Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defterine Yaz


Administrator    20 Şubat 2010 04:07
ARGUVAN AKLA GELDi Mi DERSiNiZ?

Geldi gelmeye de, sakin bir yanlis anlasma olmasin olanaksizliklar yüzünden gurbete zorlanan Arguvanli
kendi insanlarimizin aklina geldi...
2010 Subat icerisinde bulusacak olan hemserilerimizi henüz daha calistayin adi konusulurken atacaklari bu duyarli adimlardan dolayi yürekten kutluyoruz...
Türkiyede Argunan gibi bilinerek ihmal edilen bir yöre daha akla gelebilir mi dersiniz? Varsa da, gecmisde ki ler gecti, günümüzdeki iktidara bu konuda soru soramak bile zor olsa gerek. O nedenle kendi kelini kasiyabildigi kadar herkes kendisi kasiyacak demektir... Arguvanlilarin bu isin farkinda olduklarina inanmaktayim.
Cünkü, 21. yy ortalarinda uluslari, milletleri, diller ve dinler, hatta sInIrlarI bile asan, ticari ilskilerden alinda, her yanli dayanismaya ve kaynasmaya, katki saglayan kültürün farkli bir yaninin simgesi olmasina ragmen Arguvan hepten nicin ihmal edilmektedir?
Hersey ortadadir. Gelmis gecmis hükumet yapanlardan,Arguvana su civiyi de ben caktim diyebilecek birileri varsa cikip söylesin...
Görünürler, tam da sorumsuzlugun acik secik bir ispatidir. Sözünü ettigim millet ve uluslarin günlük yasamina eserleriyle girebilen bir Arguvan kültür sorumlulari hatta bakani tarafindan da iyi bilinen bir yöredir...
Gün gelir ki, Türkü Festival Kültür Haftalari, üst üste konacak olursa 50 Bin misafirin agirlandigi Arguvanda bir OTEL Ve ihtiyaca cevap verecek bir kültür evi yoklugu konusulmaktadir... ilgili Bakan ve yetkililere, sizin isiniz nedir, denmez mi?
Onlar Arguvani bilmesine biliyorlar da, sistemleriyle uyum icinde olmayan bir Arguvan kafalarinin tam da arkasinda oturturuyor gercegi yatmaktadir...
O topraklar o ülkenin bir parcasidir, desekte, ne yazik ki, ülke henüz bu asira yani 21.YYilin dünyasina yakisir bir anlayisla degil, bir asir daha gerilerden günümüzü takip etme anlayisiyla yüzyüzedir...

Peki Arguvanlilar askerlikten yada askerden kacarlar mi? Asla, duyulup isitilmis de degil...Cok Arguvanlinin oldugu gibi, Benim Dedem Süleyman Bey Birinci Dünya savasindan gidipte geri gelmeyenlerdendir. Köyümden ve etraf köylerimizden kac Bin kurban verdiler, hepsi kayitlarda olsa gerek...
Evet, onlarin arkada biraktigi yani bu günün Arguvanlilari inanc ve dünya görüsleri ile birilerinin cikarina ters düsüyor olabilirler. Öyle görünseler de, dünya barisi icinde memleket menfaatlerinin cagdasca tarafi olmaya devam edecekleri de süphe götürmese gerek...

S. Kayhanlar Arguvan da saglik evine ek bir yer yaptilar, acilisinda ben de oradaydim, devlet yetkilileri ve bürokrattan coklari da hazir oradaydilar. Acilista AKP Millet Vekili S. Öznur CALIK da oradaydilar ve konustular da. Hic birseylerden haberleri yokmus gibi, Devlet ve vatandas el birligiyle deyip sözlerini sürdürdüler, arkasindan S. Mevlüt ASLANOGLU, Burada devletin ne eli nede haberi var dogru oturup dogru konusalim dedi. Dogrusu da o idi zaten...
Sevgili arguvanlilar ve yüregini ortaya koyan saygiya deger, calistay üyeleri, anlasilan o ki, gökten yagacaklarin disinda Arguvanin ayricaliga tabi olma durumu devam edecege benzemekte... Sunun surasindan gayet eminim ve bu calistay AKP iktidarinin zamana oynama calistaylarina benzemeyecektir. Coklarimiz o calismalar icerisinde olamasakta, yüregimizle hep onlarin yaninda ve gücleri olmaya calismak zorundayiz...
Hatirlanacagi gibi,, Sayin Ismail ÜSTÜNDAG 2. Sempozyumdan sora bir öneride bulunmuslardi, Malatya AKP M.Vekillerine E.mail le 2010 bütce calismalarini hatirlatalim, Arguvan da cözüm bekleyen öncelikli sorunlari da o tartismalar sirasinda düsünülsün... Önerelim diye bizlere Ad Ve E.maillerini de vermisti...
Ben 5 vekilin de E mail adreslerine öneriyi gönderdim, Ancak, 5 Vekilden birisi bir cevap verme nezaketinde bile bulunmamislardir...
Bilindigi gibi, Arguvanlilar ülkeye vergi veriyor, kesinlikle askerlikte yapmaktalar. Ancak, Ülkemiz yeni dünya düzeni denen sistemin kanadi altinda tek ayak üstü durmaya calisan bir ülke konumuna düsürülmüs.
Bilmem yanilmis sayilir miyim?
Sözün kisasi, simdiye dek oldugu gibi, keli olan, kasiyabilecegi kadar kelini kendisi kasimaya calisacak demektir...Ta ki, yolsuzluklarin önündeki dokunulmazlik engelleri kalkincaya ve hukukun saygin bir düzeyde insancil yani agirlikli bir yapiyla bulusuncaya dek, calistaylara kolayliklar diliyorum.

Saygilarimla.

Administrator    09 Şubat 2010 20:26
ÇARIK AYAGI SIKTI DEMEKTIR

çarık iri hayvan gönünden ayak ölçülerine göre bicilip, kendi kenarindan da ip görevi yapacak sekilde alıp yanlardan delip geçirilerek çekip büzüp ayaga geçirilen ayakkabıdır. Akşamdan suda ıslatilir, sabah erden tarlaya ya da bahçeye giderken yumuşakca ayaga geçirilir. Eh iste, Güneç çarığı kurutup sıktıkca, çarık da ayağı kasıp kavurur...
Şu anda ayaklarla can da sıkıldı gibi
Dünya da asıl yapılması gereken kavgayla kucak kucağa gelindi demektir.. Emek sermaye kapışması
Bu kavgayla asıl istenen barış da pes peşe gelebilir...

Türkiye Cumhuriyeti Bir Sosyal Devlettir. Bu söz hiç de dillerden düşürülmemiştir. Evet, ilgili maddeyi tam olarak ilerde açacağiz. Ne acı ki, Devlet sosyal olmak bir tarafa  tek sınıfın tahakkümü üzre hukuk saymaz, brokratik ellerde tamı tamına terbiye edilmiş durumdadır...
Bireylerin devleti anlaminda, yani  Toplum refahinin saglandigi bir sistem bicimidir sosyal devlet. Ve onunla ilgili anayasada ki madde ciddiye alinmamakla haklar da hukukla birlikte ayaklar altinda sürüklenip durdu.
Bunun farkinda olan halk tan adam ne sosyal devleti, ne anayasasi kardesim?. Diyenlerin sayisi gün be gün de cogaldigi görülmekte...
Olmazolur mu, var iste.
Birak be dostum, ne anayasasi, hukukumu var bu ülkenin?
Evet var, vallahi de billahi de var...
Yok kardesim, bu memelekette hukuk da yok, hak da, ben göremiyorum...
Kardes inanin ki var, bak iste Türkiye cumhuriyeti demokratik laik sosyal bir hukuk devletidir. Bu madde Cumhuriyet anayasalarinin tümünde vardi ve halkca her seferinde onay da almistir. Ve son 12 Eylül Cuntasinin yaptigi 1981 Anayasasinda da degistirilemedigi icin kalmistir da. Niye yazmiyor mu?..
Var yok, bu konu tartisilabildigi kada tartisilsin, var diyen de hakli, ancak, yok diyenler yerden ta göklere kadar haklidir. Cünkü toplum yasamina uyarlanmayan bir yasa kagit üzerinde olsa ne yazar ki?.
Onu bir hic sayarak, toplumun vergileriyle maaslandirilmis kolluk güclerine acim, issizim, isten atildim, perisanim diyenlere sus ulan deyip saldirtan hukuk hak karsiti  bir brokrasi is basinda, hukuku koruyup kollayacak olan kurum ve kuruluslarda is yapamaz durumda İse, kagit üzerindeki yazili kuralin varligindan söz etmenin ne yarari olabilir ki?
Ha, öyle mi?, o zamam carIk ayakIari sIktI demektir. Halkin onayiyla yürürlükte yerini alan bir Anayasa bir hic sayiliyor ve önünde duruluyor ise, halka yeni bir is düstü demektir.
O hukuku halkin refahi icin uygulamayan birilerine el tersiyle geri cekil demekte gec kalindi demektir...

Cünkü; Anayasada ki degismez baglayici olan (madde 2) ye ragmen, halk hep aldatilmistir. Yasalarimiz sunu diyor, kurumlarimiz var, biz iscimize, köylümüze, esnafimiza, ve her yurttasimiza ayirim yapmaksizin gereken hizmette amadayiz, biz bu ülkeye hizmet icin ciktik dedi arkasindan ezan sesleri ve vaaz vaadleriyle herseyi gölgelediler. Isbirlikciler, hukuku hakki hepsini bir tarafa koydu, halki iste o sözlerle oyaladilar...
Bu dediklerimle hep AKP yi hedef aldim sanilmasin. Cumhuriyetin ilanindan bu güne dek, Türkiye Cumhuriyeti Demokratik Laik Sosyal Bir Hukuk Devletidir Anayasalarda ki baglayici Mad: (2) ye göre nicin Türkiye sosyal devlet olmadi ki? Aksine yillardir o madde inkar hatta ihlal edilmektedir...
Gelinen yer, yasanin ön gördügü refah ve huzur yerine istenmeyen kavga kan kokan bir dünya hoyratligi yaratilmis oldu...
Tekel iscilerinin gelecegiyle ilgili ülke Bas Bakaninin, son aciklamalari karsisinda emegin yani üreten insanin bir hic sayildigi iyiden iyie anlasilmis olmali. Bir ay daha sabrediyoruz ve müdahale edecegizsözleri, soguk kis altinda ölen ölsün kalanlara iste o ilkel hukuk ihlali yine yapilacak demektir...
(Carik ayagi sIktI.) Tekel iscilerin o eylemi hayati kazanma direncidir. Karsi tutumdan anlasilan, kazanan da kaybedecekler de tüm yurt capinda yasami emegine dayali süphesiz iste o sosyal kesim olacaktir.
Yani Günes carigi carik da ayagi iyide iyiye sIktI anlasilan. Sonucta Tekel emekcileri siz kazanacaksiniz cünkü siz hakli olarak ekmeginiz icin o zorlar karsisinda direnmektesiniz. Karsi taraf ise, ekmeginizi elinizden alinmasi icin sermaye adina bir inattan baska birsey olamaz.!!!
Tüm emekcilerin mücadelesini saygiyla selamliyor ve basarilar diliyoruz.

Ali Riza UGURLU

Administrator    31 Ocak 2010 02:21
INANC VE IBADETE PAZARLIKLAR MI VAR?

Yetkililer demokratik acilimlar sözünü her firsatta ici bos laflarla kullanmaya gayret ederken, bir taraftan da Alevi calistaylari adi ile, ögretiyi carpitma cabalarindan söz ediliyor.. Söylenenler bu...
Evet, düsünüyorum da, Anadolu mozaiyigini olusturan insanlarin, yasadigi o güzel topraklar üzerinde, özüne ve güzelligine yakisir bir sistemle bulusamamayi bir talihsizlik diye mi adetmeli?
Sistem sözcülerinin öyle degil de böylesi bir alevilik gündemi ile pazarliklara oturmak, süregelen ögretiye haksizca bir saldiri diyebilir miyiz?
Bu olmadi bir daha, o da olmadi ötekisinde, deyip her iki taraf acisindan 7 sefer inanca ve inananlara karsi o bulusmalartarihi bir hata olarak kesin sorgulanacaktir diye düsünüyorum...
Sayin Görevli Bakan Ve bu calistaylara katilan diyanetciler, Haz Peygamberin vefatindan sonra, emevilerin koydugu kurallar üzerine bir tartisma acsaniza... Devletin imkanlari elinizde,1400 yildir Aleviligi yok etme cabalariniza bir yeni yöntemle saldiriya hazirlik midir bu calistaylar?
Peygamberler tarihine insan girip bir baksa, sözü edilen 24 Bin nebiden birisi ibadet sekilleri hakkinda ümmetleriyle bir pazarliga oturduguna dair bir bilgiye ulasabilir miyiz? Ya da, Dinlerin tarihi ve Tanri Buyrugu diye bilinen Döt Kitap yaprak yaprak karistirildiginda, böylesi bir Tanri Buyruguna, rastlayabilmek mümkün müdür? Peki ya bu cagda, böylesi bir dayatmanin karsisinda tabiri cayizse koltuklara yakisiksizca yaslananlara sormali, ne adina, kim icin bu pazarliklara oturuyorsunuz? Bu sorulara yanit gün geldiginde istenecektir elbet...
Ögretiyi hic mi hic ciddiye almayan sistemcilerle, insani yaratildigi degerler yerine koyan bir sevgi sembolünü sekillendirmeye soyunanalar, sistemciler sizleri koltukluyor olabilirler, Ancak, tarih önünde hesap vermeyi de boynunuzda bir borc olarak hazirlikli olmaniz gerekir diye düsünüyorum.
Alevi haklarini aldi deyip sizleri alkislayanlar da olacak. Ancak, gelecek onlari ögreti ve cagdaslik adina ne sekil anacak, bunu da bir kenara yazsalar fena olmaz diyorum...
Emevi zihniyetine Abbasi teslimiyetciligiyle yaklasanlar, Dede yada bürokrasiden birileri iyi düsünmeliler, bu ögreti para pul, makam, sefa saltanat ögretisi asla diyemeyeclerdir. Cünkü, bu ögreti insani kamil, yani insani yaratildigi ve laik oldugu degerle bulusturma ögretisidir. Bunun burasini 7 büyük Ulu ozanin ögüt eden sözleriyle özdeslesmis coklari var ve bilirler. Her zoru da omuzlayarak bu günlere tasiyabilen de onlardir. Bu ögreti siyasi kararlarla sekillenmedigi icin siyasi kararlarla da sekillenmeye hic de tahammülünün olmadigi bilinmelidir diyorum. Bu is neden o zatlara birakilmadigina bakildiginda, baskalarinin neler pesinde olduguklarini yukardaki görüslerimiz dogrulayacktir ...
Ilkel yanlislariyla bunalimlara girmis, bogulma durumuna gelen, sistem sözcülerini herkesin gayet iyi tanindigi kanisindayim...
Ancak, insani insana kabe dedirten, Ele, bele, dile sahip ol düsturuyla, bu güne getirilen ögreti, pazarlik konusu nasil edilebilir ki?
Obür yandan calistaylarda, Insani insana köle eden, acligi yoksullugu insanlara reva gören, elini haktan, diliyle yalan edebiyati yapmaktan, beliyle örselenenlere firsat veren sistemcilerle Alevilerin nasil alevilik yapacaklarini sekillendirme gibi yanlislara birileri bulasmasa iyi ederler diyorum...
Devletin önemli yerlerine getirilen yetkilerle donatilmis birileri, Bakan ya da her kimse siz sistemi insancil, laik, Demoratik, Hukukun üstülügünü esas alan, esitlik ilkelerini huhuku esaslara baglayan, farkliliklar arasinda tarafsizligi yasal cercevede ilke edinen, bir cagdasligi icinize sindirin,yetecektir... Ve hersey de yerli yerine kendiliginden oturacaktir diye düsünüyorum...
Bunlarin disinda, zor hep tarih boyu zorlanmis ve gerisin geri de tepmistir. Cag insanlarinin nasil ve ne gibi kosullarda yasatilacagini, sözünü ettigimiz hukuku yapi catildiginda, Dünya nin da, asil insan dünyasi olacagindan kimsenin süphesi olmamalidir. Acilimlarla, calistaylarla, soyut dayatmalarin hic bir ise yaramayacaginin herkes bilincinde ve bilinmelidir diye düsünüyorum.
Acikcasi, cumhuriyetin mevcut yasama organi var ve calismaktadir da. Alevilerin aradiklari esit yurttas olma cabalarinin önünde mevcut güc ve yetkilerinizle, sistemciler asil siz varsiniz...
Ayricaliklarin aradan kaldirilmasi, cagdas laik bir sistemde olduklari gibi yasama cabalarinin önü hep yakmakla kesmekle engellenmeye calisilmistir. O engelleri koruyan ve kollayan gecmislerde oldugu, gibi, onlarin yerinde devamini sürdüren de yine sistem de söz sahibi olan sizlersiniz. Bu islerde görevli bir organ yerine, kösede bucakta isinize gelen birileriyle, calistaylar düzenleyip, zamana oynamak istediginiz aciktir ve Muaviyenin Haz Aliye BEDIR Savasinda kurdugu tuzaklari hatirlatmaktadir.
O calistaylara katilan Alevi ve Sünniler, hak bagislayan birileri deyilsiniz ki siz. Haklar hakca hakk sahibinindir. Engellerin kaldirilmasi icin, haklidan yana hic de gözüken birilerine benzer tarafiniz yok.
Haklar önündeki engellerin kaldirilma isi hakk ve hukuk adina, TBMM nin görevi oldugu ve her yurttasin da bunun bilincinde oldugu kesindir diye düsünüyorum. Saygilarimla.

ALI RIZA UGURLU

Administrator    28 Ocak 2010 23:02
ARGUVAN NN BEKLENTILERI VAR

Arguvan artik her yerde cok konusulmaya basladi. Ne var ki, Osmanli da oldugu gibi cumhuriyetciler tarafindan da, hatta köyleriyle birlikte kadere terk edilmislerdir. Su anda bile, amma herseye ragmen artik o kapilarin aralanmasi gerekiyor diye düsünüyorum... Ülke hukuku isletilmiyorsa, dünya hukuku var ve cözüm icin gerken de yapilmalidir elbet...
Bence öncelikli cözüm bekleyen sorunlarin hepsi de Ankara 2, Sempozyumda degerli katilimcilar tarafindan tesbiti yapildi. Sayin Asim AYDOGDUnun sonuc bildirgesi araciligiyla arguvanlilar olarak bir cogumuzun bilgisine sunuldu bile.

Ankara calismalarinda da görüldügü gibi.

-Her türlü tarima el verisli genis ovanin sulama sorununun cözümü ve kooperatiflesme
-Büyük bas hayvanlarin cogaltilmasi icin tesvik ve ürünlerin degerlendirilmesi icin mandira
-Tarim ürünlerinin kolayca pazarlanabilmesi icin Ofis actirma
-Ilce de kücük capta da olsa, sanayiye yönelmek icin devlet destegi ve is adamlarimizi yatirima tesvik etmek
-Agaclandirma ve Aricilik
-İste ve meslekte yetistirme kurslari acmak.

Bu konularda yapilacak girisimlerin yöreye fevkalade bir canlilik getiecegi inancindayim. Ayrica bir meslek okuluna mutlak surette gerek oldugu düsünülmeli ve kültürel calismalara ve konferanslara uygun bir salonun Bel: Baskanimiz SayinHüseyin TASTAN tarafindan düsünüldügünü saniyorum, cünkü zaruridir. Türkü Festivali daha genis kapsamli, yöre degerleri ve sorunlar tümden ciddiye alinarak, ulusal boyutta programli ve haftaya yayilacak düzeyde hazirlanmalidir.
Otelsiz bir Arguvan hele hic düsünülemez... Bu sorunlara sirasi geldiginde yazilarimda sik sik bende yer vermistim ve
bunlari siralarken Arguvan insaninin Belediye var, deyip topu taca atma gibi davranilmamali, her arguvanliyim diyen de elini tasin altina uzatmak zorundadir, diye düsünüyorum...

Tabi ki, bu ülkeden asker alan vergi toplayan devlet yetkililerin de kapisini zorlamak Arguvanlilarin hukuken de üsulen de en dogal haklaridir...
Kisa ve son cümlem olarak, Arguvan güzellesmeye, büyümeye laik ve adaydir ve gerekende yapilmalidir diye düsünüyorum.

Saygilarimla.

Administrator    27 Ocak 2010 18:54
DERT MI GIRDI ÜLKEYE?

Domuz kribi geliyor, diye kimseyi korkutmak gibi bir niyetim yok. Yillardir anlamaya calistigim kavramlardan birisi de, kimlerin isine yaradiysa Demokrasidir... Cok kullannildi ya, onu sakiz etti, bir daha da tükürüp atmaya niyetli birileri de yok, isin kötüsü bir de beni halk secti dik kafalaigi izlenmekte...
Ülke su anda öyle bir durumla karsi kasiya ki, yani secim oldugunda iscim, köylüm, esnafim, memurum, issizim der oylari toparlar ve iktidar olurlar. Secim zamani hic de adini agizlarina bile almadiklari halkin kara kaderi olan sinifin iktidari olup koltuklarinda ise koyulurlar. Milleti ac perisan koyma pahasina birilerini de Allah verdi deyip, zengin edebiliyorlar. Iste anlamkta zorlandigim beni halk secti dedirten demokrasinin görünen yüzü...
S. Maliye Bakani Tekel iscilerinin talepleri hakkinda vicdandan söz ettiler. Eger o is vicdan isi ise, sizdeki o vicdanin önce tekel iscileri ve issizlein perisan haline carpa carpa sizlamasi gerekir. Bu da adi denen demokrasi sayesinde getirilen sorumlu bakanin görev anlayisi. Aslinda kendimize sunuda sormamiz lazim, suclu olan demokrasi midir, yada bir zorba zihniyeti mi ülkede egemen? Demokrasi halkin kendini yönetme sekli diye bize anlatildi. Öyle ise, ya islerlik kazandirilmali, yada o ismi kullanma hakkini kimse kendinde görmemelidir...

Isin öbür yani, ortalik toz duman, herkes biribirine girdi girecek. Ülkedeki son durum ve sikintilar kimsenin umurunda degil. Kurumlarda koltuklar paylasilmis , agizlar dop dolu, vergitsin ediyor herkes birbirine. Tekel iscilerin durumu soruldugunda S. Basbakan da baska bir sey söyledi, Ben milletin malini car cur edemem dedi... Iste bu da demokratik anayasal bir yapi icinde göreve atanan basbakan cikislari!!!

Sag olsunlar, teknik donanimlarla güclü de bir medya var ülkede, agizdan cikan her söz aninda yerine
ulastirilabiliyor, o kunuda hele sorun yok.
Insanlarimiza gelince cok iyiler, kendim ettim kendim buldum, gibilerden kuzu kuzu kahvelerde günesi her gün tepe arkasi yuvarlayabiliyorlar.
Peki ne olacak simdi? Iktidar mi, Muhalefet mi, Kurumlar mi, Isciler yada, Issizler mi? Hele de köyler, isleri bitirilmis olsa da, akillilar vallahi, lahanet olsun adam kavga degil mi, zaten bizleri ne gören ve nede soran oldu simdiye dek, deyip selamette görüyorlar kendilerini!!!
Peki bu kavgada kim kazanir? Anayasa demokratik islerlik felan el tersi ile öte edildi bir meydan okuma var, kollar sivandi, kurumlarin icine sistemini yerlestirip, muhalefetsiz, nasil olsa yine halk sececek, amac degil de, arac olarak ele gecirilen demokrasi de fevkalade isletiliyor O zaman kazanacak da kaybedecekler de anlasilan ortada. Kaybedecek halkin belli katmanlari var onlar olacaktir. Cünkü davul ayni davul, calan da degistirilir mi desiniz? Devlet tam anlamiyla yari seriat la diyanete sirtini yaslamis dimdik ayakta...
Hadi simdi sevgili emekciler, avcunuzu yalayin dedi Bas bakan. Biz öldürülen Ugur lari, Deniz leri, Hirant lari bu yigitlerimizi anmaya devam edelim , Apti Ipekcinin katili de birakildi, hazirlikli olalim, arkasi gelebilir...

Demokrasi dedim de, hatta cok takildim ona. Eski adi konusulan politikacilardan Ingiliz  Corcil demis. Demokrasi iyi bir yönetim bicimi degil de, ondan iyisi de yok... Peki yok mudur? Var olmaya var da, onun isine gelen hic de sosyal yani olmayan firsatciliga önü acik modeli kralcilikla da empoze edilmis ve kendi yorumudur...

25 Ocak aksam NTV TV de kamu anket sonuclari aciklandi. Her seyi bir tarafa birakalim da, TBMM de MV dokunulmazliklarinin kaldirilmasini isteyenlerin orani 75% ler olarak gösterildi.
Tekel isci direnislerinin durumu soruldugunda S.Bas Bakannin yanitini yukarda demistik, Ben milletimin malini kimselere car cur ettirmem... Madem öyle?
70 kusur milyon insanimizin üzerinde o kadar ciddi ve israrla durdugu yolsuzluklar konusu var, carcurun asil kaynagi da TBMM olarak konusulmuyor mu? Ayyuka cikan o sesler simdiye dek  7 yildir nicin hep kulak ardi edildi ki?

Dönelim kurumlar arasi cok yönlü seslere; yasama yürütme ve yargi, bu kurumlar yurttaslarin huzur ve yasami icin olusturulan merciler olsa gerek. Dünya da oldugu gibi, ülkede de cagin ayibi yeteri kadar üst üste kondu, yöntemi cagdas insancil bir yana cevirmekte daha da gec kalinmamalidir, diye hep konustuk. Sevgili güzel insanlar, tüm Dünya artik emperyalist ve isbirlikciler dünyasi olmaktan kurtarmakta gec hem de cok gec kalindi, halklar olarak, hepimize düsen güzel bir dünyaya sahip cikmak, yasamimizin olmazsa olmazidir diye sesleniyoruz.

Saygilarimla.


308
Toplam kayıt bulunuyor
Design: Joomlamarket.de
© 2005 – 2020 www.alirizaugurlu.com