Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defterine Yaz


alirizaugurlu    11 Aralık 2008 17:30
YOK OLMAKTAN KURTARILAN TARİHİ BİR ANIT
İSAKÖYÜ DE KEMER KUBBELER

Anadolu`da Selçuklular`ın yüksek kültürünü en canlı şekilde aksettiren eserlerden biri
de kervansaraylardır. Bunlar Karahanlı, Gazneli ve Büyük `Selçukluların ribatlarına bağlan-
makla beraber, tamamen kesme taşlardan ve sarayları andıran büyük ölçüde abidevi yapı
lardır. En büyük kervansaray Konya Aksaray yolundaki Sultan Han´dır.Sultan Handa, köşk mescit bir anıt gibi yükselmekte olup, mimari süslemelerin en zengin merkezi olmuştur.
Selçuklular zamanında kûmbet ve türbelerin zengin çeşitleri meydana getirilmiştir. Divri-
ği´de Mengücüklülerden Emir Süleyman İbn Seyfeddin Şahinşah için 1195 de yapılan Sit-
te Melik Kûmbedi, 12 yy dan kalan en güzel mezar anıtlarındandır.

İsa Köy deki Selcuklu model Aşağı piyer ve Kubbeler üzerinde Eski Türkçe ile yazılı okunamayacak kadar kırık dökük yazılar bulunmaktadır. Uzaklardan getirilmiş kesme ve işlenmiş taşlar kare ve dikdörtgen olarak örülü yapılı bazı mezarları da içine alan kemerler yakın tarihlere Birinci Dünya Savaşısonlarına kadar korunabilmiş, daha sonra ki dönemlerde anıtın eserin değerinin bilinemediği, Beğlerin de zayıf düştüğü dönemlerde, birileri tarafından sökülür, bir tarafının taşınıp Eşitke´de su havuzu yapımında kullanıldığı söylenirken, diğer büyük bir bölümünün yeni ev yapanlar tarafından gece geç saatlerde götürülüp duvarlara köşe taşı olarak kullanıldığı söylenmektedir.
Edinilen bilgilere göre,Kubbeler ve Aşağı Piyer´in yapımında kullanılan bu taşlar
Ağın´a 2. Km uzaklıkta olan Apuşma taş ocaklarından getirtilmiş. Keban Barajı yapıldığında su altında kalan Kervansaray´ınyapımında kullanılan taşlar aynı ocaktan çıkarılan taşlar olduğu söylenmekte.
Kubbeler ve Çeşme, bu iki eserden Kubbeler kısmen çeşme ise tamamen tarihi önemini krumaktadır. Çeşmenin içindeki yazılardan ancak bir isim okunabildi.Mir Yusup
(Yusup Beğ) Bu Beğ, Köyü ilk gelip kuran, Büyük Yusup Beğ´inadıdır. Çeşmenin içinde bir tek isim Mir Yusup (Yusup Beğ,in) adı okunabilmektedir. Tüm incelemelere rağmen, taşlar üzerindeki eski yazıların kırık dökük kullanılamaz durumda olmaları nedeniyle eserlerin hangi tarihlere ait olduğuna dair kesin bir kayıt elde edilememiştir.
Mir Yusup eyledi revan Yusup Beğ suyu akıttı
Rahmet ede Gafuru Rahman
Mustafa bin Hasan buldu sırullah
Sahibine gıl şefaat ya Resulullah
Akıttı çeşmeyi mamur etti köyü
İçirdi Hasan Hüseyin aşkına suyu

Çeşmenin içinde (1-38) gibi bir tarih var. Fakat, aradaki bir rakam kırıldığı için  çeşmenin imar tarihi karanlıkta kalıyor.
Ancak, beğlerin yöreye 14, yy. başlarında geldikleri düşünülecek olursa çeşme içindeki kabartma yazılar ondan sonraki bir tarihte yazılmış olabileceği akla geliyor.

(Mir Yusup) Büyük Yusup Beğ- Büyük Abbas Beğ köye ilk gelen köyü kurup ve yerleşen iki kardeş bugünkü İsaköyü beğlerinin büyük dedeleridir.
Harabeye dönüştürülen bu anıt tek kemer üzere kalmıştı, imarı için sanat ve tarih merakı olan birisinin el atmasını bekliyordu, o sülaleden İsaköyü lü olarak Ali Rıza UĞURLU araştırıp Kayseri EMRE taş ocaklarından getirttiği iki kamyon ocak taşlarıyla Narmikanlı Abdulla ustanın becerisiyle de yeniden restura edilip kemerler kurulup tarihi önemi canlandırılmış oldu.

Kaynak: Oğuzların Uzantısı Arguvannın İsa Köyü

alirizaugurlu    03 Aralık 2008 00:30
ALEVİLİĞİ ALEVİLER DEĞİL DE KİM BİLİR?

Alevi açılımı diye, Alevi ve Bektaşileri asimile etme ayıbından hiç de sıyrılmak istemeyen, siyasiler yasamayı işkal gücünüzle taraflı olarak, daha nereye kadar kullanabileceksiniz?
Ben diyeyim, Hak ve özgürlükler sınırdır oraya kadar. Dayatmalar özgürlük ve haklar karşısında her zaman yıkılmaya mahkumdur, yıkılmıştır da.
Alevilik ve Bektaşiliği bilmek, tarihsel ve İnançsal olarak yaşamış ve yorumu da onların hakkıdır.
Siz o değil, şudur, deme hakkını neye dayanarak kullanmaya kalkacaklar? Olayı tarihi süreç de olduğu gibi, bir açılım mı yapmak isteniyor, yada bir doğrunun üzerini kapatabildikleri kadar, kapatmak mı isteniyor? Bu konuda şimdiye kadar hep haksız ve hukuksuz davranıldı.
Alevi ve Bektaşiliği aleviler değil de, bu güne dek yok etmeye çalışanlar mı biliyor?
Peki yarın 9 Kasım lar kat kat katlanıp da meydanlara çıkacak olursa, Sivas, Gazi ve K.Maraş katliamlarını göz ardı edip katillerini savunup gizleyenler, o coşkuyu da Dünyanın gözünden kaçırabilecekler mi?
28 Kasım Cuma Günü S. Meclis Başkanını ziyaret eden Canlar, Alevi ve Bektaşiler adına, oradalar dı. Alevilik Bektaşilik de onların yaşadıkları bildikleri ve masaya koydukları doğrulardır.
Alevi ve Bektaşi temsilcilerinin bu çıkışları ülke de huzur ve istikrar adına yapılan çıkışlardan
başka bir şey de değildi. Ya kabul edilir yada kabul edilecektir&
O canları ve onların taleplerini esasa almadan, atılan her adım da özdeki kurtları bir süre sevindirmekten başka hiç de bir işe yaramayacaktır. Huzur yerine huzursuzluğa davet çıkarmış olacaklar.
Akıllarda olanlar ve hazırlıklar kamuya yansıdığı gibi ise, onlar tümden dayatmadır Yine tarihi bir yanlış olarak bayatlamış haliyle ısıtılıp ortaya getirilecektir &

-Özgürlükler adına- İnançlar adına -Çağdaşlık adına -Hukuk adına -Haklar adına -Uluslararası anlaşmalarda da olduğu gibi, yani insan hak ve özgürlükleri adına terstir, tersliktir&

Ele, Bele, Dile sahip ol Toplumsal yaşamda, hele de gelenek ve göreneklerine sadık olanların bir Türkiye coğrafyasında Hukuka ve yargıya yardımcı olma düsturudur&

Geçmişte doğrulara göz yumma inadı kimselere bir yarar sağlamamıştır. O nedenle, tüm yetkilileri bu konuda sağ duyulu açılımlara davet ediyoruz.

Saygılarımla.

alirizaugurlu    21 Kasım 2008 03:42
DE GELDE PATLAMA

Attığım şu başlık bana ne diyeceksen hemen de diyor. Alnı açık yüzü ak Laik çağdaş bir Türkiye için Baykal dan mı, bu gibi bir liderle yada CHP den mi kurtulmak lazım?
Bu şahıs Hz. Mevlane mi zannediyor kendisini. Her ne olursan ol, yine de gel diyebiliyor.
Yada halk mı zatı muhteremi tam olarak anlayamıyor? Bir nala, bir de mıha vuruyor.
Ve yahut da, olduğu gibi görünmek istiyor da sayın CHP liler farklı gözlüklerle mi izliyor başkanlarını?
Her ne dersek diyelim Anlamayana davul zurna az, anlayana sivri sinek saz demiş atalarımız.
Allah aşkına, biz ne zaman adam olcağız, 50 yıldır yandı döndü oynanan bu politikaların arkasında düşe kalka nerelere sürüklendiğimizin farkında mıyız?
Bizim partimiz Mustafa Kemal Atatürkün partisidir, deyip kendi kendinize koltuklarınızı şişirip konuşuyorsunuz, Sayın CHP liler, bu gün O Büyük İnsan yaşasaydı, kaçınızı o çarşaflıların arkasına katıp adlarını kaleme almak bile istemediğim tarikatlara kovalamazdı? S. Baykal, bu kıyafetler simge diyordu daha da başka demiyordu. Peki o simge neyin simgesi idi?, siz hep bu çıkışlarınızla ağırlığınız kadar alkış aldınız S. Baykal, oylarınız artmaya başlamıştı. Peki ne oldu da birden, geçmişte yaptıklarınız gibi bir yanıp hemen geri söndünüz? İşte o üstü kapalı beyinlerin saflarınıza gelmesiyle, sizin dışınızda, tüm o büyük insan M. KEMAL ve devrimci ilkelerin arkasında olanlar, kendilerine laik olan bir yerde hiç zaman kaybetmeden buluşmak zorunda kalacaklar.
Aklıma gelmişken Malatya Kültür Sanat Derneği, kısa adı MAKSAT Dergide 2003 de yayınlanan ALO UZO öykümde demiştim.
Sayın Kemal DERVİŞ o tarihlerde solda birlik arayışı çalışmaları sürdürürken S. Baykal da birleşelim demişti.
Ondan kolayımı var, S. Baykal CHP nin başından çekilsin birlik sağlandı demiştim&
Ata yı aldatamazsınız, ilgili şiirimden bir bölümle ona ve onu anlayanlara şikayetimi tekrarlamak ihtiyacı duydum. Bu tip kaypak politikalar yüzünden bir şeyler yazacağım diye şiirlerimle uğraşmaya zaman ayırtmakta zorlanıyorum. O nedenle bağışlanmamı diliyorum...!

Kalksan baksan bir bu yana
Sulh demiştin bu cihana
Zalimler uymadı sana
Sarı saçlı Mavi gözlüm

Açlar çöpte ekmek arar
Dalan daldı çalan çalar
Devrimlerin gördü zarar
Sarı saçlı Mavi gözlüm

Dönemedik uygarlığa
Sarıldık kara sarığa
O kılıktan bu kılığa
Sarı saçlı mavi gözlüm

Laik dedin ilkelleştik
Eğitim de geri gittik
Ekonomi de de bittik
Sarı saçlı Mavi gözlüm

Ali Rızam, yolumuz kış
Aşması zor önü yokuş
Her gelene tuttuk alkış
Sarı saçlı mavi gözlüm
Çağdaş bir ülke olmanın yolu çağdaş tutarlı bir politika üretmek ve dayatmakla olur. Bu bizde yani Türkiye gibi çok renkli mozaik bir ülke için olmazsa olmazlardır. Olmaz kardeşim, senin bu ve benzer çıkışların hep ülke demokrasisine zarar getirmiştir. Birilerini işlenmiş karanlık beyinleriyle hoş gör ve onunla Müessir medeniyetler dünyasında yer ara. Bu eşya tabiatına uymaz.
Sayın CHP liler, tarihi bir yanlışla yoldasınız. Çağdaş, Demokrat, Aydın, herkes bize kerhen de olsa oy verecektir, biz bu konumumuzu TBMM de nasıl olsa koruruz, gibi görüşünüz hep konuşuluyor.
Bu anlayış, size oy verecek dediğiniz seçmen kesimler için, başınızın çaresine bakın demek mi oluyor?
Tüm Dünya hep ileri bakarken, Türkiyede geriye Kökten Dinci ve Irkçı çalışmalar yeteri kadar yapılmaktadır, Peki ya siz? TBMM de neyi temsil etmektesiniz, renginizi belli edemediniz ve yanlış yapıyorsunuz &

Saygılarımla.

ercan kececi    19 Kasım 2008 23:17
fabricca@live.nl
Siteniz guzel olmus, elinize kolunuza saglik.

Saygilarla,

Ercan Kececi

alirizaugurlu    15 Kasım 2008 03:08
9. KASIM BÜYÜK ALEVİ MİTİNGİ

9 Kasım Alevi yürüyüş ve mitingi korkutmasın, bu toplum taleplerini hep demokratik hukuk kurallarına uygun olarak, şimdiye kadar olduğu gibi, bu seferinde de uygarca yaptı. Bundan rahatsız olan ve muattabı da doğrudan süregelen ve günün iktidarlarıdır&
Bu kadar demokratik haklı taleplerin peşinde bu büyük kitleyi koşturan, demokratik insan hakları ihlali suçlu sistemin ipini koluna dolamış elbette ki, o sorumlulardır&
Tüm kurumları tek yanlı işleten, içte ve dışarıda herkese, biz hukuk ülkesiyiz diyebilen, 85 yıllık cumhuriyet ülkesinde kendi yurttaşlarının insan hak ve özgürlükleri için mücadelesine karşı tavır ve tutum sergileyen, sistemcilere tüm dünya önünde nasıl bir ceza verilebilir? Sandıkta al ananı git değil, yetti artık deyip halklara havale etmekten geçer &
Sistemi bir Emevi İslam anlayışına gün be gün şekillendirmeye çalışan iktidar, bu haklı talepler karşısında yok olup gitmeye mahkumdur. Osmanlıdan alıp günümüze dek bize benzeyin asımile olun çabaları çağın en büyük ayıplarından birisi olsa gerek&
Kestiler olmadı, yakmakla da olmadı yani olmuyor&
Köşeden pencereden mitink ve yürüyüşlere seyirci olan Türkiye İnsanı yapılan ve tüm talepler Demokratik insan hak ve özgürlükleri içindir, herkesin bu hak ve özgürlüklere gereksinimi vardır&

Halka dağıtılan yazılı ve mitink meydanında söylenen talep ve istekleri olduğu gibi aktarıyorum.
Bu yürüyüş; Demokrasi içindir
Yoksulluktan ve yolsuzluktan arınmış Laik Demokratik bir ülke istemi içindir
İnsan hakları içindir.
Eşit yurttaşlık içindir
Sivil Demokratik Özgürlükçü bir Anayasa içindir
Bu Yürüyüş; Ayrımcılığa son verilsin
Dinayet lav edilsin
Cem ve Kültür evlerimiz yasal sıtatüye kavuşsun
Madımak müze olsun
Alevi köylerine Cami yapılmasın
Asimilasyon Politikaları sona ersin
Bu yürüyüş; Özelleştirilmeler son bulsun
Sendikasızlaştırma Örgütsüzleştirme son bulsun
Cinsiyetçi yaklaşımlar son bulsun, eşit işe eşit ücret ödensin
Seçim barajı kaldırılsın
Dokunulmazlıklar kaldırılsın
Zamlar geri alınsın
İMF politikaları sona ersin
Emperyalistler evine dönsün
Annelerimiz Artık Ağlamasın, Kürt sorunu Demokratik barışçı Yolla Çözülsün
Yurt ta Barış Dünya da Barış olsun diyedir.
Bu Yürüyüş; Bin Yıllardır bu toprakların bir gerçeği olan Alevi varlığının her aşamada inkar edilmesine
karşı, bu günlerde ise AKP gericiliğince daha da azgınlaşarak sürdürülen bu yok sayma
politikalarının sona erdirilmesini sağlamak içindir, diye talepler sıralanmış&
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi bu talepleri kapsamıyor mu? Avrupa Birliği İlerleme Raporunda bunlardan bir çoğu eksik olarak yerine getirilsin, istenilmiyor mu? Siz sorumlular, nelerin gölgesinde saklanmaya çalışıyorsunuz, bu böyle yürümez beyler.
Bu talepler birlikte yaşayan tüm topluluklar için en demokratik taleplerdir. Bunları kulak ardı edip de yürümekle yollar aşınmaz diyebilen sorumlu sorumsuzları da unutmadık.
Bu güzel ülkenin insanları olarak, diş sıka sıka yüz yüze olunan sıkıcı sistemden kurtulmak için her yurttaşa başlı başına bir görev düşmektedir. Bir avuç vurguncu, vurgun pahasına ilkel politikalarla Milyonlarca yurttaş Sefil, işsiz, madur, hatta açlıkla karşı karşıya bırakıldı, tüm yurt ta yokluk rüzgarları esmeye başladı.
Huzur ve istikrarlı bir çözüm, yaşamı içine alan her şeyi bir hoş görü anlayışı ile paylaşmakta aranır. Efendiler:
Alevi ve Bektaşiler geçmişte olduğu gibi, bu gün de, bir çağdaş düşünce ve örgütlenme yapıları ve amaçları, 9 Kasım Mitinginde de, anlatıldı ve görüldü.
Aydınıyla, Politikacısıyla,Yöneticisiyle, Sivil Toplum Örgütleriyle, yani herkes, Bu ülkede Alevi ve Bektaşiler örnek alınmalı ve onlarla iftihar edilmelidir&
Onlar yaşadıkları her türden acıların arkasından her şeye rağmen, Barış İnsan Hakları ve Demokrasi dedi başka da bir şey demediler&

Saygılarımla.


308
Toplam kayıt bulunuyor
Design: Joomlamarket.de
© 2005 – 2020 www.alirizaugurlu.com