Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defterine Yaz


Administrator    02 Ekim 2009 14:08
TEK KELİME İLE AYIPTIR DENMELİ

Senenin Nisan ayında Malatya Hekimhan Devlet Hastanesinde belki de Hekimhanlı hemşerilerimizin hiç de kabullenemeyeceği bir olay vuku buluyor. Olaydan tamı tamına 5 ay sonra çirkin bir Emevi İslam anlayışının mahkemelik olduğunu öğrendik.
Hastanenin Müdürü Nazım KURT kurumun eski aşçı başı S. Osman KESKİN e iş arkadaşı S.Semanur TAKMAZ Hanımın mutfak işlerine yaklaştırılmamasını ister. Sebep? Semanur Alevi dir ve Alevilerin elinin değdiği yenmez demiş. Müdür aynı talimatı yeni aşçı başı İbrahim GÜR e de veriyor Alevilerin elinin değdiği yenmez, o kadını başka işlerde çalıştır İbrahim Gür Semanur hanıma sen elini yemek işlerine vurmayacaksın, başka işlerde çalışacaksın der. O da ne oluyor dendiğinde?, aralarında tartışma çıkar, Semanur Hanıma satırla saldıran İbrahim GÜR Semanur Hanımı elinden yaralar ve Semanur hanımın satır yarasına dikiş atılır ve 25 gün çalışamazlık raporu verilir.
İşin diğer üzücü bir yanı, iki şahit Osman KESKİN ve memur Sadık ÇAVUŞun Nazım KURT aleyhine ifade vermesine rağmen ilçe kaymakam Vekili S. Sabri UZUN tüm hastane personelinin ifadeleri birlikte değerlendirilmelidir, der ve Nazım KURT hakkında işlem yapmama kararı alır.
Hani Sayın Baş Bakan ve tüm kadrosu ile Türkiyede Demokratik Açılım yapıyoruz, dedi ve sözlerini sık sık da tekrarlar ya &
Konu mahkemelik olmuş. Semanur Hanıma Müd; Nazım KURT - Baş Hekim Fatih BİROL Ve Temizlik işleri patronu Raif KARAKUŞ davanızdan vazgeçmezseniz işten çıkarılacaksın derler. Dedikleri olmayınca bayan işinden çıkarılır.. .
İşte memlekette hiçte hoş olmayan can sıkıcı bir olay. Bu zihniyet çoğaltılan tarikatlarla ne yazık ki gün be gün daha da artmaktadır. Alevi düşmanlığıyla vicdanları kirlenen bu kişilerin kurumların başına kadar getirilmesi ve korunması karşısında hükümetin demokratik açılım sözü ne kadar inandırıcı olabilir?, bilemiyoruz&
Olay 5 ay kamudan gizlenmesi sonucu yörede iç içe yaşayan Sünni ve aleviler arasında elbette ki değerlendirilmelidir&
Ülke nüfusunun 1/3 ni oluşturan alevi insanlar bu gün değil, geçmişte olduğu gibi günümüzde de, Sünni ağırlıklı iktidarlar döneminde benzer suçlamalarla aşağılandığı inkar edilebilir mi?
Bu gün 29 09 2009 yine bir Alevi çalıştayında Hükümet adına S. Bakan konuşuyor, 1400 yıllık meseleyi birkaç çalıştayla çözecek de değiliz ya, diyor.
Allah aşkına, S.Bakan, neyi çözeceksiniz? Dediğiniz 1400 yıldır aleviler yasaklara rağmen aleviliklerini alevice yaşadı ve bundan sonra da yaşamakta kararlılar. Ortada bir mesele var da sizin çözmeniz mi bekleniyor?
Hayır, Siz bir yandan demokratik açılımdan söz ederken, diğer bir yandan bulunduğunuz konumunuzla insanın en doğal hakkı inanç özgürlüğüne gölge etmiş olmuyor musunuz?

Hekimhan da yaşananla ilgili merak ettiğim başak bir şey daha var. O yörede bu olay duyulduğunda aydın Sünni bir yandaş gidip te yörenin mülkiye amirine efendim bu tip aşağılayıcı davranışlar bize yakışmıyor, aleviler bizim hem din kardeşimiz ve hem de yan yana yüz yüze bu memleketin ortak evlatlarıyız, diyebilmeliydi&
Bu memlekette huzuru seven ve isteyen herkes, inancı ve ibadet şekli nasıl olursa olsun, hele de 72 millete bir bak öğretisiyle işlenmiş, hiç ahret kaygısı ve korkusu olmayan, Benim Kabam insandır diyebilen, Alevi inancının varlığı bu ülkede bir kaznım ve şans eseridir&
Asıl ilkel önü karanlık beyinlerin arındırılması için, ivedilikle yerel ve genel yönetimlerin uyanık ve başlıca görevleri olmalıdır. İnsan önce insandır, görüşümü dost sitelerde yazıp yeri geldiğinde herkesle paylaşmaya çalışmıştım. Yalınız Ülke de değil, tüm dünya kökten dinci ve ırkçı zihniyetten İnsanlık ve dostluk adına arındırılmalıdır diye düşünüyorum.

Saygılarımla.

01.10.09

Administrator    30 Eylül 2009 02:18
YENİLİKLERE YOL AÇILMALIDIR

10 binlerce insanına aş iş için Gurbet yolu gösteren Arguvan artık yeniliklere açılmak zorundadır, diye düşünüyorum&
O yüz Binlere yaşam sunacak topraklarda farklı çağdaş yapılanmaya geçmek için değişen dünya koşulları masaya konmak zorundadır. Arguvanlı düşünen madden ve aklen katkı sunabilecek herkese görev düşmektedir, diye düşünüyorum&
Yaşam için gurbet denen yolların da tıkandığı yaşadığımız yenilenme çağında tırnağı olan kelini kaşısın zoru çoktandır dayatıldı bile&
Bu dayatmalar karşısında yöremiz Arguvan insanları daha da zaman kaybetmeden geleceğe yönelik bilimsel adımlar atılmalıdır&

Şöyle ki&

- Yörenin öncelikle kaynaklar aranarak su sorunu çözülmelidir. Meyvecilik, arıcılık, tarım ve hayvan ürünlerini tüm dünyaya açma koşullarıyla çoğaltma ve pazarlama işleri kooperatifleşme yoluyla hayata geçirilmelidir&

Bireysel yılgınlık bezginlik içinde yaşamaya çaba harcayan insanların yeniliklere açılacak yollarla sıkıntılarının aşılacağı görüşlerimi dost sitelerde değerlendirmeye birkaç sefer açmıştım&
Teknolojinin geliştiği, ulaşımın kolaylaştığı günümüzde insanlarımızı el ele gönül gönüle birleştirme yolları gösterilmelidir&

09. 08. 2008 ( Arguvan Çölleştiriliyor)
12.06. 2008  (Köylü Tarım da Kooperatifleşemez mi?

Arguvanla ilgili paylaşmak istediğim bu görüşlerimi benzer başlıklarla dost sitelere yazıp paylaşmaya çalıştım&

Şimdiyse; Ankaradan sevgili başk: Asim Aydoğdu nun benzer görüşleri bizzat paylaşılmak istendi. Kendisinin Arguvan için yapılacak her güzel işte yanında olduğumu tüm samimiyetimle bildirirken Sevgi Saygı ve Muhabbetlerimle, kolaylıklar diliyorum.

Administrator    19 Eylül 2009 11:36
Arguvan Türkü Festivalı Hakkında Dost Hemşerilerimin Bilgisine Arzolunur

Vakfa ait internet sitenin baş sayfasında çok önemli yönetim adına 6, Festivalle ilgili bir açıklama var. Bu açıklamada 6, Festivale niçin katılmadıkları ile ilgili gerekçeler sıralanmış&
6,Türkü Festivalinde yaşananların eksilerini Arguvan lı olarak bende bazı dost sitelere yazıp göndermiştim. Ancak; yazıda Dernek Vakıfa dönüştürülmeden önce Arguvanda Festival konuşulmuştu gibi açıklama var, yani festival fikri Vakfa ait denilmekte&
2002 den önce festival fikri ortaya atılmış mı, atılmamış mı?, atılan lafların arkasında durulmuş mu, ya da lafta mı kalmış?, borasını insanlarımızın değerlendirmesine sunuyorum&
10.10 2002 de Dila Otel de bu karar alınıncaya dek, Vakıf dan önce ortaya atılan bir fikir ciddiyet kazanmış kanısında değilim, olsaydı 5, Festivale kadar ARGUVAN OLGUSU Dergide o güne dek bu kadar önemli bir konu yazılıp açıklanmış olmalıydı.
5, Festivale kadar Vakıf yöneticileri tarafından böyle bir ses henüz duyulmamış gerçeğine rağmen , 5 festivalden sonra biz bu konuyu vakıf kurulmadan önce konuşmuştuk demekle festivalle ilgili bir gündem oluşmuştu diyemeyiz& Burasını yine Halkımızın sağ duyusuna havale ediyorum &
Ancak; Kısa adı MAKSAT olan Malatya Kültür Sanat Derneğinin çıkardığı 2, sayıda Sayın: Mehmet FİDANın anlatımı ve Ben A.Rıza UĞURLU Dilin dönsün Arguvan şiirimle derginin 14 sayfasında Haziran Temmuz 2001 tarihli bir açıklama var&
(Arguvanın Genel Tanımı) Dergi MAKSAT ta Mehmet FİDAN ın verdiği bu yazının ilgili bölümünü aynen aktarıyorum&
Müzik festivali (şölen) 2001 Eylül de, böyle bir şölenin hazırlığına başlanmış, tüm Arguvanlılar köy dernekleri, İstanbul da kurulan Arguvan Köyleri Kültür Vakfının şölene büyük katkıları olacağı inancındayım. Bu yazı dergide  festivalin adını biz koyduk denilen tarihten bir yıl daha evvel yayımlandı.
Yayın Tarihi: Haziran Temmuz 2001. Sayı 2. Sayfa 14 Malatya MAKSAT
Festivalin gerçekleşmesi önerimi Belediye Başkanı Mehmet FİDAN ve zamanın Kaymakamı Sayın Kemallettin SAKİNe, ilk olarak sunduğum tarih 27 Temmuz 2000 dir
Arguvan tüm değerleriyle ortaya çıksın, bu güzel kültürün yeri işte ARGUVAN burasıdır, deyip önerimi bu sözcüklerle yapmıştım.
Hem Sayın Başkan, hem de Sayın kaymakam çalışmalara başlamak için not almışlardır. O anda bana katılan zamanın Arguvan Nüfus Müdürü Halil YAZGAN ve Merhum Ozanımız Muharrem YAZICIOĞLU önerime katılmak için orada hazırlardı.
Bağışlansın, bunlar hepsi inkar edildiği için, bu açıklamayı yapma gereğini duydum&
Benim bu işi ilk gündeme taşımam ve çabalarım yalnız Malatya Kültür Sanat Derneği Dergisi ile sınırlı da değildir, Radyo. MEGA, Tv Güneş, Mahalli basın ve bir çok arkadaşım hayatta ve bu çabalarıma tanıktırlar.
2002 de Dila Otelde o karar alındığında S. M. FİDAN benim önerimle oradalardı
Zamanın Kültür Bakanına 2001 de gidip yardım istediğini ve tüm çalışmaları başından o tarihe kadar Dila Otelde anlatmış olmalı. O teklifin arkasında 2003 e dek 3 yıl boyu kim vardı?, orasını da çok sayıda bilenler var &

Bu konuda bir kaç sefer yazdım, duymazlıktan gelenler var, duyulsun diye bir daha hatırlatma ihtiyacı duydum. Emeği hiçe saymanın ve doğruları bencilik adına gizlemenin ne kişiye ve nede Arguvuna bir yararı olmayacağı herkes tarafından iyi bilinmelidir, diye düşünüyorum.

Saygılarımla&

Administrator    18 Eylül 2009 21:06
Sayın: Kadir İNCESUYA Cevap:

1- Geçmişe dönüp bakıldığında birlikte yaşamayı zorunlu düşünen İnsan geleceğe yön ve ışık tutmak için kitap yapmış. Yazıya dökülen her akıl ürününden devam eden insanlık da faydalandı diyebiliriz. Düşünen ve yarınlara da yararlı olurum inancıyla o zorluklar göze alındığı gibi devam da edecektir diye düşünüyorum&
Kitap olmasaydı günümüzde parlayıp ışık saçan beyinlerle nasıl buluşup kucaklaşa bilirdik? Geçmişte kitap yapanların da böyle düşündüğüne inanıyorum. O nedenle acizane aklım beni hiçte kolay olmayan bu işe kendi ölçülerimle zorladı diyebilirim.
Yazma eğilimini yaşamın kendisi belirler ve koşullar elverdiği ölçüde birikimler o yolu kendiliğinden açar.
Hiçte insancıl olmayan çok sınıflı bir dünya düzeninde cılız bırakılan emekçi örgüt üyelerinden birisi olarak kendimi tanıdım ve emeğin en yüce değer olduğu inancımla çağdaş kavgada yerimi aldım. Yaşamı emeğine dayalı her emekçinin yapması gereken de işte bu olmalıdır diyorum. ...
Etkilenme olayı, az da olsa kitap ve günlük gazete okuma merakım bana bir şeyler vermiş olacak ki, kalemimi kullanma cesaretim oluştu diyebilirim&

2- El Aranıyor, Şiir kitabımın başında Şairin Düşündükleri bölümünde Şiir tarihin en güvenilir şahididir, Aşk, sevgi, hasret, özlem halkın yaşamını konu alan tüm istek ve talepler şiirle yada türküleştirilmiş şiir sözleriyle dışa vurur demişimdir.

3- Asıl zor olan süreç, şiir ve düz yazı da, zamanınızı tüm dünyaya bakarak kaleminizi kullanma sürecidir Kağıda konan düşüncelerin insanlara sunma olayı hiçte kolay olmayan bir eylem biçimidir diyebilirim.

4- Her şeyiyle modern bir ülke konumuna getirilmiş F. Almanyada az denilemeyecek kadar 40 yılımı bıraktıım. Sermayenin emeği akıllıca kullandığı F.Almanyada gördüklerimi ve yaşadıklarımı Almancı Yabancılar Ve Uzakta çalan Davulun Sesi adlı bu iki kitapta toplamaya çalıştım. Üst düzey bir teknolojiye ulaşan ve kurumları sağlam oturmuş hukukunu iyi işleten  o ülke de sermaye söz sahibi ise, bu filmin senaryosu yazılmalıdır ve Uzakta Çalan Davulun Sesi işte öyle bir şey oldu diyebilirim&
Aslında iyi bir yazar da diyemiyorum kendime yapabildiğim ölçüde kitap yapmaya çalıştım.
Ancak, zamanımın büyük bir bölümü emekten yana sosyal kurumlarda geçmekle birlikte, yazmamda ve konuşmalarımla hukuku bir engele takıldığımı diyemem.
Yani, sosyal devlet denen F.Almanya da oluşan sınıflı yapıyı korumakta da akıllı politikaların sürdürüldüğünü diyebilirim& Bence, o yapıyı birazda olsa irdelediğim için, o iki kitabı yapmakla da iyi ettiğime inanıyorum.

5- Ali Rızam, beni ben gibi anlan
Gafil hep yanılır yalana kanman
Bu Dünya dönüyor duracak sanman
Gözde ki perdeyi delin de görün

Tekelci sermayenin işini kolaylaştıran  Dinde bazı uyduruklar ve Irkçılıkla tabulaşan beyinlerin ayıklanması lazım. İnsanlara neler vermek istediğim ise, kitaplarım okunduğunda anlaşılacaktır diye düşünüyorum.

6- Okurlar tarafından anlaşıldığımı yada anlaşılamadığımı tam olarak bilemem, tebrik edenler de olmuştur, etmeyenler varsa da eleştiri bekliyorum&
Ancak; sermayenin emeğin üstünde bir baskı unsuru olduğu Yeni Dünya Düzeninde, üretilen insancıl fikirler akla hoş gelse bile sistemin bireyselliğe ittiği ortam insanları okuma alışkanlığından alıkoyuyor kanısındayım. Ancak er de geçte olsa kitap okunacak ve değerlendirilecektir inancındayım.

7- El Aranıyor, şiir kitabımda sadece ölüm temasının öne çıktığını düşünemiyorum. Ancak vefa götürmez bir gerçek var ki, o da ölüm& İnsan doğanın ölüm denen gerçeğini inkar edebilir mi? O temayı işlediğimde, bir gerçeği sadece hatırlatma amaçlı konu edinmiş olmalıyım. Ancak ölüm asıl oturup devamlı konuşulması gereken bir konu da olmamalıdır,
diyorum&İnsan öncelikle fert olarak üstünde yaşadığı yuvarlağın kendisini gezdirdiği gerçeğinin farkında olmalıdır. Bu görüşü hep savunmuşumudur.
Kitaba EL ARANIYOR  adını koymakla da Dünya düzenini insancıl bir yana çekmeye uzanan ellerin ne yazık ki arandığını demek istemiş olmalıyım. Kitabın 75 sayfasında bir şiirimde, Ver Elini Elime demişimdir.

8- Arguvan Halkı tarihin de her dönem ötekiler olarak yaşamak zorunda bırakılmıştır ve sistemciler gelişen dünyanın fotoğrafına baka baka yüzleri kızarmadan o inadı sürdürmeye devam etmektedir. O Halk Türkilerinde de ülkenin apayrı bir parçası olduğu gerçeğini anlatıyor zaten.
 Hasret, gurbet ve aşkta yoğunlaşmanın asıl nedeni, yarinden yareninden uzaklarda apayrı yaşamaya mecbur edilmenin sineden geçen rüzgarıdır diyebilirim&
Arguvan Orta Asyadan Anadoluya sürülmeye zorlanan Türkmenlerin gelip oluşturduğu küçük de olsa şu anda bir kent durumundadır. Bu Halk farklı dünya görüşü ve sürdürdükleri çağla gelişen, kendine has apayrı bir kültürle dünya ya açıldı diyebiliriz.
Bu güzelliklerin ekonomik sıkıntılarını aşmak için yine çaba da anlaşılan o ki Arguvan insanlarına düşecektir. Benim için Arguvan tüm güzellikleriyle dillerde dolaştığı gibi, o güzelim dünya görüşü ve kültürüyle ülkede örnek alınması gerekirken ne yazık ki inadına ihmal edilmektedir.

9-Arguvan ve köylerinin kalkınması için o halk bireysel çabaya son vermelidir. Başta tarım arazileri kooperatif eliyle sürülüp,ekilip, biçilip, pazarlanmalıdır Bu düşüncemi 12.06.08 tarihinde birkaç dost sitede yazıp herkesle paylaşmak istemiştim. Toprakla uğraşan bir çok köylümüz ellerinde kalan birkaç susuz tarlayı arpa ekip havadan yağmur bekler. Bu sıkıntıların aşılması için kollektif bilimsel çalışmalarla daha rahat bir ortam yakalanabilir diye düşünüyorum&

10- Evet yeni baskıya hazırladığım bir şiir çalışmalarım ve ikinci baskısını hazırladığım araştırmam var.

Sayın Kadir İNCESU: Saygı Sevgi Muhabbetlerimle, çalışmalarınızda kolaylıklar ve başarılar diliyorum.
16..9.09

Ali Rıza UĞURLU

Administrator    10 Eylül 2009 12:18
HERKES DUYMUŞ OLMALI ARTIK

40 Bin İnsanın canına 300 milyar Dolar paraya kıyıldıktan sonra, doğudaki o ilkel Feodal yapının bozulacağı söylendi.
Toprak reformu yapılacakmış&

Yazık oldu dedim, Cumhuriyetin ilanından itibaren değiştirilen tüm Anayasalarda sözü edilen değişmez maddelerle, içte ve dışta Türkiye Laik Demokratik bir Hukuk Devletidir dendi ve öyle tanıtıldı&
O günden günümüze dek, padişahlık devrinde olduğu gibi bölge de İlkel Feodal yapı tüm iktidarlar tarafından özellikle korundu.
Cumhuriyetin ilanı ve anayasası yazıldıktan onca zaman sonra, Ağa Patron bu akraba aile bağları ortadan koparılacakmış. Bu çağ dışı Feodal yapının bozulması Demokratik açılım programına kondu dendi&

Hele bir durup bekleyelim, bu ortaya atılan insancıl fikir henüz sadece konuşulmuş.
Gelip geçen bazı iktidarlar döneminde de, satır arası bu laflara çok değinilmişti. O nedenle bu ülke insanlarınca iktidarların sözleri arkasında duracağı da pek inandırıcı olmuyor.
İlkel İnsan besleme politikaları hak dağıtan ve koruyan hukukun önünü hep tıkalı tuttu&
Yakın zamanda konuşulan;
-Alevi açılımı
-Kürt Açılımı
-Son olarak, ad değiştirilerek Demokratik açılım dendi&
Konu yurtta olduğu gibi, ülkeler arası da ciddi anlamda takip edilmektedir. İşsizlik açlık akılların kenarından bile geçmiyor, her yaratılan bunalımlar karşısında ülke ve insanları kaygıyla yatıp korkuyla da kalkar oldu. Sistem tam anlamıyla sıkışmasına rağmen,
Türküye Türklerindir- Dini İslam dır, siyaseti sayesinde lortlar yoklar diyarı haline dönen bir Türkiye oluşturuldu.
Türkiye kurumlarına göre yapılanmış laik demokratik bir hukuk devletidir Ancak, emek ve özgürlükler bir hiç sayılarak ülke itile kakıla götürülüyor &

İlkel Ağa patron hakimiyeti maziye itilmelidir artık &
Çok kültürlü mozaik bir Türkiye, Laik Demokratik anayasal bir hukuk devletidir, dendiği gibi, icraat niçin öyle değil? Lafta Laik Demokratik bir hukuk devletiyiz denilirken, taraflı icraat ülkeyi huzursuz korkulu bir ortama çekmektedir&
O Feodal yapı çökertilmekten öteye ayıplanalı köprüler altından epey sular aktı.
Yapının adı feodal yapı Bir kişi köy de köye tam sahip ağa olmaktan öteye, aynı zamanda o yörede yaşayan insanların hürriyetine de sahip olabiliyor.
Demokratik açılım dendiğinde herkes dönüp o sese kulak astı ve bakmaya başladı.
Demokrasi o ülke insanlarının kendi kendini yönetme rejimidir ve böyle anlatıldı tüm dünyaya&
Öyleyken, Türkiyede rejim seçimden seçime insanların sandık başına varıp birilerini tercih etmesi ile tıkanıp kalmıştır. Cumhuriyetin ilanı ve çok partili sisteme geçti geçileli öyle Halk hep kendi kendisini mi yönetti?, yada seçilenler hep kader oyunu mu oynadılar?
Tam laik, paylaşımcı, demokratik, hukuku insancıl işleyen, bir sistem asıl varılacak açık adrestir, diye düşünülüyor.

Saygılarımla.


308
Toplam kayıt bulunuyor
Design: Joomlamarket.de
© 2005 – 2020 www.alirizaugurlu.com