Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defterine Yaz


Administrator    12 Mayıs 2009 14:51
BU DÜZEN ÇAĞA UYMUYOR

Günümüzde kayıtlı işsizlere kayıtsızları da katıp saymaya kalkarsanız dünyanın uykusu kaçar, gökteki yıldızlar patır kütür yerlere dökülür. İşte bu oyuncak dünya ile birlikte sizlerde altta kalıp kaybolup gidersiniz. En iyisi o sayıyı biliyorsunuz, diğer ayıplarla hırsızlık yolsuzluk gibi dosyalarınızın ta altında sokuşturup saklayın, bir süre de olsa yakalanmaktan kaçınmalısınız&

Bre zalim bilir misin, şu bindiğin dolabı
Doğduğunda adam bildi, sana insan dediler
Sefanı da cefanı da, paylaşmadın alemle
Elbette ki, günü birlik seni iblis bildiler

Gelişen ve çoğalan makineler sayesinde sistemin dışında kalan herkesin yaşamını pamuk ipliğine bağladılar. İnsanı uzay da dolaştıran insanın çoğu aç ve işsizdir. Sistem de söz sahibi olan ve yandaşları tüm olanaklarla takip edilir ve korunur, öbür tarafta Mardin Mazı Dağı Bilge Köy debizi koruyun denen silahlarla bir düğün ya da nişan evi basılır, ana karnında üç masum çocuk ve 44 insan katledilir. O köyün yolu yokmuş, bakan gelecek diye el acele mucur dökülüp yol düzeltilmiş. O yol önceleri kimselere hiç de lazım olmamış demek. Hele şükür bakan gelmiş o sayede  ölen ve kaçıp köyü terk edenlerin dışındakiler bir yola kavuşmuş. S. Bakan da gelebilmiş ve o vaziyet karşısında olaylardan duyduğu üzüntülerini dile getirmiş. Yavrumun dünyası, timsahın gözyaşı derler ya&

Kimler gelip kimler geçti, dönüp dur sen mazinden
Nice yiğit at koşturdu, toz kaldırdı düzünden
Köprü altı sular aktı, kimler geçti üstünden
Seni dünya, mal mülk oldun, bir kaçının elinde

O feodal yapının değiştirilmesi akılların ucundan bile geçmiyor, o yapı değiştirilmediği süreçkoruculuk yada belli dayatmalarla bu tip olayların sonuna varmak mümkün müdür beyler?
Biz içi boş sözlere laf deriz. Evet dilden saçılan tüm sözler uçup yele yem olup gider&
İşte günümüzde laf üreten sistemdeki söz sahipleri o kıyameti koparmaya öylesine adaylar ki, ne var ki şu dünyanın çivisini bir koparıp atan çıkmıyor&

Analar doğursun eğitmeyin, baksın büyütsün iş aş yok deyin&

Behey içi kirli, dön de bir bak, senin ondan farkın ne?
Sırtın kalın vicdan çamur, geyik ceylan kürkün ne?
Mekke gezdin hak yiyorsun, başında ki börkün ne?
Allah dersin, yüce tavan görmüyor mu hiç seni?

Hukuk dedik sakız oldu ağızlarda, çiğneyip içlerini serinlettiler, Hak dendi suyun başını tutan birisi kimseleri yanından yöresinden bile geçirmez&
İşte görünen köy, niçin kılavuz istesin ki? Feza çağındayız, dünya nimetlerinden yararlanma hakkı olanların önü yasa denilen dayatmalarla kesilir&
Bu çağa bu uygulamalar uyuyor mu?
Adına kriz dediler, nedir bu oyun? Zorbalar düzeninde çok uluslu şirketlerin tüm dünyayı avuçlar içinde sıkı sıkıya sıkıştırmalarının adı mıdır? Kaynakların tek ellere teslim edilmesi bir daha ki dünya savaşlarına alt yapı oluşturmuş olmuyor mu?
Kimler doğurdu bu kriz denilen belayı? Adı da krizmiş, elbette ki, doğurdukları piç de olsa bir isim koyacaklardı. Onun da adı Allah Verdi olacak değil ya.

Administrator    04 Mayıs 2009 19:23
SIRA DA DENİZLERİN DAVASI

Tam bağımsız Türkiye İçin 6 Mayıs Unutulmadı:

2009 1.Mayıs Emeğin Dayanışma Ve Mücadele günü nü yasal haliyle kutladık, Tüm emek dünyasına öncelikle hayırlı uğurlu olsun diyoruz. Bu yol uzun ince bir yoldu, ancak, yürünmesi gereken bir yoldu, yürünecekti ve yüründü bile. Bu yolculukta yaşananlar enine boyuna TBMM dede anlatıldı.
Yüz kusur yıl nasıl olur göze alınıp da o yola çıkılır? Denilir tabi, oldu işte ve varılması gereken yere kadar da azim ve kararlılıkla gelindi bile&
Emekçilerin bir daha meydanlarda ve sokaklarda itilip kalkılamayacağı hedefe gelinmiştir dedik. Öyleyken, Bu Yıl 2009 da 1977 de olduğu gibi karanlık güçlerin benzer bir saldırısı olmadı, ancak, hoş olmayan bazı olaylara ne yazık ki yine tanık olduk.
22.04.2009 akşam saat 23.13 de bir çok vekilin konuyu tarihi gerçeklere bakarak anlatması sonucu 1 Mayıs emekçilerin mücadele ve dayanışma günü olarak oylandı, yürürlüğe girdi ve resmi yerler tatil de edildi. Ancak; yasallaşan emekçilerin bayramı rahat bir ortamda, istendiği alanda kutlanmasına izin verilmedi.
Artık bu tip inatlaşmalardan vaz geçilmelidir diyoruz ve daha güzel özüne ve anlamına uygun 1 Mayısların gelecek yıllarda kutlanması için emekçiler şu yada bu nedenlerle rahatsız edilmemelidir istiyoruz&
yüce değeri üreten tüm emekçilere günleri kutlu olsun ve nice coşkulu 1 Mayıslara diliyoruz& Derken de:

Hemen akabinde demokrasi ve bağımsızlık adına 1970 lerin başında kurban edilen
Deniz Mahir Ve Hüseyini anacağız. İçimize gömdüğümüz bu demokrasi şehitlerimizi her yıl anmak ve onların idamına parmak kaldıran ayıplıları kınamak ve utandırmak da başlıca görevimizdir ve bu böyle devam edecektir de.
Tüm Dünya da olduğu gibi, Ülkemiz Türkiyede sömürüye karşı mücadele eden şehitlere karşı işlenmiş yüz karası ayıpların kınanması için izin vermemeleri bir yana aslında gün de yetmiyor.
Sözüm ona Yeni Dünya Düzeni denen süreçte birleşen emek karşıtlarının dilinin ucundan dökülen emrivakiler yasaları da anayasaları da ezip geçebiliyor. Tüm kanaatimle inanıyorum ki Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan Yusuf Aslan o ölümü hak etmemişlerdi, zalimler haksız yere o yiğitleri astılar. Kimsenin kılı kıpırdayıp da, niye niçin deyip bir meclis soruşturması istemedi. Bu ve benzeri yaşanan tüm katliamların örneğin Uğur Mumcular ve daha bir çoklarının öldürülme nedenleri ve katilleri henüz öğrenilemedi, ya da açıklanmak mı istenmiyor?
Dünyanın güzel insanları, bu çark bu şekilde döndürülmemeli, nedenler biliniyor, Kimiler tıka tıka, kimiler de baka baka yaşamaya çalışıyor&Niye, niçin diyen yürekli insanlarda kendilerini bu tip Deniz ler gibi zalimlerin ölüm sehpasında buldular&
Hukuku haklıdan yana işleyen Bir Dünya, Bir Türkiye dileğimle, Deniz Hüseyin Yusufları yerleri nur olsun diyor ve saygıyla anıyoruz.

Saygılarımla.

azizcan kader    01 Mayıs 2009 07:22
azizcan24@hotmail.fr
ben sitenizdeki okudugum alevilik hakkindaki yazdiginiz dogru degerlendirmeler için size tesekkur ediyorum.Evet bugun alevi dernegi,vakiflari , televizyonlariyiz diye bizlerin karsisina çikan kuruluslar ve ozellikle yoneticileri alevilerin kendi inançlarinda kabul gôrmeyen bir sekilde hizir pasalarin,yezidlerin yedigi haksiz lokmadan pay edinme çabasi içindedirler!Bu biz alevilere asirlardir yapilan zulûm ve asimilasyonun degisik bir seklidir.Pir sultan abdal'in haksizliga karsi direnisini inkar etmektir! tum dostlara sevgi ve saygilarimla....

Administrator    17 Nisan 2009 16:41
MÜSİBET DEĞİL NASİHAT

1.Mayıs emeğin bayramı olarak yasalaşacak, bakanlar kurulunda imzaya açtık demiş sayın sorumlu bakan. Evet bakanlar kurulunda imzaya açılmış hatta komisyondan da geçtiği haberini aldık. Çok şükür bunu da gördük diyeceğiz?
Aklıma gelmişken. İnsan niçin şükür eder ki? Şükür kanat etmek ya da, duruma teslim
olmak anlamında mıdır?
Peki birilerince ya da sistem tarafından çektirilen eza ve cefalara ne demek gerekiyor?, yani edenin ettiği yanına kalsın gitsin&
Bir asrı aşan süredir, henüz resmileşmedi ya, el alemin ayıplaması, sokaklarda vurup kırıp tartaklamalardan da usanmış olacaklar ki, kerhen de olsa artık iş buraya kadar geldi &
Ya 8 Mart Dünya emekçi kadınlar günü, unutuldu mu?

Sermaye mayalı bir yapının emekten yana bir yasaya evet demesi emekçilerin demokratik girişimleriyle ne yazık ki olmuyor. Şartların dayatması gerekiyor demek&
Bu hep böyle mi devam etmelidir? 14-21 TEMMUZ 1889 Paris kongresinde 1 Mayıs emeğin günü olarak ilan edildi, 1890 da emeğin dayanışma ve mücadele günü olarak bir çok ülkede kutlandı& (8 Mart da farksız bir emek hareketidir, Yıllar sora da olsa, BMÖ ULO 16 Aralık 1977 de 8 Martı Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilan etti. Türkiye o örgütün üyesi değil midir?
Evet, aldığımız haberlere göre, 2009 1 Mayıs resmen tatil ve bundan böyle de her yıl İşçi bayramı olarak Türkiye dede kutlanacak. Onun için yasal hazırlıkların başlatıldığı cümle Cihana duyuruldu. Emek örgütleri de ona göre kutlama hazırlıklarını sürdürüyor olsa gerek&
Geçen yılın 1 Mayıs 2008 i anlatan Milliyet Gazetesi önümde. O gün İstanbul ve ülkenin bir çok yerinde yaşananlar bakıyorum da, tüyler ürpertici. Taksime gidilmesin diye emekçilere neler edilmemiş ki?
Taksim için emekçilere izin vermeyen iktidar, sermaye sınıfı özel bir gün kutlamaya hazırlanmış olsaydı, hangi dedikleri olmazdı ki?
Sözünü ettiğim Milliyet Gazetesi 2008 1 Mayısı anlatırken, NEDEN ?, demiş&
Devam ediyor: Hükümet gerdi- polis aşırı güç kullandı, kadın erkek demeden copladı, tekmeledi. Çocukların üzerine bile biber gazı ve tazyikli su sıktı. Peki 1 Mayıs İşçi Bayramında bu öfke, bu şiddet neden? Her halde o yaşananlar unutulmamış olmalı &
İşçi Sendikaları Türk İş Disk Ve KEKS bu yıl yine Taksime çıkmakta ısrarlı imiş.
Ancak; iktidar yine sermaye yanlı maya ağır basmış olacak ki, Taksim olmaz denmiş&
Bir asrı aşkın süredir çağdaş demokrat ülkelerde kutlanan 1 Mayıs ne kayıp ettirdi o ülkelere? Peki karşı olan sermaye mayalı ülke sözcüleri, siz engelleyip can yakmaktan başka elinize ne geçti? Yılda o bir gün ekonominize canlılık mı kazandırmış oldu? Hayır, halk katmanlarının iktidarları yönlendirmeye yönelik demokratik talep ve hareketlerinin yalnız ve yalnız önü kesilmiş oldu &
Taksim konusuna gelince, 2009 bir Mayısda söylenecekler 1977 1 Mayısda da söylenmiş olacaktı. Peki ne oldu? Çağdaş demokratik toplum olmayı içine sindiremeyen günün işbirlikçileri 37 cana kıydı, öyleyken o günden günümüze dek, herkes Taksimde istediğini yapabildi, ancak, yaşamı ayakta tutanemekçilere orası hep yasak edildi&
Efendiler, karşı olup zor kullandığınız emekçilerin çoğu size oy verdi, onların demokratik yasal hakları sayesinde oylarıyla o yüce yerlerdesiniz, Monarşi ve Oligarşi, demokrasilere tamı tamına zıttır, onu da çağ gerilere gömüp geçti bile. Artık isteseniz de istemeseniz de İnsanlar çağın insanı olmak ve öyle yaşamak için de ısrarlıdır.. O nedenle çağa uymak ve çağdaş olmakta acele etmelisiniz.

Saygılarımla.

Administrator    13 Nisan 2009 21:08
ARGUN 7, TÜRKÜ FETİVALİ KONUŞULMUŞ

Bazı dost sitelerden öğrendiğimize göre 7, Türkü festival tarihi belli olmuş. Açıklanan tarih üzerine biraz daha düşünülmeli mi diyorum?
S. Başk. Hüseyin TAŞTAN ın seçimlerden hemen sonra sıcağı sıcağına İstanbula gidip Vakıf ve örgüt temsilcileriyle bir araya gelerek festivale hazırlık kararını birlikte alması sevindirici olmuştur. Sayın Başkan, bu çıkışıyla Arguvan için doğru ve beklenen bir davranışı sergilemiştir, sağ olsun.
Her şeyden önce başından beri bu işlerin öncülüğünü yapan sorumlulardan asıl bekleneni yapmış.
Her nerede olursa olsunlar, Arguvan insanı yöresine bağlı gelenek ve görenekleriyle adını geniş bir coğrafyaya tanıtmasını bildi. Yöreye has bu kültürün daha da açılacağına tam kalbimle inanıyorum. Ancak; buna doğrudan vesile olan düşünen, üreten, icra eden kendi değerlerine önem ve değer vermesi ile önü daha da açılacaktır diye düşünüyorum.

Öbür yandan, yöremiz, ilçe ve köyleri oluşturulduğu tarihten günümüze dek, yanlı siyasetin çağ dışı, hem de uzun ömürlü taraflı politikalar yüzünden, ötekiler, olarak ayrıcalığa mahkum edilmiş durumdadır.
Bu yerler Yüz Bine yakın insanını 1950 den itibaren, dünyanın her bir tarafına gurbete gözleri arkada ağlaya sızlaya uğurlamıştır. Arguvanın özlem ve çile yüklü kupkuru bırakılış nedenlerinden birisi de işte o göçler desek yeri var. Kendine has kültürü ve çağdaş dünya görüşleri, değişmez duruşlarıyla devletine vergi verip, askerlik yapan, oy kullananlar olarak düşünüldüler. İşte öylesi birer yurttaş sayıldı ve hep ötekiler olarak ikinci planda kaldılar.
Bir seferinde yine yazmıştım, hatta 2, Festivalde konuşma şansım olduğunda halka aynısını seslenmiştim de, Türkiye toprakları üzerinde 50 yıla yakın bir süre bekletilip bitirilmeyen Arguvanın YONCALI barajından başka bir proje gösterebilirler mi?
Alt sınırda Fırat Barajı, üst yukarısında Yoncalı yarım bırakılan proje orta yerde susuz kupkuru bir Arguvan çölü görüyoruz. Bu yöre insanlarının sistemle barışık olmamalarında başka bir sebep şahsı kanaatım aranmamalıdır&
Her şeye rağmen; Arguvan insanı bu ülkenin vatandaşıdır, kendine düşen her görevi bi eksiksiz yerine getirmekten de asla çekinmemiştir. Öyleyken; devletinden kendisine düşen karşılığı beklemekte en demokratik hakkıdır.
O halde, hak verilmiyorsa alınması için yakalara bir bütün olarak, tek elle asılmaktan da çekinilmemeli diyoruz. Yani,  sen, ben, o, öbürü yanı bizler&Geçmiş iyi değerlendirilmeli ve geleceğe de gören gözlerle bakmalıyız diyor, S. Başkana görevinde kolaylıklar ve başarılar diliyorum.

Saygılarımla.


308
Toplam kayıt bulunuyor
Design: Joomlamarket.de
© 2005 – 2020 www.alirizaugurlu.com