Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defterine Yaz


Administrator    21 Ağustos 2010 15:50
Liselerde yorulup, dershanelerde soyulan on binlerce öğrenci 1. Eylül den itibaren tutturabildiği okullarda para ödeyip kayıt yaptıracaklar. Tabii, Şarktan Garba, Cenup tan Şimal a yollara dökülmek zorunluluğuyla...
Geriden gelen genç kuşağı yormadan yıpratmadan geleceğe eğitimle hazırlamak çağdaşlaşmanın asıl gereğidir diye düşünüyoruz...
Öyleyken; üniversite dediğimiz bilim yuvaları üstüne basılarak altı çizilip yaratılan yoksullara Gaf dağının arkasında gibi gösterilmektedir.

ÇAĞDAN ÇALMA GİT

Sistemci bey, bırak gençler okusun
Önünde dikilip, engel olma git
Tarlayı ipotek, eylemiş baba
Sudan sebep, adı kanun koyma git

Ne gösterdin, bu yoksula köyünde
Sen olsaydın, ne işlerdin yerinde
Okumayı, hedef koymuş önünde
Hevesini, orta yerden yarma git

Baba memur, hangi diyar ilinde
Kira öder, ne kalır ki elinde
Bırak çocuğunu, olduğu yerde
Vandan alıp, Edirneye salma git

Dershaneler, para deyip dert saçar
Düzen fırsat vermiş, fakir parçalar
Orta direk, orta yerden çatırdar
Yaraya ilaçsız, çaput sarma git

Cehaletten, ne kazandık geçmişte
Işık karartıldı, karanlık işte
Demokrasi sarstı, türbanda peşte
İlme kalem çalan, eli burma git

Eğitimde maksat, insan eğitmek
Engel değil midir, sınava çekmek
Yakışır mı, onun önünü kesmek
Çağın gereğini, çağdan çalma git

Ahreti dünyaya, tercih ettiniz
Kader kısmet deyip, ilmi ittiniz
Hani dua ile, neyi çözdünüz
Cana öncü akıl, onu yorma git

Ta ezelden, çağdaşlığa he dedik
İki Bin bu, nice genci eledik
Paltosuz kış, çuha şal da demedik
Okuyana, tokat tekme dalma git

Ali Rızam derki, dön bir bu yana
Devlet baba diyor, babalar sana
Hangi gözle bakıyoruz Cihana
Gençler yurt da fidan, dalı kırma git

Ağustos 2000 yılında Serbest kürsüde yayınlanan bu şiirimi bir daha yayımlama gereğini duydum Saygılarımla.

Administrator    01 Ağustos 2010 20:21
ARGUVAN GÜZEL GÜNÜNÜ UĞURLADI

Öncelikle, o günü kazanan ve yaşatanlar sağ olsunlar&Arguvan türkü gününü ve kendine özgü güzelliklerini gelen tüm dostlarıyla güle eğlene paylaştı ve herkesi seneye de buyursunlar diyerek uğurladı&
Sevgili Belediye başkanımızın uyumlu ve yapıcı çabaları ve vakfın da katkılarıyla hazırlanan Arguvan iki gününü coşkuyla bir bayram havası içinde geçirdi&
CHP yeni lideri Sayın Kılıçdaroğlu festivalin ilk günü öğlen sonu programında olacak ki Arguvan da coşkuyla karşılandı ve saat 5 sularında Kültür evi temel atma törenine de katıldılar. Daha sonra, yöre halkımızın ülkeyi yönetmeye soyunan siyasetçilerden beklentileri Halkın İktidarı olacağız vadinde bulunarak ayrıldılar &
2. Bin nüfuslu bir ilçenin mahallelerine kadar taşan insan selinin sırrını anlatmaya artık yer olmasa gerek diyorum&
Çünkü Festivalin 8 incisinde de, Din, dil, millet, cinsiyet, renkler ve şuralı oralı demeden, vahdeti vücut yani, varlığın birliği yaşandı. Ve oldukları gibi, iki gün el ele, gönül gönüle kapadılar&
Ancak; Bu güzelim kültür kentinde, gerekli tesislerin olmayışı,geçmişten günümüze tüm sorumluların sorumsuzluk ayıbı diyerek, iki gün boyu herkes tarafından konu oldu ve kınandı.
Şurasını açık ve net olarak diyorum& (Kültüre ve sanata eğilmeyen bir siyası yapının kolu gen içinde hep sallanıp sancıyacaktır diye düşünüyorum&
Festival 24..25 Temmuz beklenenin üstünde yoğun bir insan kalabalığının yanında, YOL TV nin naklen yaptığı yayında, kim bilir daha ne kadar insan tarafından ekrana kapanıp izlenmekteydi&
Kültür Bakanı S.Ertuğrul GÜNAY, birkaç dakikalığına da olsa, dillere dolaşmış Arguvan ı konumu gereği 2, gün boyu izleme zahmetinde bulunmuştur diye düşünüyoruz.
Adı tek konuşulan Türkü kentinde Sayın Bakan, Festival için Kültür Bakanlığı olarak, tek kuruş bile katkıda bulunulmadı denmekte&
Katkıda bulunanlarsa, ismen tek tek okundu, onlara da ayrıca teşekkür ediyoruz&
Sahne selamlama ve tanıtma olayına gelince; programa davet edilen ve katılan yerli ve
yabancı tüm sanatçı ve misafirlere de teşekkür ediyoruz. Program yazıldığı gibi eksiksiz olarak da uygulandı diyebiliriz&
Ancak; program 2 güne sığdırılamadığı için mi, Arguvan kültüründe yetişmiş ve emek vermiş, onca sanatçı program dışı bırakıldı&?
Zaman gerekçe olarak gösterilecek olursa, katılamayacağım. Bir Örnek; ulusal boyutta düzenlenen sempozyumda şiirler arasından Arguvanı en iyi anlatan şiir orada okutturulmadı.
Şöyle ki, Arguvan bu güne ve üne neyle ve kimlerle getirildi?
Bu soru elbette ki yanıt isteyecektir&
İki gün boyu evden götürdüğüm masamda kitaplarım ve dost tanıdık ve uzaklardan gelen ve tanışmak isteyen dost misafirlerle zamanı değerlendirmeye çalıştık. Bizleri en çok da sevindiren, yöre kültürümüze ilgi duyan yerli ve misafirlerin o alanlara dolup taşmaları idi, herkese şükranlarımı sunuyorum.
Ancak; Bir yazımda, festivale uluslar arası ad koymak gereksizdi diye yazmıştım. Tabi, bu benim Arguvanlı olup ve tanıyan birisi olarak düşüncemdir&Karşı mısın diyenler oldu
Her şeyde olduğu gibi, kültürde de tüm uluslarla karışıp kaynaşmanın önemini hep savunmuşumdur. 40 yılımı her dil ve kültürden olan dünya insanlarıyla yan yana yaşayarak o önemi kavradım ve kalemim de hep ondan yana oynamıştır, bundan böyle de oynayacaktır, öncelikli olarak o kişiler tarafından bu bilinmelidir&
Dostlar, festivallerimize beklenen ilgi her yıl daha da artacaktır, program üç güne paylaştırılabilir ve her seferinde mutlak ve mutlak Arguvan ağılıkta olmalıdır diye düşünüyoruz. İzlenimlerimize göre de, yöre halkımızın tüm talepleri de bu doğrultudadır.
Sayın Belediye başkanımız bağışlasınlar, kendilerinin birlik beraberlik için araladığı kapılar Arguvan ı yazarak okuyarak bu günlere taşıyan nice değerlerimize kapatılmamalıdır istiyoruz&

Saygılarımla.

Administrator    15 Temmuz 2010 09:56
TOPLUM DA FITTIRIKLAR MI VAR?

Her oldubittiler karşısında toplum vurdumduymaz ise, fıttırıklar ağırlıkta demektir&
İstersem halifeliği getiririm, benim memurum işini bilir. Devri alemi devralanları seyreden ve o gidişata çıra olup karanlıklarda biri birlerini kovalayan o toplum da fıttırıklar var diyebilir miyiz?
Adına vergi dediğimiz mekanizmayla emek sömürülür zengin yaratılır, arkasından iş aş diyenleri al tık hapishanelere. Ötekiler olarak o kesimden milyonlar karın tokluğuna birilerinin eline ayağına kapanıp aş kapısı iş ister ve gidişata da kör bakarlar.. .
Hak dağıtan hukuk boşlukta, daha da o bağlayıcı yasaları sözüm ona sömürücüler tarafına indirmek için dediğimiz fıttırttıkları meydanlarda arkası gelmeyen içi boş laflarla kazanmaya kollar çoktandır sıvandı bile.
Yan yana köy kent yaşamı da artık önemini bitirmiş demektir. İnsanı değerlerin yanını besleyecek olan hak dağıtan hukuk şimdi siyasete malzeme edilmektedir. Vergi verip askere çağrılan ve devletin varlığından habersiz hele de köyler bireysel çok yanlı yaşam savaşının malulü durumuna düşürülmüş durumdalar&
Çok partili sistemde hep demokrasi ve en çok ta insan haklarından söz edilir. Bir bakarsınız vatandaş olan fertler arası bir sürü sınıflar var&
-İş verenler
Bir avuç bürokratın keyfi tutumuna terk edilen,
-İşçiler
-Memurlar
-Esnaf
-Köylü
Bunların daha da dışına itilen, emekli işsiz ve sakatlar&

Tabiatıyla, doğuş da öldüğünde de, aynı insanlar biri diğerinden farklı sınıflara ayrılmayı nefsine reva görüp sistemin ötekileri fıttırık değil de, doğduğu gibi aynı eşit koşullarda yaşayabilen insanlar mıdır?
Herkesin ağzında çözümmüş gibi kullanılan bir cümle var, Adamın olacak vatandaş adamın, yedireceksin&
Anayasa ve yasalar yazılır hemen rafa konur, her iş için çözüm siyasette güçlü tarafın bürokratlarında biter. Orada ahlakın ar damarı çatlamışsa, sürün dövün onun keyfini ve cebini de şişir şişirebildiğin kadar, vatandaş&İş bitirinceye dek, sakın anam ağladı, falan ola ki, unutup da demeyesin, al ananı git derler adama.

Sorumsuza sual etmek, hak diyene vaciptir
Özü çürük bir sultansa, emri aman eylemez
Ali Rızam ne beklenir, kul hakkını yiyenden
Kesilmezse onun önü, özde iman eylemez

Saygılarımla.

Administrator    01 Temmuz 2010 11:21
GÜNÜN İNSANI OLMAK GEREKMEZ Mİ?

Üzerinde dolaştığımız bu yuvarlağın uzaydan izlendiği günümüzde, herkesin günün insanı olması gerekmez mi diyorum?
İlkellikten bir sıçramada üstüne oturdukları şu kapitalist sömürü sistem birilerinin işine gelmiş olacak ki, İnsan hak ve hukukunu hiçte ciddiye almadan  yamulup yamanıp kaldılar.
Halkları birbirine vurdurup kırdırmayı çağa yakıştırmak hak ve hukuka saldırıdan başka bir şey olabilir mi?, bunun aksini kimse iddia etmemelidir diyorum. Dünyayı kasıp daraltan şu sistemde söz sahipleri, gidişattan rahatsız olmak yerine, suskunluk sayesinde çok ta rahat ve mutlular&
Oldu bittileri göre göre yaşayan insanlık alemi ise, Güneşten kopup inen dünyamızda yaratılan bu sınıflı sisteme karşı ses etmediği müddetçe çıkar adına hak yiyip kan akıtmalar hep devam edecek demektir. Ölüp ve öldürülenlere Cenneti adres göstererek vur öldür, gazi ya da şehit ol, denmektedir. Acımasızca bu sözleri Tanrı buyruğu imiş gibi yutturmaya çalışan o kesim ne kendileri ve nede yakınlarına bu öğütlerde bulunmazlar. Çünkü bu tip öğütlerin içi boş olduğu kendileri tarafından çok iyi bilinmektedir&
Dünya da renkleri ve çeşitleri bu günkü bu sistemle sömürüye araç eden sistemciler el tersiyle terslenerek, tümden değiştirilmelidir diyoruz. Dünyayı her yana açıp ve isteyeni istediği yada olduğu yerde, olduğu gibi kabul etmek, tüm Dünya da etse etse bir avuç vurguncuyu rahatsız eder. ABD halkı emperyalist sistemlerinde söz sahibi politikacıların saldırgan ve sömürücü politikalarından rahat olmuş olacaklar ki, Dünya da insan hak ve hürriyetlerinin yok edilme politikalarına onlar da hep sessiz kalmışlardır& Örneğin:
Türk askerlerinin başına çuval geçiren Irak ta yüz binlerin katline ferman yazan, ABD Kor Generali Stanley McChrystaliyi Afganistan da ki işkalcı güçlerin başına komutan atandı.
Seçimlerde barış ve huzurdan söz eden  Barack Obama başa geçtikten sonra sömürü adına ABD emperyalizminin acımasız savaş ve sömürü politikasını devraldığı yerden devam ettirme niyetinde gibi& Görünen ve anlaşılan o ki, işkallar, saldırılar, savaşlar hepsi bir avuç insan bozuntularının keyfine devam ettirmek istenmektedir &


BENİM DERDİM SENİN DERDİN

Uyan adem oğlu, olanlar bize
Benim derdim senin derdin, bil artık
Ölen de öldüren, bizden biriler
Kenar durma, yaklaş beri gel artık

İnsanı insandan, ayıran düzen
Sınıf deyip, sınıf kayıran düzen
Yıkın beni deyip, bağıran düzen
Bir insansın, onurunla dol artık

Terörle terbiye, ol demedim ki
Cansın, dağ derede kal demedim ki
Yastığın taş, yorgan çul demedim ki
El ele ver, yanlış yoldan yıl artık

Hak almanın, yol yöntemi çok açık
Dünya niçin böyle, karma karışık
Nedir ayrımcılık, niye dargınlık
Konu edip, konuşmalı dil artık

Ali Rızam, tahtlar tamir olmalı
Hak adalet mülkte, mamur olmalı
Adamlaşmış adam, memur olmalı
Doğu batı, herkes ile gül artık

29.06.10

Administrator    16 Haziran 2010 17:21
TİMSAHIN GÖZ YAŞLARI VE KOMPLO

Timsah yakaladığı canlıyı mideye indirmek için acıdığından değil sindirmek için zorlandığında gözlerinden yaş döker, komplo ise, hilebazların baş vurduğu kalleşçe bir oyun türü olarak anlaşılır. Geriye dönüp bir bakıldığında, örneğin, ML 632 tarihinde Haz. Muhammedin vefatının üzerinden hiç de zaman geçmeden, ölümü bir fırsat olarak yakalayan Emevi önde gelenleri hilafete tartışmasızca otururlar. Biz senin dinini kabul etmeyiz deyip, Haz. Muhammet ve Haz Alinin karşısında savaşta ölen yandaşlarının intikamını almak ve Arap aleminde hilafet ve ticaret yollarını kendileri ve taraftarları için o makamı işkal ederler ve Peygamberin Ehlibeyti ve taraftarlarına da, etmedikleri eza ve eziyet kalmaz&
Bizzat Halife Osman dönemi Şamda güçlenen Haz.Alinin Şehit edilmesinde de bizzat rolü olan Muaviye, Haz Hasanla taraflar adına bir anlaşma önerir ve imzalanır, bu anlaşmaya yaşlı olan Muaviye nin ölümünden sonra hilafetin Haz. Hasana geçmesi şartı konur.
Öylesi bir anlaşmaya rağmen,, Muaviye kendisinden sonra hilafeti doğrudan oğlu Yezite muhalifsiz bırakması için, Haz. Hasanı yok etmeyi planlar. Haz. Hasanın karısı (Cudeye) seni oğlum Yezite alıp saraya gelin getireceğim deyip Mervan aracılığıyla Haz. Hasanı karıya zehirlettirir ve oğlu Yeziti ölmeden önce planladığı gibi yerine kor ve halife ilan eder&
Kadın bu katliamı zehir karıştırılmış bir bardak su ile gerçekleştirdikten sonra saraya Muaviye nin huzuruna çıkıp verilen sözün yerine getirilmesini ister, Muaviye asıl oyununa döner ve şöyle der. Sen nasıl Ahır Zaman Peygamberi Haz Muhammedin sevgili torunu Hasana kıydın da bu cinayeti işledin, der ve Cude yi elleri ayakları bağlı bir kayıkla denize attırıp balıklara yem ettirir. İşte tarihte acımasızca planlanan bir komplo ve timsahın da göz yaşları&
Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Osmanlılar ve Cumhuriyet döneminde de, Maraş Sivas Gazi, Çorum ve Malatya da, aynı zihniyet saltanat ve menfaat uğruna  din ve ırk da malzeme edilerek o katliamlar devam eder&
Geçmişte olduğu gibi, ne yazık ki bu kirli siyasetin acı sonuçlarına tanık olundu ve gelecekte de ne olacak kaygıları kafaları karıştırıp durmaktadır&
Şimdiyse, Bilim çağındayız, yani, bal tutan parmağını yalar, anlayışının sistemleşmesi ve onun üzerine siyaset yapan siyasetçinin toplum gözünde kokuşmuş yasalarla koltuğunda hırçınlaştığı çağ bu çağ olmamalıdır&
Öyleyken; İnsan hak ve hukukunu dikkate almadan, siyaset yapmak adına günümüzde hesap vermek de aslında kolay olmasa gerek&Ancak, Türkiyede siyaset yapıp, çalıp şapkasını kapıp giden onca siyasetçiden henüz hesaplaşmaya çağrılmış ve hesap vermiş kimse de görülmüş değil.
Halk ülkede huzur ve refah için siyasetçi seçer, Bu gün bu anlayışla her yurttaş sandık başına gitmeli ve siyasetçi de, korkusuzca halkıyla iç içe, yüz yüze, danışa konuşa hizmette kusur etmeden siyaset yapmalıdır. Gelişmiş çağdaş toplumlarda bu hep böyledir&
Bir siyasetçi silahlı bir grup kolluk görevlisi korumasında korkarak halkının arasına inebiliyorsa, o siyasetçi çağımızın siyasetçisi olamaz ve siyaset de halktan yana yapılmıyor demektir. Usulsüz hukuk dışı sırıtıp gündemi bağlayan, siyasetçiler karşısında senin benim partim demeden, her yurttaş demokratça tek yürek ve tek ses olmalıdır.
1400 yıl önce olduğu gibi, makam ve menfaatlerin korunma pahasına koltuğunda hırçınlaşan siyasetçilere muhalifleri yani Halk bu gün korkulu rüya olmalıdır.
Çözüm ise, çağdaş bir hukukun ışığında sistem temiz ve dürüst ellerle mümkündür.

Beni halk seçti sorgudan da sualden de muafım, dedirtebilen bir sistemin her türlü usulsüzlüğe önü açık demektir. Millet seçti vekil ne yapar yapar, vekile dokunulmaz dedirtebilen yasalar karşısında seçmenin demokratik tavrı sertleşebilir.
Hasılı kelam, önümüzde ki seçime varmadan, duyulup dinlenecek lafların doğruluğuna ve samimiyetine inanarak düşünüp karar vermek yine ülkenin selameti açısından seçmenin asıl görevi olsa gerek diye düşünüyorum.

Saygılarımla.


308
Toplam kayıt bulunuyor
Design: Joomlamarket.de
© 2005 – 2020 www.alirizaugurlu.com