Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defterine Yaz


Administrator    03 Ekim 2011 21:58
MALATYA VE ÇEVRE İNSANLARINA İYİ BİR KIYAK

S.Başbakanın 12 Eylül 2011 genel seçimlerinde Malatyalılardan 6 sıfır istemesinin karşılığı taraftarlara açıklanmış mıydı? Tabi ki 6 millet vekili birden AKP saflarına katma karşılığı yöremiz için bir şeyler sözü verilmiş olmalıydı diye düşünüyoruz& 6 olmadı da, 5 diye mi?
Verilmiş ise bir söz, Kürecik Çarşak Tepesine Kurulması düşünülen Nato Savunma Sistemi mi idi? Acaba. Eğer verilen sözün üstü kapalı ise de S. Başbakanın yaptığı kıyak unutulacak kadar hafife alınmamalıdır, sevgili Malatyalı hemşeriler&
Hazırlıklı olmanızı da isteye bilirler S. Başbakan hem de davullu zurnalı falan da diyebilir&
Arka arkaya ağırlıklı olarak birkaç seçim AKP ye yüklenmelerin karşılığı olsa olsa böylesi bir kıyak olabilirdi Malatyalılara...
Tabi ki, hesapta Malatyalı  on binlerin ekmek yediği iki iş yerinin üretime açılması onlara göre bunun yanında bir hiç sayılırdı, Tekel ve Mensucat Malatya ya tekrar bir canlılık kazandıracak olsaydı ne işe yarardı ki? Daha iyisi Kürecik de kurulacak füze kalkanı tüm halkı korkulu rüyalarla yatırıp kaldırmalıydı elbette ki...
En büyük Tayip başka büyük yok
Gelişmiş ülkeler kimyasal tehlikeli tesisleri söküp atmak için çaba harcarken biz de insanlar ekmeğinin derdinde karşılarına bir de bu gibi korkutucu kararlarla çıkıldığında meydanlara inip tepkilerini göstereceklerdir elbette&
Haklıdırlar dendiğinde, kim bilir ağızlarına neler neler geldi de demediler ki&

Bu günün talihsiz ya da tutarsız dünya insanlarının geleceğini derin derin düşündüren emperyalist politikalar karşısında, insanca yaşamanın yolları için akıllar başa demenin dışında daha ne diye biliriz ki?

Saygılarımla.

Administrator    21 Eylül 2011 18:19
DEMOKRASİLERDE HALK HAREKETİ KIZDIRMAMALIDIR

Bir ülkede demokratik arz ve taleplerin elde edilmesi ve sistem içinde bazılarının tasarrufunda taraflı ve hukuk dışı çalışmalara dikkat çekmek için Demokrasilerde halk hareketi gereklidir diye düşünüyoruz&
Gelişmiş çağdaş demokrasilerde bu hep böyledir. Öyleyken o tip eylemler karşıtı
sisteme yaramaya soyunan yanlı yalakalar dillenmekte geç kalmaz ve seslerini yükseltirler.
Yarayı kaşıyıp, ortalığı karıştırmak istiyorlar ve yurt dışından birilerinin eli var bu işte, diyebilecek kadar da diller uzundur&
Örneğin, bizde de demokrasi var diyebilenler, Ülkemiz Türkiyede bir K. Maraş katliamı üzerinden tamı tamına 32 yıl geçti, aradan geçen bunca süre içerisinde kirli ellerle akıtılan onca kanın üstü kapatılmak istendi.
Katiller yurt dışına kaçırıldı, elçiliklerde onlara pasaportlar düzenlendi, hatta o eli kanlı katiller bazı partilerin kanatlarının altında parlamentoya girip milletvekili bile oldular. Dahası Sivas Çorum Gazi katliamlarında olduğu gibi...
Ancak, Anayasanın Md. 2 ile sosyal bir devlet hedeflenmiştir. hiç de yanından yöresinden geçilmeyen Md. 2 ile göğüslerini gererek tüm dünyaya işte biz buyuz deyip övünebiliyorlar.
Türkiye Cumhuriyeti Demokratik, laik sosyal bir hukuk Devletidir diyebiliyorlar ve millet vekili seçildiklerinde ülkenin huzuru ve barışı için doğru çalışacaklarına namus ve şeref sözü de verirler& Öyleyken, hukuku uygulanmayan, verdikleri sözlerin arkasında olmayan iktidarlara elbette ki halk soracaktır. Bunun yeri de meydanlar olsa gerek&
Yukarda bahsettiğimiz toplu katliamlar gelip giden tüm iktidarlarca hep unutturulmak istendi&
Ancak, unutturamıyorlar işte, tüm Dünyada olduğu gibi, bu ülkede de insancıl demokrat çağdaş düşünenler bir hiç sayılabilir mi?
Sorumlular, kanatman yarayı diyecek kadar sorumsuz tutum içindeyseler, milyonlar meydanlara inip sorumlular nelerle meşgul deyip seslerini duyurmaya çalışacaktır elbette.
Bir ülkede demokrasiden söz ediliyorsa, demokrasilerde iktidarların asıl muhalifinin seçmen halkın kendisi olduğu kesinlikle düşünülmelidir ve dediklerine de kulak asılmalıdır diyoruz&
Diğer bir husus, Orta doğuda olanlar, huzur yanlısı herkesi doğrudan düşündüren meselelerdir. S. Başbakan sık sık arap dünyasını dolaşıp her gittiği yerde barış ve huzurdan söz eder. Madem öyle, Kendi ülkesinde terör, yolsuzluk, işsizlik, kayırmacılık gibi sıkıntılar neden ve niçin hep göz ardı ediliyorsa?
Şimdi soruyoruz, Arap aleminde bulatılan ortam fırsat bilinerek ne olduğu ve ne olacaklardan habersiz S. Başbakan oralarda nelerin peşindeler, deyip düşünmesi geliyor insanın aklına.
Asıl dikta rejimlere karşı, insan hak ve hukukunu savunan kesimlerle S. Başbakan ve iktidarının şimdiye dek bir uyum içinde oldukları görüldü de diyemiyoruz. Kulaklarını patlatırcasına yükselen barış ve eşitlik sesleri karşısında halklarla alay edercesine, çalıştaylarla zaman kazanmaktan öteye bir milim dahi ileri gidilmedi &
Asıl işin birde öbür tarafı var. S.Başbakanın dönüp dolaştığı Arap aleminde El Kaide ile yollarının kesileceği hiç de hesap da yok gibi galiba. Arkası gelmeyecek boş alkışların ortasında dönüp dolaşmanın getirileri ne olabilir ki? Onun orasını anlamak da oldukça zor doğrusu.
Hadi şimdi, iyi seyahatler diyelim kendisine.

Saygılarımla.

Administrator    28 Temmuz 2011 22:57
9, ULUSLAR ARASI TÜRKÜ FESTİVALİNİ UĞURLADIK

Birinci Festival akşamı bir kaza sonu yaşamını yitiren iki kardeşin yakınlarının acısını paylaşıyor
hayatını kaybeden canlarımıza toprakları bol ve yerleri nur olsun diliyorum.

23. 07 Saat 9 da Çavuş Köylülerince hazırlanan güzel kahvaltıda buluşmanın arkasından Bozan da Sultan Hatun ziyareti ile köy gezleri son buldu.
Program gereği saat 14:00 den itibaren ŞAİRLER BULUŞMASIna davet edilen şairler ise sıra ile biraz gecikmeli de olsa yerlerini aldı ve yoğun bir dinleyici kitlesiyle buluştular.

Programa panelist olarak davet edilenlerden, Soldan sağa: Ahmet TELLİ. Arife KALENDER. Betül TARIMAN. Haydar ERGÜLEN bu güzel usta şairlerin sözcülüğünü de S. Arife kalender üstlenmişti.
Konunun adı: Halk kültürü içinde şairin yeri Sıra ile güzel bir dinleti sonucu şiirlerin de okunmasıyla oturum noktalandı. Bu arada S.Arife Kalander in bir açıklamasına da değinmeden geçemeyeceğim.
Sayın Arife Kalender ölçülü kafiyeli halk türü şiirlerin artık önemi kalmadıdediler. Bu açıklama tüm Arguvan şair ve ozanlarını iyiden iyiye düşündürmüş olsa gerek aynen beni düşündürdüğü gibi .
Sayın A. KALENDER Arguvan Uluslar Arası Türkü festivalinin 9, kadar ve kendisine hazırlanan halk dinletisinin de kafiyeli ölçülü şiir ve türkü sözleriyle kazanıldığını düşünememiş olmalılar ki o cümleyi kullandılar. Ayrıntıyı okuyucu dostlara bırakıyorum.
Akşam açılışı yapılan program usulüne uygun saz ve söz bölüm güzel geçti diyebiliriz. Tabiî ki büyük bir emek vardı işin arkasında. öncelikle emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Gelen tüm katılımcılara da teşekkür borçluyuz ki her seferinde olduğu gibi o alanları doldurup taşırdılar.

24 . 07 Günü bir güzelliğin altı daha imzalanmış oldu.

NASIL BİR ANAYASA? Adlı panale şu isimler çağrılmıştı; Prof.Dr.İbrahim KABAOĞLU  Doç Nuray MERT-Araştırmacı- Yazar Turan ESER.
Bu panelistler arasında Sayın İbrahim KABAOĞLU ve Turan ESER. Beklenen çağdaş katılımcı bir anayasanın oluşması için iktidarın tutumunun kaygı verici olduğu görüşlerini savundular. Ortak bu görüşlere dinleyiciler tarafından da katılanlar oldukça çoğunluktaydı.
Nuray MERT ise, kafa karıştırıcı açıklamaları tartışmaları da beraberinde getirdi. Bu günkü hükümetin üç dönem iktidar olmasının asıl desteği olan Türbanı direk savunurken, mevcut iktidarla da çok zaman karşı karşıya geldiklerini sık sık tekrarladı  Nerede ve ne konuda zıt olduklarını anlamakta oldukça zordu. Türbanın adına da başörtüsü olarak inanç özgürlüğü deyip hep savundu&

Her neyse; sonuç olarak, her iki panelin de organizesi hele de Nasıl Bir Anayasa? konusu zamanlama ve kamu gündeminde olma açısından çok hem de çok önemliydi&

Eksikler deyince; zamanın CHP Genel Başk. Sayın Baykalın bu kültür kentine sözünü verdiği kültür evi neden gerçekleşemedi? O konu da en çok konuşulanlar arasındaydı. Burasını da, ilgililere duyurmakta sanırım yarar var diye düşünüyorum..

Bu kısa ve öz açıklamalardan sonra, gelecekte Festivalin 10, na daha kapsamlı güzelliklerin katılması dileklerimle, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

26.07.2011

Administrator    05 Temmuz 2011 22:20
ŞEYTAN AKIL ERDİREMEMİŞ!!!

Şeytan kırk yıl askerlik yaptım askerin işine akıl erdiremedim demiş. Nasıl olur da zengin zekasını kullanarak herkesi yönlendirmeye çalışan Şeytan o konuya akıl erdirememişse?

Efendim, asker yemek kaplarının dolusuna da boşuna da karavana dermiş&

Son 1950 lerden bu yana ülke yönetenler demokrasi derler, ancak icraatları demokratik midir, bir türlü akıl erdirilemedi&
Demokrasi herkesin bildiği yunandan alınmış halk iradesine dayanan halkın kendi kendini yönetme biçimidir. Ve herkese de bu şekilde öğretildi&
Öyleyken, keyfi davranışlar yüzünden kavram herkesi tam tamına zavallılaştırdı& Bir çok geride bırakılmış ülkede olduğu gibi, Türkiye dede, halk iradesiyle oluşan iktidarlar, sınıflı ve taraflı politikaların dışına bir türlü çıkamadı, yada çıkmak istemediler&
Örneğin; yıllar önce evrensel anlaşmalara imza vermişiz, o anlaşmalarda olan halk iradesine dayalı demokratik insan hak ve hukukunu korumak var, öyleyken, o imzalarımızın arkasında olmak zorundayız, diyebilecek bir TBMM üyesi çıkmadı&
Seçilen Millet Vekilleri Hak hukuka saygılı ve bağlı kalacaklarına dair yemin de edip meclise geçip otururlar, her vekil, her konuda ve grup toplantılarında, parti başkanlarının direktifleri karşısında yeminlerini akla getirip, çıt çıkarabiliyorlar mı ? Ve o toplantılar niçin basına kapalı yapılıyorsa?

Millet Vekili dokunulmazlığı kaldırılsın, kamu suçluları varsa sorgulanıp aklansın. Bu teklif her seçim öncesi ve sonrası, halkın gündeminden kesinlikle inmemiştir. Öyleyken, hiç de bir iktidar döneminde bu teklifler meclis gündemine taşınamadı& Güya ki, burası halk iradesinin temsili ve yasama yeridir&
Son  12 Haziran 2011 genel seçimler için, her seçilmek isteyen, ya da partisi tarafından gösterilen aday adaylarına YSK onay verdi, seçimler yapıldı. Buraya kadarına kamu vicdanında bir rahatsızlık yarattı diyemeyiz.
%83 gibi büyük bir çoğunluk tercihini yapıp vekillerini seçti. Hukuken halk iradesi böylece tecelli etmiş olmuyor mu?
Öyleyken, bu tercihlerin sonunda sekiz vekile, sen ve sen  şimdi güç ve yetki bizdedir, halk iradesi bizleri aşamaz ve sizin vekilliğinizi düşürüyoruz, yerinize atamada yaptık denebiliyor
İşte buna da, halk iradesine dayalı demokratik bir yönetim biçimi denilebilir mi? Hadi şimdi muhalifler ve halk iradesinden yana olan herkes, bu dayatma karşısında uğraşıp dursun&
İşte bu gidişatlarla ülkede olduğu gibi dünyanın da gündeminden bir seferine olsun inilemedi&

Bir bakan ya da başbakana, sıradan sıkıntılarıyla sıkışmış birisi  in aşağı, ne biçim başsınız demiş olsa, beni halk seçti, sen de kim oluyorsun ki, bana bunu söyleyebiliyorsun demeyecek miydi?
İşte o sekiz vekil de halk iradesi sonucu TBMM de temsil hakkını her nerede olursa olsun hak etmiştir ve kullanmalıdır diye düşünüyoruz&
Olmuyorsa, bu konuda da halk iradesinin önünün kesilmesi, siyasi midir?, yada, yasalarda hukuksal bir çelişki mi var? Halk burasını anlamak için zavallılaştı. Sorunun yanıtı tüm, çağdaş hukukçular tarafından konuşuldu, TBMM ve hem de halk arasında, soluk soluğa tartışılıyor. Çünkü, görülen ve anlaşılan o ki, bu tıkanıklığın önünde %50 lik güçle ayak direyen bir iktidar iş başında&

Hadi şimdi siz de siz olun, çıkın ne olduğu anlaşılamayan bu gidişatın içinden.

Saygılarımla.

Administrator    27 Haziran 2011 13:20
DEMOKRASİ HALK İRADESİ VE SONUÇLARIDIR

12 Haziran a kadar, verilen inandırıcı sözlerin arkasından sandık başına giden %80 nin üzerinde seçmen yurttaşlık adına görevini yaptı, yani parlamentoda temsil edilmeleri için vekillerini seçti&
Kesinlikle, her seçmen huzurlu bir Türkiye için oyunu kullandı. Ancak; daha seçilen vekiller meclise ayak atmadan, kavga kuruldu ve o meclis çatısı altını soğutup bir buz dolabına çevirdiler&
Mozaik bir yapıda huzur ve istikrar inadına ciddiye alınmıyor ise, o sistemin adına çoğulcu demokratik bir sistem demeye hiç mi hiç bir kimsenin özellikle de, sorumlu siyasetçilerin hakkı ve dili olmamalıdır& Yürürlükte var olan her türlü huzur bozucu olumsuz yasa ve kararların sorumlu ve asıl suçluları da, seçimle iş başında olan siyasilerden başka da birileri diyebilir miyiz?
Demokratik bir ülkede halkların tercihleri karşısında anayasa ve yasalarda engelleyici anti demokratik her ne varsa derhal kaldırılmalıdır ve insan sosyal, kültürel, inançsal yaşam biçimiyle, evrensel hukukun öngördüğü düzenlemelerle yönetilmeli ve özgürce düşünüp konuşmalarının önü açık ve rahat olmalıdır, diye düşünüyoruz&
Ben ve ben gibi düşünen her kim varsa,  ister hukukçu olsun ya da olmasın. 21, asrın çağdaş düşünen her ferdi demokrasilerde söz milletindir diye düşünür&
Hukuk hakkın çoğuludur, yani harmanıdır, hak eden bir hak sahibine size bu hakkı halk vermiş olsa bile, ben vermem deyip halkın iradesi önünü hiç de çağdaş olmayan yasalarla kesmeye kalkışmak da, bir darbeciliktir diye düşünüyoruz&
Öyleyken; halkın güvenerek seçip tercih ettiği bir millet vekiline yargıçlarınız yok olmaz diyebiliyor&
O zaman, aylarca meydanlarda hava atıp insanları sandık başına çağırmanın anlamı var mıydı?
Bari aklınızda böylesi bir dayatma varken, sen ve sen deyip beğendiklerinizi alıp geçip TBMM ne otursaydınız. Oturacağınız o koltuklarda hemen başınızın üstünde Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir yazısını da kaldırıp Egemenlik benim ve yandaşlarımındır diyebilseydiniz& Artık bu devrin çoktan kapandığı bilinmelidir ve çağdaşlaşmalıyız efendiler&
Yargının bağımsızlığı, hukukun evrenselleşmesi gerekir. Hak ve hukuku alt üst edilmiş, monarşist bir yapıya doğru sıkıştırılmayı yurttaşlar olarak hiçbir kimsenin içine sindireceği de düşünülmemelidir&
Basın ve görsel medya aracılığı ile, son gelişmeleri de, değerlendirme adına tartışmalara bakıldığında, ya bu ülkede hukuk diye yönlendirici bir kavram ve kural yok, yada hukukçu yok demesi geliyor insanın diline&
Son seçim sonuçlarında bağımlı ya da bağımsız vekillerin durumu konusunda olduğu gibi, her hangi bir konu masaya konduğunda taraflı kayırmacı bir alışkanlıkla hukuk adına tartışılmaktadır. Tavır bu olmamalıdır, hukuk çağındayız beyler&

Sözün kısası; kim ne derse desin, işimize gelsin yada gelmesin, 12 Haziran seçimlerinde millet iradesinin altını bizzat kendi oylarıyla çizmiş ve kararını vermiştir. Seçilen her vekil de, asıl demokrasilerde olduğu gibi yemininin de arkasında ve görevinin başında bilir her yurttaş.


308
Toplam kayıt bulunuyor
Design: Joomlamarket.de
© 2005 – 2020 www.alirizaugurlu.com