Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defterine Yaz


Administrator    10 Haziran 2010 03:11
ARGUVAN DA BİÇİM HEYECANI

Rahmetin bol geçtiği bu yılın mahsulü izlemlerime göre diğer her yıla rağmen bir hafta önce biçime geldi ve 1. Haziran da İsaköüde biçmeye de başladılar. Mahsullerinin ucuza pazarlanma sıkıntılarına rağmen, kıt kanaat borçlanma yoluyla da olsa, makineleşen yöre çiftçileri, Nadas, ekim işleri ve biçmede de rahatlar. Verim konusunda da memnun ve sevinçliler. Mahsullerine bereket ve hayırlar dilerken mazilerine de bir kısa giriş yapayım istedim.

ALLAH KERİM DERDİK YA

Ektik biçtik, Arguvanın çölünde
Seneye de, Allah kerim derdik ya
Diye diye, bulutları indirdik
Seneye de, Allah kerim derdik ya

Rahmete el açık, gökteydi gözler
Arpayla ağardı, çöl çukur düzler
Ter ile yoğrulur, toz kendin gizler
Seneye de, Allah kerim derdik ya

Köy deyipte, ihmal eden utansın
Çileye cefaya, iten utansın
İktidara gelip, giden utansın
Seneye de, Allah Kerim derdik ya

Bağrı yanan yattı, yamaca sarpa
Orak ellik biçti, kök çırpa çarpa
Yufka kuru idi, yama bohçada
Seneye de, Allah kerim derdik ya

Umutları gökte, uçan bulutlar
Gölgelik şapkaydı, çatlak dudaklar
Tabanlar yarılır, eller nasırlar
Seneye de, Allah kerim derdik ya

Sevmedi sistemi, sevdirmediler
Hallerini görüp, çeksin dediler
Çoklarını köyden, yurttan ettiler
Seneye de, Allah kerim derdik ya

Yoğurtlu çorbanın, tadı damakta
Honda geviş sesi, çınlar kulakta
Sular serinlerdi, küpte çanakta
Seneye de, Allah kerim derdik ya

Ne şahra ne düven, ne tınaz artık
Yabayı dirgeni, kızıp atardık
Öküzle eşekle, işten ağlardık
Seneye de, Allah kerim derdik ya

Yorulsa da, bıkmadılar o işten
Ne dolu ne rüzgar, üşüten kıştan
Adları köylü ya, yılmaz uğraştan
Seneye de, Allah kerim derdik ya

Üreten çoğalttı, ter döke döke
İşledi toprağı, yer söke söke
Borç ile katlanıp, of çeke çeke
Seneye de, Allah kerim derdik ya

Köylü kardeş, bir gün gamsız yatmadı
Hele çağ değişti, iş rahatladı
Makine motorla, günü katladı
Seneye de, Allah kerim derdik ya

Ali Rızam, köyler başka olacak
İnternette köyde, daha nolacak
Çok az kaldı, şehir köye çunacak
Seneye de Allah kerim derdik ya

Saygılarımla.

Administrator    23 Mayıs 2010 20:47
CHP DE SIÇRAMA VE RAHATLAMALAR

Tarih 22 Mayıs 2010 yer Ankara ATATÜRK Spor Salonu CHP, 33 Olağan Üstü Kurultayı na olağan üstü bir heyacanla koyuldu&
Delegeler ve kurultayı yakından izlemek için ülkenin her tarafından kalabalık bir katılım, salon içinde ve dışarıda bir bayram havası estirildi&
S. Rahşan ECEVİT ve S. Kamer GENÇ ve bir çok eski dargınların katıldığı Genel Kurulda olağan üstü heyecan ve coşku hakimdi.
Divanın yerini almasıyla söz alan İl başkanlarının konuşmalarının arkasından kürsüye gelen S. K. KILIÇDAROĞLU İktidara yürüyoruz sözlerinin arkasından emekten yana ağırlıklı konuşmalarının yanında, ülkede yokluğu ve yolsuzluğu yok etmek için hep birlikte yürüyeceğiz sözleri salonu coşturuyordu&
Sayın K. KILIÇDAROĞLU hazır 1246 delegenin imzasıyla oylamaya katılan 1189 delegenin oyuyla da seçildi ve saat 18.20 de CHP nin 7, Genel başkanı olarak ilan edildi.

Sonuç Hayırlı olsun diyor Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU nu kutluyoruz ve başarılar diliyoruz&
Gün boyu salon da estirilen hava, tüm Türkiyede her aydın ve demokratın, hatta partiyle dargın herkesin yan yana gelme mesajı olarak değerlendirildi&
Yani, tabuların kırıldığı, solda birlik, çağa yakışır sistemleşmekten yana bir eğilim olarak değerlendirebiliriz. Beklenen de asıl bu olsa gerekti.

Sayın K.KILÇDAOĞLU Kurultaya seslendiğinde hedefin emekten ve emekçiden yana, yoksulluğun ve yolsuzluğun yok olacağı bir Türkiye için yola koyulacaklarını ciddi ve samimi bir dille anlattı. Konuşmaları teknik olarak birileri tarafında fark edilebilir. Ancak, ülkenin içinde bulunduğu, acilen çözüm bekleyen ve ilkel bir yapılanmanın önünü kesme yönünde çok önemli vurgular yaptı.

Kurultayın ilk günü 22 Mayıs yaşananları izlerken insanın 1973 de Halkın Halkçı Ecevit diyerek CHP ye yüklendiği günler de akla gelmelidir. O zaman da, sistem de tutucu sermaye ve işbirlikçi politikadan daralan bir Türkiye vardı&
Umudumuz Kara Oğlan sloganları dağlara duvarlara yazıldı. Ben Merhum B. Ecevit Ve CHP nin yeni Başkanı S.Kemal KILIÇDAROĞLU nun dürüst ve sözlerinde samimi olduklarına inanıyorum.
Öyleyken, emperyalizmin tüm işbirlikçileriyle sisteme oturmuş vurguncu kesimin, yine bu coşku karşısında şimdiden uykuları kaçmış olsa gerek& Merhum Ecevitin Amerikaya ben haşhaş ektiririm çıkışlarının arkasından Türkiye de yağ ve benzin mağaralara ve evlere saklatmak suretiyle ülkede yokluk ve kıtlık yaratıldı& Bu günkü bu dayanışmanın her zaman ve her yerde Merhum İsmet İNÖNÜnün Namuslular da en az namussuzlar kadar cesur olmalıdır dediği gibi, sorunlarına çözüm denen, yaşamı emeğine dayalı herkesin her yerde ve her zaman bu gün olduğu gibi S. KILIÇDAROĞLUnun yanında ve arkasında dimdik durulmalıdır.
Sermayenin ve temsilcilerinin makam ve menfaatleri için akıllarına getirebildikleri her türlü ihaneti kurtuluşları için bu günden sora da kullanacaklardır&
Sayın KILIÇDAROĞLU nun ve taraftarlarının işi oldukça zor, ülkesini ve huzurlu bir yaşamı özlemiş herkesin duygu sömürüsüyle emperyalizmin koltukçuluğunu yapan siyasetçilerin önünü kesmek için, her yurttaşın bu kurultayda verilen sözlerin arkasında olması beklenecektir&
23 Mayıs, üzerinde durmayı gerektirmeyecek kadar bazı atışmalar sonunda yeni bir Parti Meclisi de oluştu. Ülkede bu heyacanın aktif bir mücadeleye dönüşmesi dileğimizle, sonuca hayırlar ve kadroya kolaylıklar diliyoruz.

Saygılarımla.

Administrator    21 Mayıs 2010 02:21
CADI KAZANINDA MIDIR ÜLKE?

Masallarda hep anlatılırdı, birilerinin hakkında ya da çoğaltılan dedikodularla ortamı karıştırmak anlamında kullanılan bir deyim cadı kazanı
TBMM de 12 Eylül 80 cuntasının hazırlayıp halka dayattığı anayasadan bazı maddelerin değiştirilmesi AKP tarafından TBMM ne getirildi ve tek bir maddenin dışında hepsi de AKP nin oylarıyla Devlet başkanının da onayını cet hızıyla alarak resmi gazetede yayınlandı. Muhalefet Partisi CHP de Anayasa mahkemesinde iptal davası açtı. AKP sineyi millete gidecek, vesaire&
Ancak; Maddeler üzerinde tartışmalar ve geleceğe bir daha konu olmayacak bir anayasa hazırlama yerine, tüm zaman karşılıklı sürtüşme tartışma hatta yumruklaşmalarla son buldu. Dokunulmazlıkların gölgesinde kimin nerden nasıl zenginleştiği, soruları da meclis saatlerini en çok işkal eden konuların başını çekmekteydi&
Meclis hiç de bir anayasa hazırlama meclisine benzemiyordu, hazırlanan ve TBMM ne taşınan o maddelere kimlerin oy vereceği ya da vermeyeceği daha başından belliydi. Ancak, o 15 gün gibi kısa sürede neleri duymadı ve dudak ısırmadı ki insanlar?
İşte masallarda adı geçen o kazan kabarı kabarı kaynadı da kaynadı. Acaba Türkiye de kimlerin neyin peşinde olduğu o kazanı izlerken de mi anlaşılmadı dersiniz? İşte memleketin bir avuç vurguncu işkalında ve soyulup paylaşıldığı o rüzgarla anlaşılmış olsa gerek&
Bir parti kuvvetler ayrılığını yok etmeye, ülkeyi tek ağızdan yönlendirmeye yönelmiş ise, ülke de huzur yerine kavga kuruluyor demektir ve o ülkede hukukun varlığından söz etmekte saçmalık olur diye düşünüyoruz&
Hele o maddelerden Md. 8 bazı sağ duyulu vekillerin sayesinde gündemden düşürüldü.
Benim çoğunluğum var netsem de ben kendimi kapatmam gibi maddenin parlamentoda bir çoğunluk tarafından anayasal güvenceye alınmak istenmesi ve o anlayışın çağdaşlığından söz etmekte bir o kadar şaşkınlıktır ve ömrü de o çoğunlukla eriyip bitip gidecek demektir&
Nüfusun belli bir çoğunluğu işsizlikten, eğitim ilkelliğinden, sağlık sorunundan, borçtan, terör gibi çözüm bekleyen bunalımlardan dert yanarken iktidarın tek başına işine geldiği gibi anayasa değişiklerinden yana gündemi bağlaması hayra nasıl yorumlanabilir ki?
İktidar Muhalefet ve tüm halk katmanlarının uzlaşmasıyla gelecekte bir daha konu olmayacak ve çağa açık, birey yaşamını doğrudan konu alan bir anayasa niçin konuşulup ittifak aranmadı ki? Tek düşünce ve orada odaklanan bir siyasi yapının tek başına hazırlıklarını dayatması iş içinde işler var deyip her ülke aydınını düşündürecektir elbette&
Sineyi millete gidelim, sözü çok konuşulmakta, değiştirilmek istenen 80 cunta dayatmaları da bu milletin sinesine dayatılmıştı. Mevcut anayasanın değiştirilemeyen Md. 2 de sosyal laik bir hukuk devletinden söz edilir.
Ülke insanları işsiz ve geçim sıkıntısından yanıp yakınırken, birilerinin dünya da birden birkaç zenginden biri olması günün konusu olup BMM de yumruk yumruğa cevap aranıyor ve yanıt alınamıyorsa, işte asıl sineyi millete o zaman ve konuda gidilmelidir diye düşünüyorum...
Diğer bir yandan, Ana muhalefet partisi genel başkanı sayın Deniz Baykal ı koltuğundan ettirmekle de, ülke siyasetinin kirli yüzü bir daha tüm dünyaya gösterilmiş olmadı mı? Bu senaryoyu kimler hazırlamış olursa olsun başlı başına bu da bir cadılık değil mildir?
Bu tip dolapların dönebildiği bir ülke için anayasa hazırlansa ne yazar, oylanıp yürürlüğe konsa kimlerin işine yarar? Çağdaş bir hukukla değil günah ve sevaplarla, kader ve şanslarla insanı insana muhtaç ve bağımlı kılan, yönetilmeye amada edilen bir toplum, eninde sonunda işte o cadı kazanı içinde kendini bulmaya mahkumdur diye düşünüyorum&
Sayın Baykal hakkında kaset açıklamalarının arkasından istifasını açıklayıp helallik isteyerek istifasını açıklaması yerinde bir karar olarak nitelendi, arkasından o boşluğun doldurulması için Sayın Kemal KILIÇDAROĞLUnun CHP genel başkanlığına parti organlarında belli çoğunluğun desteğiyle aday ilan edilmesi de CHP nin geleceği açısından çok hem de çok önem arz eder diye inanıyoruz. Yukarda dikkat çekmek istediğimiz hususlar dikkate alınacak olursa alınmalıdır da CHP bu yenilenmeyle kabuğunu kırıp çağa kapatılan tüm kapıları açma yolunda atacağı her adımı beklerken, Sayın KILıçdaroğluna kolaylıklar diliyor, yolları açık olsun diyoruz.

20.05.10

Eda Ugurlu    13 Mayıs 2010 18:53
eda-can@hotmail.de
Dedecim seni cok seviyorum ve seni cok özledim.

Administrator    14 Nisan 2010 13:52
1. MAYIS EMEKÇİLERİN KENDİ KAZANIMIDIR

30 Ocak 2009 akşam TV, haberlerinde1.Mayıs resmi tatil günü oluyor gibi güzel bir duyum almıştık. Ancak; haber günün yetkili bakanı ağzından duyulduğu için, sevinsek mi, beklesek mi?, deyip düşünmeye başlamıştım. Çünkü, çağdaşça emeğin hak ve taleplerini güvenceye alacak bir iş yasasının hazırlanıp meclise getirilip ve geçirilebileceği konusunda endişemiz vardı. Son olarak 2008 1.Mayısında yaşanan ölçüsüz baskıyı İktidar haklı bulmuştu& O nedenle:
İktidarın, meclis çoğunluğuyla gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, emekten yana atılan adımların izlerine basarak bu yasa hazırlığına soyunacağına pek inanamıyordum, sevinmekte de aceleci olmayalım demiştim. Hadi bakalım, mahalli seçimlerden önce ne yapmak istiyorsanız yapın da bir görsün herkes demiştim&
Emeğin kutsallığına ve yüce değer olduğuna inanan bir İşçi emeklisiyim, yani; o kavganın içinde kendimi bulduğum andan itibaren, eşya gibi kullanılan, artı değer bırakan, ötekiler olarak görülenlerden biriyim&
19, yüzyıl boyunca Amerika ve Avrupa ülkelerinde çalışma koşullarının düzeltilmesi için direnişler aralıksız sürdü, 1887 de 8 saatlik iş günü için başlatılan grevlerde 1887. 3 Mayısta Chaicağoda direnişçiler üzerine ateş açıldı ve bir çok işçi, çocuk, yaşlı yaşamını yitirdi,
I888 Aralık ayında İş Federasyonu 8 saatlik iş günü elde edilinceye dek her yıl 1.Mayıs da kitlesel gösteri kararı aldı.
14-21 Temmuz 1889 da Paris Kongresi ile kuruluşu gerçekleştirilen 2, Enternasyonal 1.Mayısı işçi sınıfının uluslar arası birlik ve dayanışma günü ilan etti.
1890 yılından sonra 1,Mayıs bir çok ülkede tatil günü olarak kabul edildi.
1919 da Uluslar Arası Çalışma örgütü ILO kuruluş gününde 8 saatlik iş gününü karara bağladı&
Ülkemiz Türkiyede Osmanlı döneminde Selanik ve bir çok yerde değişik ulusların işçileriyle 1. Mayıs kutlandı ya, kominizm le eş anlamda düşünülerek 1925 de Bahar Bayramı olarak değiştirildi&
Dünya emekçileri bu günün kazanılması uğruna tarihinde epey kurban verdi. Her şeye rağmen, sonuç olarak 1. Mayıs Emeğin bayramı ve mücadele günü olarak yasalaştı.
İLO nun ilanından 88 yıl sonra, Türkiye de, 1977 Taksim katliamı da dahil bu bir günü emekçilere zehir ettiren iktidarlar adına yetkili bakan böylesi bir çıkış yaptı&
Türkiye de de onca zaman ve baskılardan sonra 1. Mayıs resmi tatil günü olacaktır gibi çıkışlar, çalışanlara bir hakkın bağışlanması anlamında kesinlikle düşünülmemelidir.
Bu açıklama tarihinde koca bir ayıbın dışa vurması demektir&
2008 1. Mayısında emekçilere eza ve ceza çektiren Hükümetten böylesi bir açıklama yapıldı, Ancak: Dünya emekçilerinin demokratik bu kazanımı TC BMM ne kerhen de olsa tabii ki getirilecekti.
Bu hakkı kimseler vermedi, biz verdik, diyen bir parlamenter çıkacak olursa kusura bakmasın, emekçiler bu uğurda nice kurbanlar vererek bu hakkı söke söke almışlardır.
Sayın Bakanın o tarihlerde değiştirdiği yeni emeklilik yasası ortada, çalışanlar adına sendikal örgüt temsilcilerinin ve muhalefetin görüşü bile alınmadan bir parti kararı olarak ilan edildi, İlerde bu yasaya karşı direnişlerin başlatılacağından kimsenin şüphesi olmasın.
Geçmişte darmadağın savurgan bir politika ile sıkıştığında 70 Sente muhtacız diyenler gibi, şu seneler kriz var deyip de o günü 1 Mayısı paraya döküp ülke ekonomisi bundan zarar eder demeye dilleri kalmadı artık , 1. Mayıs tüm dünya emekçilerinin hak ve özgürlüklerini savunma ve mücadele günüdür ve kazanılmış bir haktır. Önündeki yasakların kaldırılması kimselerin hak verme anlamında değerlendirilmemelidir, o zaman demiştim&
Bu yıl ise; Sene 2010 / 1977 1 Mayıstan 2010 kadar Taksim Alanı her kesime serbest emekçilere yasaktı. 2010 1. Mayısında çalışanlara izin vereceğiz, demekle de geçmişteki 12 eylül faşizminin izine basarak, emeğe edilen eza ve işkenceler kanunen karşılık bulmasa da, vijdanlarda iz bırakmıştır.
Emeğe olan tavrınız tekel emekçileri eylemlerinde de görülmüştü. 2010 Taksim de 1.Mayıs Emeğin Dayanışma ve Mücadele Günü olarak kutlanacaktır. Kutlu olsun diyor, Tüm Dünya emekçilerini bu anlamlı mücadele gününde saygıyla selamlıyorum.

12.04.10


308
Toplam kayıt bulunuyor
Design: Joomlamarket.de
© 2005 – 2020 www.alirizaugurlu.com