Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defterine Yaz


Administrator    07 Nisan 2009 21:53
ALEVİLİK Mİ EMEVİLİK Mİ?

Anadolu Alevileri tarihi boyunca önlerine dayatılan yasaklar, baskılar, iftiralar ve katliamlar karşısında öğretilerine sıkı sıkıya sarılıp dimdik durmayı başarmışlardır.
Peki Alevilik adına bazı Vakıf ve dernek öncüleri? Emevi ce sonradan konan katı kurallara adım adım yaklaşırken ve o kurallara teslimiyeti Biz de Aleviyiz demekle gizlediklerini mi sanıyorlar?
Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır diyen Hünkarın adını kullanarak şeriat yanlı eylemleriyle Ben Aleviyim diyen birileri doğrudan Emevi müslümanım dese karşılarına çıkan birileri mi olacak?
Yan yana kader birliği yapmış Tek Tanrıya inanmış ibadetleriyle şekillenmiş herkes, her şeyden önce insan haklarını gasp etmiş, günün kirli siyasetinden inancını uzak tutmuş olsa, o zaman inancına bağlı ve saygılı olduğu kadar, saygınlık da kazanmış olmaz mı?
Geçmişe bir bakıldığında Aleviler Alevilikleri ile, tüm inançlara saygılı olmayı günümüze dek de ilke edinmişlerdir. Öyleyken, her dönemde sistemlerle hep kavgalı olmuşlar.
Baskılara rağmen, çağa açık olmayı yeğlemiş inadına öğretiyi yaşayarak korumuşlardır da.
Peki neydi o kavgaların nedeni? Yezitin pis yönetimine karşı Haz.Hüseynin duruşunun korunup yaşatılması adına değil miydi?
Günümüzde dünyanın bir çok yerinde görülüp özümsendiği gibi, Doğanın Dünya üzerindeki insanı değerler yanında dengesizlik var. Bir Alevi dedesi, günün Fettullah Gülen fetvalarına takılıp koşuşturacağına herkesten önce o dengesizlikleri görüp talipleri ile paylaşması gerekmez miydi?
Hünkar H. Bektaşı Veli, Abdal Musa Hazretleri ve bütün Anadolu erenlerinin özel yaşamlarında olduğu gibi, geride bıraktıkları insanı yanı ağırlıklı olan öğütler şimdiye dek geçerli idi ve korunmuştur da&

Kendilerini seyit soyundanım deyip öne çeken bazı dedeler, Neydi o size edilen öğüt?
Olduğun gibi görün göründüğün gibi ol&
Gün gelecek üstünde yaşadığımız Dünya tümden unutturularak 1400 yıl sora çağı karanlıklara çekmek isteyen Fettulah Gülen gibilerin doğumunu kutlatıp ölümünü andıracaklar size, yeter ki Amerikan emperyalizminin çıkar politikalarına yama olup birilerinin aracılığıyla oralara yapışıyorsunuz ya, öyle kalın siz, yapışın yapışında ceddimiz dediğiniz o değerlerin devamıyız demeyin&
Alevi öğretisini özüne yazmış, çağı kucaklamış, aydınlık için dünya aydınlarıyla yola koyulmuş milyonları siz geçemezsiniz&

Bazıları diyorum, hiç de isim vermeye gerek yok, onlar kendilerini gayet iyi biliyorlar.
Muharrem Matem ayı geldiğinde Haz. Hüseynin yasını tutarlar. Ancak;
Haz. Hüseyin Yezite biat etmemiştir&
Bunu hatırlatmakta da sanırım yarar var. İşte o şahıslar, emperyalizmin dayatmış oluğu Ilımlı İslam eylemlerinde hep hazır ve amadeler maşallah& Ancak sizleri bu günün Alevileri af etmeyeceği gibi, tarih de unutmayacaktır. Şurası da bilinmeli ki, bu gibiler Abbasilerle de öğretiye ihanet etmişti&
Yiğit Pir Sultan Abdalın dediği gibi,  Padişah, senin de tahtın devrilecektir&
Nice tahtlar saraylar devrildi, ancak izler köreltilemedi, olanlar unutulmadı unutturulamazda.

Saygılarımla.

Administrator    30 Mart 2009 22:19
DÜNYA YUVARLAK YA

İşte buraya kadar, bu heyecan da geçti, birbirinin rengine özenip, boyanmış çokça parti iki ayı aşkın bir süredir sabahın köründen gecenin karanlıklarına kadar, sokakları inim inim inletti, sonuç, herkesin saçı ak mı karamı önüne döküldü&
29 Mart yerel seçimler herkese bir daha gösterdi ki, Dünyanın yuvarlak olması pek de fazla bir şey ifade etmiyor, o kendi ekseninde dönüp durmakta. ..
1917 Ekim devrimleri ile kutuplaşmadan kurtulup korunmaya çalışılırken, 1980 li yılların sonunda görüldü ki, gazın ayağı pekte öyle değilmiş. Sermaye Allah var, işini bildi, İnsan üstü bir yaşam kurmanın yolları tam gaz açıldı, Din dir ırktır önüne kattı işi aldı götürdüler.

Peki ya şimdi? Kuyruklar sıkıştı, Sık sık buluşup birbirlerine sormaya başladılar. Son yıllarda Güney Amerika da arka arkaya gelen yönetim değişiklikleriyle, sola açılmalar var. Ancak, öbür taraf sömürü dünyasında kapitalist politikalardan canı yanan, hatta canına kıyanların sayısı da az değil&
Dünyanın işine bakın ki, 1990 lar da dağılan Doğu Biloku ile emek sömürenlerin ağzı kulaklarına kadar açılmıştı. O ağızları büzülüp bağlanması için, sanki eller bağlı, kollar kırık gibi bakıp seyredildi&

Arap ve İslam dünyası insanlarına dünyasını unutturdu , herkes ahretine çalışıyor. Öbür yanda adam yerine koyulmayan Güney Amerika ülkeleri dünyasını yeniliyor.
Bolivya ve Venezu ela, belki de dünyada en yoksul ülkelerden birileri idi. 2005 yılında başkanlığa getirilen Evo Morales korkmadı, Bolivya Ve Venezu ela bu iki ülkede, Gaz Ve Petrolgibi önemli kaynakları yabancıların elinden aldı. Bu kaynaklar devletleştirilmesiyle sosyal devlet anlayışı, temel ihtiyaçlar, sağlık, eğitim hizmetleri ücretsiz hale getirildi.
Sadaka dağıtırcasına değil, sömürünün ibiğini sıkarcasına. Oralarda asıl sosyal devlet olma, kamu yararına işleyen bir demokrasiden söz ediliyor&
Dünya da bazı ülkeler geri kalmışlığın pabucunu dama atma çalışmalarını hızla ilerletirken, Türkiye Tanrı ile kul arasında siyaset yapmakla meşkul&
Şurasını en inceliğine kadar düşünmek lazım, Türk siyasetçilerinin kullandığı içi de altıda boş bir söz var. Nereden nereye Yaşanan işsizlik yoksulluk, köyler ve köylüler bir yana, şehirlerde at izi it izine karışmış. Şehir demek için binlerce şahit lazım.
Ayrıntılara girmeye hiç gerek yok, nüfusun belli bir çoğunluğu burasını da, görerek yaşıyor zaten&
Hele de bu 29 Mart propaganda süresi hep yandaşlara rant sağlama, yolsuzluklar anlatıldı. Bunları anlatan da bizzat kendileri, siyasetçilerdir.

Diğer yandan; TÜBİTAK ta oturanlar sayesinde en saygın bilim kurulu dünyanın gözünde bir paralık edildi. Darvin sıkandalına imza atan, bilimden ilimden bihaber insanlar, Devrime de Evrime de karşı, karanlıklardaki karartılarla kendilerini mutlu sanıyorlar&
Nereden nereye, yada geriden daha da gerilere mi?
Hasılı kelam, daha fazla zaman kaybetmeden, aslında edildi de, birilerinin döndüğü aydınlıklara doğru dönüp, gelecek kuşağa yüz akıyla, huzur dolu bir dünya devretmek için acele edilmelidir diyorum.
Biz yine geride kalan günlere bir daha gelmesin deyip, bu seçim sonuçlarına da demokrasi adına saygılı kalalım. Ancak, artık aklımızı da başımıza toplamamız lazım.

Saygılarımla.

Administrator    26 Mart 2009 15:46
SEÇİM Mİ YADA KİRVELİK MİYDİ?

29 Mart 2009 Mahalli seçimlere az bir gün kaldı ya, yapılan çağrılardan ''Bana kalırsa'' çokları sıkıldı ...
Siyesi parti liderleri meydanlara topladıkları insanlar karşısında, muhaliflerine sataşmaktan sıyrılıp bir türlü doğruların yanına bile yaklaşamadılar. O insanlar karşısında, yüklendikleri asıl sorumluluğun farkında bile olmadan, biri birlerine verip veriştirdiler.
Diğer yandan, taraflar oluşmuş mu, oluşturulmuş mu? ''Bir lider muhalifine ne derse desin, inadına bolca tezahürat ve alkışlarla uğurlandı.
Takım tutar gibi parti tutma inadı başını alıp gitmiş.
Seçim bürolarında yoldan geçenler bile, ''hatıra binanelih''çevrilip çay gibi ikramlar yanında, bırakalım meydanlarda tarafların birbirlerine atıp tutmalarını da, yan yana, karşıdan karşıya, caddelere çekilen bayraklar bile rüzgar estikçe birbirini dövüyordu.
Mitink alanlarında konuşulanlar ve her olup bitenler, medya aracılığıyla halka ''akşam sabah'' evrile çevrile anlatıldı.
Ancak; Muhalefetten bazıları, önemli, hem de çok önemli bir hususa durmadan parmak bastılar. Neyi o? ''Had safhaya varan ''usulsüzlük ve yolsuzluklar'' siyaseti tümden kirletti,
Ülke 530 Milyar Dolar borç altında kıvranıp durmaktadır ve Dünya da yolsuzlukların yapıldığı sıralamada Türkiye önlerdedir, iddialı çıkışlar...
İnsanlar köy kent demeyip ve kahvelerden de kaldırılıp mitink alanlarına taşındı.
Peki neler anlatıldı? ''Tabiri cahizse, temsilde hata yok derler, ''bağışlayın,
''Benim anam senin ananı orada görmüş'', gibi sözler arka arkaya bitip tükenmek bilmedi.

Seçimlerde propaganda demokratik bir hak olsa da, ''nitekim öyledir'' de, halk önünde çıkışların çağdaş olmadığı, belli bir kesimi derinden üzmekle de kalmayıp, kızdırıyordu da...
Bana göre, çağdan uzak, çağdaşlıktan kaçarcasına insanlara içinde bulundukları tüm sıkıntıları ''Demogojik çıkışlarla'' unuttururcasına, tercih şansı tanımadan, bir ayı aşkın süre ''Bir aşiret Kirvelik düğünü'' gibi geçiştirildi.
Belediye Başkan adaylarına gelince, alışıla gelen bir söz vardır, herkes bilir onu.
''Ben ülkeme hizmet için bu yola baş koydum'', derler ya. Ancak, şimdiye dek ülkeye verilen tüm hizmetler ortada. Ekonomik sıkıntılar
'İşsizlik yolsuzluk ' hasılı kelam ''hat safhaya getirilen yoksulluk.
Bir çok işletme kapılarını kapatıp çalışanlarını sokağa bıraktı.
Öyleyken, adaylar ''İş vaad etmek, evlere paket eşya götürmelerin dışında''bundan önceki seçimlerde olduğu gibi'' ne sözler verilmiyor ki...
Halktan aklı selimler ise, bu seçimlerden sonra soyulup soğana çevrilmiş bir Türkiye' nin ''Allah yardımcısı olsun''diyor.
Çünkü; üçüncü dünya ülkeleri denilen geri kalmışlar, tamda göbekten bağlı oldukları ''ABD'' yi sık sık konuşmaya başladılar. Sistemi kökünden sirkeleyen sömürünün dayattığı ''Ekonomik Kriz'' ABD den başlatıldığı doğrudur. Bu kriz, ''Dünya'nın her yerinde vura vura yine yaşamı emeğine dayalı milyonları vurdu, vuracaktır da.
Boşanmaların, evden kaçmaların, ötesinde silahını kafasına dayayan dayayana...

Diğer bir konu, ''Otel Madımak'' 37 canın yakılarak katledildiği ''Otel Madımak'' satılığa çıkarılmış. Dünyaca kınanılan o içler acısı olayın failleri şimdiye dek hep saklandı ve savunuldu bile. Sistemcilere söz geçiremeyen insancıl düşünen kesim ''bari bu yer şehitler anısına müze olsun'' diye bir 15 yıl mücadele etti. Bu seçimler var ya, S. Başbakan oraya ''Sivas'a'' gittiği gece kebapçı çıkartılarak Otel boşaltıldı. Burasını cümle cihan biliyor,
arkasından ''Kitaplık olacak, sanat eserleri sergilenecek'' gibi sözler ''bizleri tatmin etmese de'' en yetkili ağızlardan duyulmamış mıydı?
Şimdiyse; 19. Mart akşam haberlerinde öğrenildi ki ''Otel Madımak'' 9950 EURO ya bir internet sayfasında saltığa çıkarılmış...
İşte 70 kusur Milyon insan ''bu güzel Ülke'' de, kokuşmuş sistemin sahipleri tarafından''dün dündür bugün bugündür'' gibi iki yüzlülükle yönetilip yönlendirilmektedir.
Bazı aydın demokrat haktan ve hukuktan yana olan kesim ''oldu
bittilerden'' her ne kadar rahatsız olursa olsunlar, yeterli değil, tek çare sistemin çağdaş bir raya konması için ''bir olmak iri olmak diri olmak''gerekiyor.

alirizaugurlu    09 Mart 2009 16:15
HERKES POLİTİKA YAPMALI MIDIR?

Önce kendime soralım? Elbette ki. Çünkü; Politika akıl işidir, üretkenlik ve değişkenliktir diye düşünüyorum&
Her insan düşünen konuşan canlı olduğuna göre, bilerek ya da bilmeyerek yapıyor zaten. Ya da aç tok iki ayak üstü dönüp dolaşsın mıdır insanın tarifi?
80 kusur yıldır cumhuriyetle ve çok partili meclislerle yönetilen bu Ülke üçüncü dünya ülkesi olarak bu gün konuşuluyorsa, düşünmek yasak, konuşanlar hapse ya da ipe götürülmelerin ne yazık ki sonucudur&
70 li yılların ortalarında Milliyetçi Cephe 1, MC Başbakanı S.Süleyman Demirel Ankarada Türk İş sendikasının olağan genel kurulunda, kürsüye geldiğinde şunları söylemişti, İşçi politikaya karıştırılmamalı İşte size Çok partili cumhuriyet döneminde soyluların yönettiği bir ortaçağ dayatması. Günümüzde de tabi ruhbanlar&
Bir süre sonra S. Demirel Diyarbakırda bir açık havada halka konuşurken, bir işçi,
sesleniyor.
Sayın Başbakanım, geçinemiyoruz. Bu sesi duymuş olacak ki, soruyor.
-Ne iş yapıyorsun?
Başbakanım fırın işçisiyim.
-Peki, ayda ne kazanıyorsun?
Başbakanım 300 TL
-Öyleyse niçin şükür etmiyorsun?
Başbakanım çoluk çocuk ev geçindiriyoruz, yetmiyor.
-Canım, onu bulamayanlar da var&
Ne yazık ki hep bu ülke böyle birileri tarafından yönlendirildi ve yönetildi&

Uzun bir süredir sohbetlerde ve dost sitelerde yazılarım ve şiirlerimde demişimdir.
Hayat paylaşılmazsa tatsız tuzsuz olur. Bunu deyince de tabi birilerine göre taraflı oluyorsunuz&
Politika mecliste yapılır diyenlerin sayısı da az değil. Aslında böyle düşünenler, kendileri de politika yapıyor, hem de hiç de çağdaş olmayankötüsünü&
Tabi, o tiplere göre, sistemin yarattığı her soruna çözüm yerine kader deyip teslim olacaksınız&

Ben seçimle geldim, siyaset benim hakkımdır demekte, başkalarının kişiliğine doğrudan saldırı sayılmaz mı?. Halka kesilen hesapların adı da alın yazısı kader olur, çünkü bunu içine sindirenler var, ha bire de çoğaltılmakta&

Geçen sene 2008 Ağustos ayında bir mahalli Tv kanalında demiştim. Siyaset kirlendi tabi ki kirlenecek, yaşam birilerinin vicdanına merhametine terk edilecek, hesap da sorulmayacak, onlarda çıkardıkları asıl taraflı kanunlarla bu günkü tablonun içine çekip oturtacaklar halkı &
Aklını Fikrini iyiye istikrar ve huzurdan yana işletip icraat göstersin, diye birileri seçilir hadi bizi yönet deyip yetki verilir, Toplumsal yaşamda dillerden bir an da olsun düşmeyen demokrasilerde bu kurumsallık olmazsa olmaz&
Ancak; nettin ne işledin demekte, her yurttaşın en doğal hakkıdır. Gerektiğinde aklının yettiği ölçüde görülen yanlışları alabildiğine eleştirecektir de.
Bunlar hepsi politikadır. ..
Toplum birilerinin merhametine bırakılmış toplum olmamalıdır.
Çağdaş hukuk kuralları çerçevesinde yapıcı anlayışla konuşan, üreten, ürettiklerini paylaşan toplumlar, hem sağlıklı ve de huzur bulmuşlardır.
Bir anımı anlatmak istiyorum&
Malatya da mevsim yaz, hava sıcak, birkaç emsal oturduk, yer çay parkı, ağacın da gölgesinde oşkin oynayacağız. Ben zaten amatörce bir tavla bir de oşkin bilirim, bunları da ta köyde 40 kusur yıl önce öğrenmiştim. Her neyse, eşli başladık dört kişi oynuyoruz, kenardan birisi konuşarak geldi. Yanımızda seyircilerde var&
Ben bu partiye bir daha oy verirsem elimi kessinler O sıra doğal gaza yapılan zamlar gündemde.
Yanımızdan birisi CHP ye ver dedi&
CHP ye verem de bizi aç mı koysun?, demesiyle oyundaki arkadaş atıldı, Politika yapma hemşerim, yapacaksan git başka bir yerde yap. Adam döndü bozuldu da.
Ne dedim kardeşim?
Yanımızda seyircilerden birisi, Adam doğru söylüyor, arkadaş politika bizim neyimize, bak duvarın kulağı var, gider söylerler. Ben dinliyorum, adam devam ediyor, yok olmaz hayır, nemize lazım, duvarın kulağı var. Bunu diyen emekli bir memur.
O sıra Ergenekoncu denilenleri alıp götürüyorlar&
İşte çoğumuz duvardan, hatta dibinde fısıldanmadan da sakınan, aldatılmış, bürokrasi ukalalığı karşısında sindirilmiş, ötekileri gibiyiz&
Türkiye 80 kadar üniversitesiyle insan eğitiyor, insan eğitiliyorsa düşünecek ve konuşacaktır da. Köyde kentte her türlü soruna düşünüp tartışıp konuşarak değil de, efendi yada bey deyip ele ayağa düşerek istenebiliyor&

ABD 2008 Dışişleri insan hakları ihlallerini inceleyen raporun Türkiye bölümü 62 sayfaya sıkıştırılmış. Rapor da:
Güvenlik, gayri müslüm azınlıklar, Alevi ve Kürt sorunu, kadınlara gösterilen şiddet, yolsuzluklar vs. Aynı eleştiriler AB Avrupa Konseyi yabancı ve Türk insan hakları örgütleri raporlarında da görülüyor.
Bu rapor 02 Mart 2009. günü tüm görsel ve yazılı basında her tarafa duyuruldu&
Eğer düşünce ve konuşma özgürlüklerinin önü yasaklarla kesilmiş olmasaydı, Türkiye bu tip raporlarla dünyanın gündemine düğümlenip kalır mıydı hiç?

Sözün kısası:

Politika akıl işidir, üretkenlik ve değişkenliktir, diye düşünüyorum.

Saygılarımla.

alirizaugurlu    23 Şubat 2009 16:11
HAKLILAR HÜKUMETLERDEN DAHA DA GÜÇLÜDÜR

2. Temmuz 1993 de Sivasta düzenlenen Pir Sultan Abdal kültür şenliklerinde sanatçı ve aydınların kaldığıOtel Madımak örgütlü yobaz bir gurup tarafından benzin dökülerek yakılmıştı. 37 aydın ve sanatçının otelle birlikte yakıldığı dünyaca bilinen ve unutulması mümkün olmayan bir çok katliamdan birisidir.
2.Temmuz 1993 den beri, her yıl lanetlenen bu katliam, resmi ağızlar ve o taraflılarca kaşımayın iki de bir diyerek unutturulmaya çalışıldı.
Başta Avrupa Alevi Örgütleri ve Türkiyeden de tüm aydın ve demokratların katılımlarıyla yukarda da bahsettiğimiz gibi her yıl çiçekler ve sloganlarla şehitler otel önünde anıldı ve
Hukukun tersten işletildiği süreçte katliamın failleri, belli güçler tarafından kimileri Yurt ta kimileri de yurt dışına kaçırılarak korunuyor gibi haberler bazı medya tarafından yetkililere sık sık hatırlatılmıştı. Otel ise, şehitler anısına bir müzeye dönüştürülsün sesleri ise kulaklardan eksik olmadı, kararlılıkla istendi.
Her şeye rağmen, devam eden hükümetlerin sorumsuz tutumu karşısında, her yıl olduğu gibi 2.Temmuz 2008 de de, acıyı yüreğinden eksik etmeyen 50 bin insan Otel Madımak önünde bir daha buluştu ve tek yürek tek ses, Otel Madımak şehitler anısına bir müzeye dönüştürülmelidir deyip seslerini yükseltti. O ses tüm yurt içinde ve yurt dışında olduğu gibi Ankara da da net bir şekilde duyulmuştu&
Alana gelen S.Sivas Valisi, resmen medya ve halk önünde talepleri ciddiye almamız lazım demiştir.
9. Kasım 2008 büyük Ankara ULUS Alevi mitingi arkasından ancak bu kadarı da olsa, salon İskender Kebap Salonu olmaktan 12. Şubat 2009 gecesi kurtarılmış oldu.
Tahliyesi tamam, artık orada kebap koklatılmayacak. Ancak; S. Bakan Ertuğrul GÜNAY Kültür Bakanlığı o yeri kitap ve el sanatları sergi ve satış merkezi yapacakmış.,
Yetti artık; ne yapılması gerektiğini Mısırda ki sağır sultan bile duydu ve anladı.
Yalpalamayın lütfen, S.Bakan; Federal Almanyada Möln de benzeri bir insanlık suçu işlendiğinde orası bir anıt odlu.
Madımak da  sanat, kültür, edebiyatçı ve yazarlardan oluşun 37 aydınımız yakıldı, burası onların anısına bir müzeye dönüştürülmelidir diyoruz&
Bence, bu şekilde düşünülüyorsa, bu dava daha devam edecek demektir ve şurası da iyi bilinmelidir ki, Haklılar hükümetlerden daha da güçlüdür Eninde sonunda hak yerini bulur ve orası 37 şehit anısına bir anıt müze olarak halka açılacaktır, dayatmanın asıl adı da Türkçemizde dayaktır vazgeçilsin istiyoruz.

Saygı Sevgi Ve Muhabbetlerimle.


308
Toplam kayıt bulunuyor
Design: Joomlamarket.de
© 2005 – 2020 www.alirizaugurlu.com