu yıl da ovana arpa ektiler
Güzel Arguvanım buda mı kader?
Ne sordular nede gelip gittiler
Güzel Arguvanım buda mı kader?

1971 Aralık ayında Arguvan eski belediye başkanlarından merhum Zeynel ÜSTÜNER Almanya Köln Şehrinde bizleri ziyaret etmişti. Yoncalı Barajı ile ilgili başvurumuza bakanlıktan olumlu ve sevindirici haber aldık, hazırlıkların son aşamada olduğunu ve takip edildiğini söylemişti&
O günlerden günümüze dek, neredeyse dünyanın şekli değişti. Parlamentoya giren ve çıkan tüm vekillerimizce takip edilen bu projenin 1996 da inşaatına başlanmıştı.
Ancak, hiç de devlet politikalarına yakışmayan, uyduruk gerekçelerle AKP iktidarı çalışmaları dondurdu&
Nedeni ne idi? Hani bu ilçenin adı Arguvan ya& Sayın Başbakan konuştuğu zaman nereden nereye der. Peki AKP 9 yıllık iktidarı döneminde, yöre millet vekillerinden meclis kürsülerinde kulakları patlatırcasına Arguvan Yoncalı Barajı yapılmayacak mı, deyip yükselttikleri seslere kim kulak verdi?, verilmedi, çünkü her sorun yerli yerinde sorun olarak beklemektedir&
46 köy ve mezralar dahil 50. Bin Arguvan insanının kaçıp yöreyi terk etmelerinin tabi ki nedenleri ve sebebi vardı. Cumhuriyetin kurulması ve korunmasında da, var güçleriyle taraf olan bu yöre insanlarına son 60 yılın cumhuriyet hükümetleri nasıl bakmışlardı? Görünen köy kılavuz ister mi? Ötekiler olarak&
Bilinen o ki, yörede iki yetkili kişi S.Kaymakamımız ve S. Belediye Başkanımız Arguvan ve köylerinin başta su ve yol durumlarını yakından gören ve haberdar olan kişilerdir&
Ancak; Kaymakam S. Mehmet. Maraşlı ve S. Bel Başk. Hüseyin TAŞTAN ın bu sorunların çözümü için AKP iktidarından gerekli desteği sağlayamadıkları görüşü yöre halkı tarafından da ağırlıkta&
Bir örnek verecek olursak, Malatya Arguvan kavşağına varan 3,5 Km İsaköyü yolu delik yırtık olmanın ötesinde, tehlike arz eden önü gözükmeyen 4 tümseğin düzeltilmesi gerekiyor, olacak bir kazanın olmadan önlemin alınması açısından gereklidir diyoruz. O yol yüz kadar traktör ve diğer vasıtalarla eğrile doğrula gece ve gündüzleri durmadan kullanılmak zorundadır, umarız sorumlu birileri de bu konuya vakit kaybetmeden el atar diye düşünüyoruz&
Sevindirici bir haber; CHP il Meclis Üyesi S. Mustafa MENGÜÇ, su sorunu olan 5 Arguvan köyünün İl Meclisinin gündemine alındığını söyledi. Umarız hayatı önceliği olan bu sorun pek yakında hallolur diyoruz&
Güncel çok konuşulan iki konuya da deyinip sayfamı kapatmak istiyorum&
S. Başbakan Almanyada, Alman Başbakanı Frau Angele Merkelinde hazır bulunduğu toplantıda (wirzind suzammen) Biz beraberiz demişler& Söz güzelde, ancak kendi ülkemizde wirzind suzammenmıyız, Sayın Başbakan sormazlar mı?, yani ülkemizde de, halklar arası birlik ve eşitlik sağlanıp her şey dört dörtlük, diyebilecek misiniz?
Bu sorunun yanıtını S. Başbakandan alamayız da, bari sevgili okuyucu dostlar yorumlasın diyorum&
Muhalefete gelince; Bu Kültür Kentine bir kültür evi yaptırıp bir yıl sonra gelip açılışını bizzat kendim yapacağım. Bu söz CHP adına zamanın genel başkanı S. Deniz BAYKAL a aittir.
Bu söz 7, Türkü Festivalinde verilmişti, Festivalin 9, da yapıldı CHP adına verilen bu sözün arkasında kimseler yok, bilindiği üzere, söz askıda sevgili dostlar.

04.11.2001

Administrator    01 Kasım 2011 01:16
Ali Rıza UĞURLU

23.Ekim 2011Pazar saat 13.45 sularında Van ve çevresinde oluşan deprem felaketi tümümüzde büyük sıkıntı ve derin üzüntü yaratmıştır. Bu doğal felakette yaşamını yitiren canlarımıza rahmet diliyor, evlerini ve yakınlarını kaybeden canlarımızın acılarını ve üzüntülerini yürekten paylaşıyor, tüm ülke insanlarımıza sabır ve baş sağlığı diliyorum&
Ülkemizde ve dünyada rastlanan bu gibi doğal felaketlerin bir daha yaşanmamasını yüce Mevladan diliyor ve niyaz ederim.

Saygılarımla.

Administrator    26 Ekim 2011 04:06
BARIŞIN ADRESİ HALKLARIN KARDEŞLİĞİDİR

Doğu Batı bloklar arası rekabet varken, batı ve müttefik ülkelerde halkların kardeşliği genellikle de emek yanlılarının ağzından düşmezdi. Peki neyi çağrıştırırdı o sesler?, yanıtı gayet açık barışı Artık her yanıyla gelinen ve gelişen bir çağda geçmişe paydos denilmesi gerekir diye düşünülürdü&
Dediğimiz denge ne yazık ki an meselesi alt üst edildi. Hızını almakta zorlanan emperyalist ve onun gölgesinde sömürüye gönül bağlamış, kapitalist ensesi kalın doymazlar, inişe geçtiler ve hedeflerine koşmakta da rahatlamış oldular.
Altmışlı yıllardan başlayarak Amerikanın ve hırsız iş ortaklarının meğerse ki akıllarına o sözlerle taş getirilmişti. Dünya halkları kardeş olduğunda elbette ki onların koca göbekleri patlarcasına boşalıverecekti&
İlk fırsatta balkanlardan başlamak suretiyle bölüp parçalamayı başarıp binlerce insanın katili olmak pahasına dünyaya açılıverdiler.
Sömürü iş ortaklarının, daha önceden hazır Ortadoğu projeleri vardı ve petrol bölgeleri içinde olan Irak tan başlayarak Milyon insanın kanlısı olmayı da şanlarına yakıştırdılar&
ABD Bu yıl sonuna kadar Iraktan askerini çekecekmiş. Demek orada karnı kana doydu zalimin&
Katil Nato yu besleyen iş ortakları barbarca Gaddafi yi de yedi ve koltuğuna şeriat denen bir şer düzeni için hazırlıkların önünü açtılar, daha da diş biledikleri sırada birileri kanlı ağızlarının içinde örselenip duruyor.
Halkların kardeşçe yaşaması gereken mozaik bir Türkiye de, sistemci ağa ve patron işbirlikçileri, bu akışa kürek sallamaktan bir ayak bile geri durmadılar&
Öbür taraftan Kürtler Türk, aleviler de Sünni dür dayatması ile ülke ne kadar can ve maddi kayba uğratıldı, biliniyor olsa gerek.
Öyleyken; Kürtler artık mecliste temsil edilebilmektedir. Elbette ki varlar ve kültürel hak ve hukukunu BMM deki temsilcileri aracılığıyla almalıdırlar. Hiçte çağdaş olmayan 10% luk Seçim barajını da yırtarak meclise girmeyi başardılar&
Yani yasamada söz sahibi durumundadırlar. Kan dökmekten ve döktürmekten derhal vazgeçilmelidir diyoruz&
İktidar ve tüm muhalefet partiler Kürt varlığını kabul etmenin ötesinde Kürt kardeşlerimiz artık diyebilmekteler. Şimdiyse, en kısa zamanda yapılacakyeni bir anayasa da yurttaşlık kavramı ve içi doldurularak barışın kapıları aranmalıdır diyoruz.
Öylelikle, terör belası da ortadan kalkacaktır diye düşünüyoruz ve kalkmalıdır da&
Tüm aydın ve laik çağdaş herkesçe, her iki tarafın ne silahla ve nede inatla bir yerlere varamayacağı görüşü ağırlıklı olarak savunuluyor diye düşünüyoruz &
Bin yılı aşkın bir süredir, birlikte iç içe yaşamış Türk Kürt halkları yanında ülkede yurttaş olarak yaşayan tüm farklılıklar yasal düzenlemelerle renklilikler olarak güvencede olmalıdır. Devlet ve kurumlarınınher konuda herkese aynı mesafede, halkların kardeşçe ve huzur içinde yaşaması için, yep yeni mozaik bir Türkiye anayasasıyla yapılanmalıdır diye düşünüyoruz&

Saygılarımla.


308
Toplam kayıt bulunuyor
Design: Joomlamarket.de
© 2005 – 2020 www.alirizaugurlu.com