Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defterine Yaz


Administrator    19 Ocak 2010 06:32
HAKLI KAVGA YAŞAM KAVGASIDIR

Iktidarin su günlerde emeği hiç mi hiçe sayma tutumu kamu da belli bir kesimi rahatsiz ediyor olmali. Emekci kesimden de bu iktidara oy verenler oldu elbette. Ancak, yasami konu alan o direnis karsisinda durus basli basina bir haksizliktir.
Temsil ettikleri sinif bunalidikca, emekciler üzerinde gidildigi acik ve net ortada, git gide de yogunlasmaktadir. Kula kul olmamak icin, bu politikalar karsisinda, nice can emek ugruna hayatini noktalamistir. Dünyayi tek ele almaya calisan isbirlikciler bir cok ülkede benzer cikislarla, yasami toz duman ettiler.
Her secimde Din, Vatan Millet Sakarya Vs, laflarla iktidar olmak ve bir avuc isbirlikci soyguncunun sirt sirta el ele kenetlenmesi icin oyun koymadi oynadilar, o laflar hepsi komplo idi. Kolluk güclerini her firsatta güclendirme cabalari da bu günlere hazirlikti dersek yalan da olmayiz...
Emege karsi bu haksiz uygulamalar Türk Hükumetinin yalniz basina aldigi kararlar olmasa gerek. Diyer acilimlar felan konusunda da, Kürt, sen kürtsün, Alevi, sen de alevisin, deyip isi bitireceklerini sanmaktalar. Cünkü bu cabalardan sonuc bekleyen ve bu is tamam diyecek az da olsa sistem yalakalari var. Ancak, surasi iyi bilinmeli ki, herkes neyse o gibi yasamakta kararli ve gerekende odur. Kimin ne oldugu ve yasami calistaylarda birileri tarafindan mi belirlenecek?
Bu konularda direnen kesimlerin asil aradiklari mutlak ve mutlak, yasami kolaylastiracak bir sosyal yapilanmanin olmazsa olmazliligidir...
Asil meselelerin bir bütün olarak cözüm bekledigi gercegi de tartisilamaz... 16 Ocak günü Istanbul`un Avrupa Kültür Kenti olmasi acilisinda S. Bas. Bakan, sairlerden siirler, Tasavvuf önde gelenlerinden güzel sözlerle basladi ve alkislarla da sözlerini bitirdi. Öbür yanda, tekel emekcilerinin kisin altinda geceli gündüzlü illa da ekmegimiz deyip yükselen seslerine kulaklar hep tikali kaldi.
Acimasizca bir avuc cikarci hesabina sergilenen kati tavur, herkes tarafindan gözlemlenip izlenmektedir. Emekcilerin o kötü hava kosullari karsisinda eylemleri yasam kavgasidir. O nedenle, yanlarinda olan yandaslariyla haklarini elde edinceye dek de direnmekte hakli olarak kararlidirlar...
Devlet bir yanda ancak, emege karsi tavir ortadadir. Fertleri assiz issiz rezalete itmek hangi hukuka sigdirilabilir?
12 Eylül cuntasinin bile dokunamadigi Anayasanin Md 2 yürürlükte, o yasada Devletin sosyalliligindan bahsedilir ve yurttaslarin özgürce laik olduklari düzeyde yasami Devletine görev olarak atfedilir...
Yeni bir Anayasa hazirliklarinin sürdürüldügü de söylenmekte. yenisi oldugunda daha neleri beraberinde getirecek?, orasi da tami tamina bir merak konusu olarak gündeme oturdu.
Bundan önceki dönemde S. Bas. Bakan sik sik konusmalari arasinda bir cümle kullanirdi, Nerden Nereye Su durum karsisinda sormaya gerek yok nereye geilindigi acik ve net ortadadir.
Sistem Cumhuriyet le birlikte, o kadar kulaga hos gelen parti isimleriyle yönetildi ki CHP- Demokrat P- Adalet P- Dogru Yol - Milli Nizam - Ana Vatan - Selamet - MHP- Adalet Ve Kalkinma - Vs. Aramizda hepsininde zamanini bizzat yasayan epey yaslilarimiz hayatta. Hepsi de Esnafi  Memuru  Köylüyü  Isciyi, bir avuc cikarciyi daha da palazlandirma yolunda kullandi ve icraatlarinin devamindan da sonuna dek yanalar.
Peki, birileri daha da palazlansin adina, sürdürülen bu politikalar karsisinda yasami sadece emegine borclu olan, asil insanlar sandiga vardiklarinda Din, Irk sermaye partisi ve onlarin efendisi, demeye dilleri elleri varacak midir?
Varmamalidir, simdi kapismaya meydanlari onlar acti ve onlar da bilsinler ki, insan laik oldugu kosullarda yasama hakkina sahiptir, yada kazanilmaldir diye düsünüyoruz.

Saygilarimla.

Administrator    07 Ocak 2010 06:39
EMEKCI DIRENISCILERINE DESTEK INSANIDIR

Onlar kazanacaktir, yarinlar mutlak surette onlarin olacaktir. Iskalci sinif insan üstü yasamlarini korumak icin, tek dayanaklari sistem emrinde olan kolluk görevlilerdir... O iste memur edilen kisilerse, ayni kader ortaklariyla karsi karsiya emirle getirilirler...
Öyleyken, tekel emekcilerinin yasam mücadelesi hoyrat ca izlenen politikalar karsisinda gecmislerde oldugu gibi ciddiye alinmamakta... Din mesep arkasina siginip, bos vaddlerle olusan iktidarlarda denendi. Yasami emegine dayali Esnaf, memur, isci, köylü, emekli, akil basa demkte daha da gec kalinmamalidir.
Yarinlarinin n olacagi kaygisiyla o kötü hava kosullari karsisinda direnen binlerce emekciyi, kolluk görevlerinin zoruyla eve gönderilmesi, beklenmekte... Öyle oldugunda, caresizligin tek ifadesi isi Allaha havale etmek olacaktir...
Tüm Dünyada adi ve tarifi yapilmasi güc olan tek kalem tek emir sistemiyle hicte insancil olmayan yana cark alabildigine zorlanmakta... Bunun adi ekonomik griz olarak kondu...

Örnegin; griz deyip yaygarayi bastirdi ve yarinlara da o kelimeyi tehlike olarak ümitleri tükeninceye dek de kullanacaklar.
Dünya yi herseyiyle paylasip tek eline alan bir avuc zorba, onlarda isin cok iyi farkindalar. Kölelik, feodalizm, kapitalizmi insanlar yila öle yasadi, istense de istenmese de, bir adim daha ilerisi sosyalizm dir Sözde degil, özde barisi da beraberinde getirip dünyayi teslim alacak olan, yani sosyalizm dir...
Insan yasami yine insan eliyle yazilip insancil kurallarla donatilmalidir... Kar hesaplari pesinde savas ve katliam sonucu, ölen öldürülenlere, sehit ve gazi laflari da, bu güne dek olan anlamiyla maziye gömülmelidir...
Hersey ortada, bir adim ilerisini düsünmek istemeyen iskalciler, menfata dayali uygulamalarla is alanlarini alabildigine daraltabildikleri ölcüde daralttilar. Her yil cogalan milyon insanlari issiz sokaga atip, koca dünya kendilerinmis gibi, rahatlarina göre kural ve savaslar sayesinde bu günlere tasidilar...
Bu günkü su durum karsisinda, ac sefalete ittikleri insan yiginlarini yine de kandiririz saskinliklarinin önü kesilmelidir...
Ekmegi icin korkulu rüyalarla yatip uyanan emekciler, onurluca davalarinin pesini birakmadan o hesaplari tersine  ya cevirirler ya da cevirecekler...

Üretim araclari kamulastirilmalidir.
Haftalik calisma süresi paylasilmali
Emeklilik yasi erkene alinmali
Yillik izin süresi de uzatildiginda, konusulan korkulu hesaplarin tamamiyla masadan kalkacagi görüsü süphe götürmese gerek...
Sömürücü düzenciler adina ekonomistim, diyerek konusanlardan birisi degilim, o hesaplardan anlamam da.
Ömür boyu alin terinin karsiligiyla ömrünün sonuna yaklasan birisi olarak konusuyorum. Ya da, kimseler baris adini agzina almasa iyi eder diyorum...
Insanlara, askari ücret, is yok, gibi ne ahlaki ve ne de hukuki olmayan dayatmalarlarla meydanlari kavgalara actilar. Madem öyle, insanlar laik olduklari kosullar kazanilincaya dek mücadeleden asla dönüs etmemelidir ve destekliyoruz...

Saygilarimla.

Administrator    30 Aralık 2009 19:31
2010 YILINA GIRERKEN

Gecmisten devraldigi kan kokan, vurguncu yapiyi 2009 - 2010 na devretti. Bu yillari pes pese kovalamis olsak bile, insanligin basina acilacak bin bela yeni dünya düzeninin hesap ve pilanlarinda yatmaktadir. Genelde yasami emegine dayali insanlar, yeni yila hep gecmisten esinlenerek kaygilarla girecektir...
Yeni dedigimiz yil yeniliklerle gelecek diyebiliyor muyuz? Aslinda öyle baslanilmalidir diye düsünüyorum...
Ancak, Dünyanin tadini tuzunu bozan sisteme karsi gecmiste ne yapildi ki? Onca belalarin sistem sözcüleri 2010 da yine is basinda olacaklar. 2008-2009 larda, ola ola  Bussa Irak ta, IMF sözcüsüne Istanbul´da  iki yada üc ayakkabi firlatildi...
Belli bir kesim Muntazar ve üniversteli genci alkislamakla yetinip kaldi. Dünya da yasamanin tadini tuzunu yakalamak icin, örgütlü karsi bir güc görünürde olmadigi icin, o iki yigit her seyi göze alarak bireysel de olsa, o dikkat deger eylemi gerceklestirme cesaretini gösterdi...
Hele de 2008-2009 Türkiyede, emekci kesime etmedikleri ne kaldi ki? Üreten emekci örgütler demokratik toplu talepler karsisinda, her dönem sorumlu iktidar yerine, kolluk güclerinin zoruyla karsi karsiya getirildi...
Anayasal kurumlari olusturulmus bir hukuk ülkesinde arz ve taleplere zorla sopayla karsi cikiliyor.
Güya ki, burasi anayasal laik demokratik bir huku devleti.
- Yargi yi hice say.
- Anayasayi rafa kaldir.
- Cogulcu bir mecliste yürütme görevine getirilmeniz karsisinda, sizi oraya koyan Halk muhalefetini adam yerine koymayacaksiniz, kolluk kuvvetlernin korumasiyla ülke yönetmeye soyunacaksiniz. Kimlerin hesabina, nerede ve nasil kullanilacagi anlasilmayan bir demokrasiden durmadan da söz edeceksiniz...

Hani, ülkenin gelecegini bu günlere hazirlayan birileri vardi ya?
- Yollar yürümekle asinmaz,
-Bana sagcilar suc isledi dedirtemezsiniz.
- Benim memurum isini bilir, diyenlere vefa borcu ödemek ve ruhlarina fatiha okumakla meskulsunuz efendiler...

Zamaninda kit mallarini özellestirmeye bu günlerin gelecegini bilerek evet diyebilen muhalefet ise, simdi tekel direniscileri önünde iki yüzlülülük sergilemis olmuyorlar mi?
Görünen o ki , bir avuc iskalci isbirlikci zorba mutlulugu gasp edip, koca dünyayi yuvarlayip cekip üstüne oturdu. Bir de kriz yaygaralari ile, acligin kol gezdigi ve meydanlarda kavgalarin kuruldugu su günlerde, yalakalar bu oyunlarin bas cekeni Obamaya baris ödülü verdi...
Bir yazimda savasciya baris ödülü  diye yazmistim...
Yani, persembenin gelisi carsambadan anlasilabiliyor...
Yeni Dünya düzeniyle, insan degerinin ayaklar altinda ezildigine dair denilecek o kadar söz var ki...

-Türkiye, bir sefer laik degil...
-Türkiye, bireylerin kendini ifade edcegi cagdas demokratik haklari dagitan bir hukuk devleti hic degil...
Öyleyken ne yazik ki,, emekten yana cagdas karsi bir örgütlenmeninde gücü ortada. Geri dönüp ülkemize bir baktigimizda görünen o ki, ümit ve sevinclerle dopdolu kurulan  cumhuriyetin ilanindan günümüze dek, sürdürülen ters yönlü politikalarla gelinen su noktada, hele de sosyal kesime yapilanlar yetmezmis gibi, herkesi oldugu gibi degil de, kendi hazirladiklari kiliflara sigdirma adina, yapilarina uygun calistaylar atayarak, zamana oynamaktalar. 2009 u Dünya halklari olarak hicte yüz akiyla gönderemiyoruz Su günlerde 2010 yili herkes tarafindan baris, saglik ve huzura doguru deyip, umutlarla temennilerle karsilandi ve kutlanacaktir.
Ben Kendim de, Insan laik oldugu degerleriyle konmasi gereken yerden el tersiyle itildig su sistemden, kurtulusun habercisi olsun dileklerimle, 2010 yilini, tüm dünya aleminin bekledigi yil olsun dileklerimle cani gönülden kutluyor saglik ve huzur icinde gecirilmesini diliyorum.

Saygilarimla.

Administrator    21 Aralık 2009 04:45
TELE KULAK DA NEREDEN ÇIKTI?

Son günlerde ağırlıklı olarak TBMM ne de taşınıp ve tartışılan kişi dinleme olayının bir benzeri eskiden köylerde olurdu &
İçerde konuşulanları dışarıdan (kapı arkasından, pencereden, bacadan) kulak dayayıp alabildikleri kadar haberi alıp ulaştırılması gereken yerlere ulaştırma olayı,
- Kız alıp vermelerde ya da kaçırıldığında
- Kabile kavgalarında
- Muhtar seçimlerinde, birileri bu işe soyunurdu&
Ancak bunu yapanlara (müzevir) derlerdi. Tabi, yukarda dediğim gibi, bu iş genelde bu günkü gibi teknik araçlar aracılığı ile değil, kapı, pencere, baca diplerinden henüz elektriğin de olmadığı dönemlerde gecenin de karanlığından yararlanarak yapılırdı, o nedenle kapı arkaları baca dipleri sık sık da yoklanırdı...Çaktırmadan konuşulanları haber olarak alıp birilerine kavuşturma olayı (müzevirlik)
Günümüzde 72 Milyon nüfuslu anayasasıyla kurumlarını oluşturmuş bir hukuk ülkesinde kişinin konumu ne olursa olsun onun günlük yaşamına kadar girmeye çalışan, kişi ya da kurumlar sistem ve onun hukuki ile sorun yaşıyor olsa gerek.
-Bu tip uygulamaların ahlaki ve de hukuki dayanağı olabilir mi?
-Bu uygulama kişilik haklarına saldırı sayılmaz mı? Durmadan insan hak ve hukukundan ve demokrasiye açılımlardan söz edilecek ve diğer bir yandan gizlice hiç de çağdaş olmayan bir yöntemle kişilerin günlük yaşamına girmeye çalışılacak&
Bu konunun öncelikle hukuku bir dayanağının olup olmadığı hukukçulara sorulmalıdır, ya onlarda telekulak denen telin tuzağında takipteyseler, o zaman bu ülkede hukukçularla hukuk da mahküm demektir& Peki şimdi demokratik açılımların tartışması yapılmakta, onu da anlamak zor ya, Ancak, tüm dünya da insan hak ve özgürlüklerinin önünü açma çabaları sürdürülürken Türkiye de 3000 yargıç-600- gazeteci- 300 M.Vekilinin telefonu yürütme tarafından dinlendiği söylenmekte&
Bazı işletme ve kurumlarda işçi ya da memur gözden çıkarılmışsa takibe alınır ve defteri tezden dürülür. Örnekler çok, ne iş hukuku ve nede iş yeri yönetmeliği ciddiye alınmadan adam kapı önüne kolaylıkla.sudan hesaplarla konur& Bu iş işçi ve işveren ilişkilerinde sırtını başı boş sisteme dayamış sermayenin korkusuzca oynadığı oyunlardan bir tanesi.
Öyleyken, ağrılı sancılı da olsa çok partili parlamenter yapıda Yürütmenin parlamentoda sayı çokluğu ile muhalefet ve yargıyı sindirme çabaları demokrat her düşüneni huzursuz eder. Çağdaş huzurlu bir ülke olmanın özlemini çeken yurttaşların kafaları karıştırılmamalıdır. Balık baştan kokar diye bilinen meşhur bir söz var& Herkesin anlayacağı, demokratikleşmenin önünün açılması yargının tam bağımsızlıyla mümkündür.
Kişi dinleniyorsa hakkında mutlak surette bir şeyler düşünülüyor demektir. (Tele kulak uygulatması ile kişi dinlemenin ötesinde yürütmenin çok işlerde hukuk kurallarına uymadığı iddiası muhalefet partilerinin dillerinden yıllardır düşmedi&Akıllarda olan, asıl yapılması gereken, gizlice şüphe peşinde koşmak yerine dokunulmazlıkların kaldırılması koşuluyla meclis içinde ve dışında her ne kadar bekletilen yolsuzluk usulsüzlük dosyası varsa, yargıya niçin götürülmüyor? Kamu vicdanı biraz da olsa rahatlamış olur.
Ülkede halkların eşit ve kardeşliği yine yargının bağımsızlığı ve yasamada uzlaşma ile mümkün olacaktır diye düşünüyoruz.. Kamu oyunun da gündemine oturan ve merak edilen demokratik açılım paketi içinde ne olduğu parlamentoda bile açılıp tartışılamadı. O paketten halkların kardeşliğini pekiştirecek ve ülke de huzurun istikrarın önünü açacak önerilerin çıkması ve hayata geçirilmesi için, uzlaşma beklenmekteydi ve beklenecektir de.

Saygılarımla. 14,11,09

Administrator    17 Aralık 2009 06:03
SAVAS DIYENE BARIS ÖDÜLÜ!!!

K. Maras sehitlerimizi 29, yilinda saygiyla rahmetle aniyoruz, katilleri ve onlara destek olan her kim varsa nefretle, siddetle, lanetleyerek yazima baslamak istiyorum...
Son bir ay a yakin süredir gelismeleri sadece kulaga gelen seslerle takip edebildim, sebebi ise yoldaydim. iki hafta istanbul da ve bir haftadir da geride kirk yilimi biraktigim Almanya´nin Delmenhorsta yim.
Evet, son bir kaq haftaya geriye dönüp bakildiginda hele de Türkiye de olanlar ve ileriye yönelik bazi kaygilarda akla geldiwinde bu böyle devam edecek midir?, demesi geliyor insanin diline...
Terör saldirilari, sokak catismalari, meydan mitinkleri, isyeri kapatmalar, iktidar muhalefet sürtüsmesi, yargida sikinti, ölümler vesaire ve su anda yazimi yazarken 11.Aralik Almanya saatiyla 18.00 sularinda DTP nin kapatilma karari aciklandi...
Bu yasananlar karsisinda siyasilerin tavrina sasirmamak elde degil dogrusu. Sistem tüm kesimlere muhalif duruma getirtilmis, bu gidisat karsisinda Sahiden ülke yönetiliyor mu?, denmeli...
Bir ülkenin yasalari, yolsuzlari, hirsizlari haksizlari, dokunulmazlik denen yasalarin gölgesinde el gazayla vekil de secilmis olsa korunmaya alinmissa ve ona karsi bir tepki düsünülmemis hatta düsünülmüyorsa , o ülke de sistem hukuk sistemidir demek kimin haddine düser? Vicdanini yoklamadan isine gelen birilerine, dur orada denmedi ise süre, onun menfatinin korunmasi icin müstereklerin dayattigi yasalardir ve diyecektir elbette...
Tozuna dumanina örselenmis, yönü ne tarafa oldugu düsünülmesi bile güc olan bu gidise, karinca kanatlandi denilecek mi, dersiniz? Bu sorum sözüm ona savaslarla tekellesen yeni dünya düzeninde palazlanan günahkarlara sorulsa yeridir diye düsünüyorum...
Dünya yi tek agizdan yönlendirmeye ugrasan ABD BaskaniOBAMAy dünya baris adami ödülü verildi. Ödülü ar etmeden alan Obama ödül verildikten sonra gerekirse savas da olabilir diyebiliyor. O söz Obamayi tanimak icin sanirim yeterlidir.
Gecen hafta, Türkiye kamu emekcileri, dünyaca kazanilmis demokratik haklari icin yürüdüler. S.Basbakan isi birakirlarsa sonuca da katlanirlar demisti.
Aleviler, yüz binlerinen bizleri duyun artik dedx Kürtler acin ne acacaksaniz, deyip sokaktalar. Ha, tekel iscileri is yerlerimizi kapatip asimizi ekmegimizi kesmeyin derken, devletin mali deniz, sözünü kimin kime demesi gerekirdi? Ama agzini cabuk kullanmasini bilen dedi bile!!!
Hani, acilimlar dendi ya, anlasilan, herkes acabildigi kadar agzini acsin, biz kapatmasini biliriz, dendi de yanlis mi anlasildi?
Hak isteyenler emri vaki zorumuza da katlanmak zorundadir, yani iste biz o agizlari kapatmasini biliriz, dogrudan denseydi de kafalar bu kadar karismasaydi bari...
Obamayi, entrikalarla baskan sectiren ABD emperyazmx Obama o tip cikislariyla sisteminin kan kokan kirli yüzünü bir daha dünya ya göstermis oldu...
iste herkesin üzerinde yürüdügü, dünya´nin sürüklenmek istendigi yerin adresi o agizla tam anlamiyla tekrarlanmis oldu.
Düsünmekte gec kalindi, artik birseyler yapilmalidir diyoruz.

Saygilarimla.


308
Toplam kayıt bulunuyor
Design: Joomlamarket.de
© 2005 – 2020 www.alirizaugurlu.com