Anasayfa arrow Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defterine Yaz


alirizaugurlu    26 Ekim 2008 16:29
Pir Sultan Gecesinde konuşmam

Bu gün 4 Ekim 2008 Malatya da Pir Sultan Abdal anısına belki de bir ilk gerçekleştiriliyor Pir Sultan Abdal adına düzenlenen bu toplantıda hazır bulunan
Sayın;   hepinizi saygı sevgi ve muhabbetle selamlıyorum.
İnanç, yaşam ve çağdaş dünya görüşleriyle Renk, Dil, Din,Cinsiyet, Milliyet, hiç bir ayırım yapmayan, asıl barışı savunan, Alevi Ve Bektaşilerin inanç ve ibadetlerinin önündeki yasaklar tezden kaldırılmalıdır.
Bu öğreti; Baba yunusun şiarında olduğu gibi Yaratılanı Yaradan dan ötürü sevme öğretisidir&
Geçmişte, Kerbela, Maraş, Malatya, Sivas, Çorum,Tokat, Gazi katliamları, asıl barışı savunan bu öğretinin yok edilmesi için, işlenmiş katliamlardır. O katillere hak ettikleri cezayı çektirmediler.
Bu güzel Cennet ülkede hataların bir daha tekrarlanmaması için, hiç de zaman kaybetmeden, demokratik, laik, huzur ve istikrardan yana tarafsız bir politika bekliyoruz. İçte ve dünya da, barış yanlı olan bu öğreti ve onu yaşamaktan yana olan, hatta direnen, Alevi Ve Bektaşiler daha fazla inat edilmeden, inanç ve ibadetlerinde özgür olmayı bekliyorlar.
Yan yana, iç içe yaşanan farklılıklara, birbirini açan renkler olarak bakılmalıdır. Yada;
lafla barış olmuyor&

LAFLA BARIŞ OLMUYOR

Ey insanlar, lafla barış olmuyor
Dertli canlar ile, dertleşmek gerek
Kardeş demeyle de, kardeş olunmaz
Aş la iş ekmeği, paylaşmak gerek

Kiminin karnı tok, sırtı pek kalın
Kimi boynu bükük, kiminde çalım
Herif sultan olmuş, zalim mi zalim
Onun nizamına, sataşmak gerek

Pir Sultan´lar, kafa tuttu zalime
Ulu Hünkar, suçlu almaz cemine
Sahip ol der, ele bele diline
Yar yanağı hariç, uzlaşmak gerek

Dört köşeyi, yedi iklim görmeli
Dertlinin derdine, derman demeli
Zobuya zorbaya, hesap sormalı
Yola gelmiyorsa, dövüşmek gerek

Aç var ise, düzen düzen sayılmaz
Kader kısmet deyip, kural koyulmaz
Kavga devam eder, yoksa durulmaz
Oturup yüz yüze, konuşmak gerek

Ne Harun´a kaldı, ne başka kula
Kimse oturmasın, mülk diye mala
İnsan doğar ölür, kime ne kala
Zenginsiz fakirsiz, alışmak gerek

Batıdan doğuya, silah satanın
Savaş planlayıp, fesat saçanın
İbiğinden horoz, olup ötenin
Tutup kanadından, girişmek gerek

Bu insanlar, savaş değil iş ister
İlim dolu, irfan dolu baş ister
Yıkıp sınırları, gelip geç ister
Böylesi bir çağla, buluşmak gerek

Şu millet bu millet, Allah mı dedi
Bizi yaratırken, isim mi verdi
Adem´in neslinden, insan gönderdi
Yıkıp tabuları, karışmak gerek

Bunca insan hepsi, Hakk´ın kuludur
Ne biri üveydir, ne de oğludur
Doğu batı, güney kuzey aynıdır
Hak´ta adalette, uyuşmak gerek

Dönüyor dolaplar, yeni düzende
Hortladı ırkçılık, günü zamanda
Siyaset yer tuttu, dinde imanda
Sistem de havayı, değişmek gerek

Düşkünü güçlüye, dövdürmen artık
Kefene genç, sara sara usandık
İşkenceden geçtik, kana boyandık
Artık akıllıya, danışmak gerek

Atılsın silahlar, çekilsin asker
Dağılsın ordular, sökülsün üstler
Gelsin beklediğim, o güzel günler
Ali Rıza´m el elden, tutuşmak gerek

alirizaugurlu    14 Ekim 2008 16:36
SİSTEM KENDİNİ ÇÖKERTİYOR!!!

Ben köy de doğdum, bir buçuk yaşımdayken tıbben hastayı kurtarma imkanlarının yeterli olmadığı dönemde anlatılanlara göre Babam satürre gibi basit br hastalıktan kurtulamayıp vefat etmiş. Çocukluğumu 1940 ların kıtlık yıllarında yaşadım. Ekip biçmenin dışında, hiç bir geliri olmayan Arguvanın bir köyü orası. Ekmek bulduğumuzda Ben ve benim durumumda olan çoklarımız sevinirdik, ona yapacak katık aklımıza bile gelmezdi. Bazı evlerde az sayıda üç çift bazılarında iki çift çoklarında da bir çift öküzle nadas yaparlardı. Daha da fazla çifti yürüyen aile var mıydı?, hatırlamıyorum. Durumu iyi olanlardan çiftte yorulanı değiştirmek için bir tek daha bulunduranları da hatırlıyorum.
Ola ki öküzün teki her hangi bir durumda öldü, aile fakir, çift de tek ise, eve kara bir gün doğardı, oturup küfletçek ailece ağlarlardı. Evde bir yaşlı öldüğünde o kadar ağlamazlardı, çünkü yaşlı öldüğünde aile yaşlı babanın tütün vesaire gibi masraflardan kurtulmuş olacaktı. Ya öküz öldüğünde?,çift yasılacak rızk kesilecekti. Öküz öldü hat, inek öldü süt kesildi derlerdi fakir evler için. Ağlayıp o üzüntüyü bir çok komşudan paylaşanlar da olurdu&

Günümüzde bu gibi kendi başına bırakılmış köy kent az mı sanki? Şehir kasaba gibi yerlerde işsiz ortada dolaşanların yaşam koşulları köy fukaralarından pek farklı ve renkli de değil.

Ancak; şu anda gelişmiş, daha da gelişecek modern bir teknoloji çağında yaşıyoruz.
Bu dönemde tüm üretilen araç ve gereçlerin insana hizmet amaçlı ihtiyaca göre üretilmesi ve dağıtılması gerekirken, her şeyi kar amaçlı pazarlanmaya koyuldular. İnsanlık adına yapılması gereken her şey tartışılmadı bile. Rekabetle fazla kar fırsatçıları şımartıldığı kadar tümden şaşırtmış da olacaklar ki vurguncu düzende çöküyoruz sesleri yükselmeye başladı&
Övgü ve kuru laf kalabalığıyla açılan sermayenin vurgun vurdukları serbest pazarları da maziye bırakılacak gibi seyrediyor. Bana kalırsa bitirilsin artık!!!
Emperyalizm ve onun yalakalarının kuyrukları sıkıştı, sancı yapıştı, kıvrılmaya başladılar&
Başından beri, gelişen çağa rağmen, adam üstü adam olma politikaları modern köle düzeni bir avuç vurguncunun rahatı ve keyfiyetine hizmet etti . Sistemciler sistemde söz sahibi kalma sürelerini uzatmak için becerebildikleri tüm hileleri halk zararına kullandılar. Din ve etnik kültür farklılıkların arasına girip aldattı ve bölüp yönettiler. Menfaatları için halkları birbirlerine karşı savaştırdılar. Yaşlı, genç, çocuk demeden, kan akıttı katlettiler. İnsanlar aç bırakıldı, kader deyip yalan söylendi. Şimdiyse; bunlara dönen, doğusu da, batısı da kıvrılıyor. Buna da kendileri kader deyip boyunlarını eğseler ya? Yıkılmaları gerekirdi, yıkılmalılar artık. Karl MARX bu konuda yürünülmesi gereken yolları hep anlatmamış mıydı?
Bilek ve alın teri karşılığının çeşitli yollarla gasp edilmesi, elbetteki gün gelip çökertilecekti. Şimdiyse; göbek şişirip ensesini kalınlaştıranların, sıkıntılarını babaları Amerikan Emperyalizminin emir ve talimatları da kurtaramayacaktır. Tarihçiler, 11 ve 13 yy. Feodal dönem olarak anlatırlar. Ne yazık ki, Dünyanın bir çok ülkesinde olduğu gibi, o yapı Ülkemiz Türkiyenin doğusunda ağalı baskı dönemi günümüzde de seyri alem oldu bittilerle sürüp gitmektedir. Bir şiirimde demişimdir. Kimden kime ne
Yapılan korkunç silahlarla Dünyayı birkaç sefer alt üst edebilirler. Şu günlerde Emperyalist ülkeler batan tekelleri kurtarmak için işe koyuldu para topluyorlar. Dünya da 1,4 milyar aç insanı doyurmak akla bile gelmiyor. Şimdiyse; Sistem kendi kedini çökertti Daha da fazla çırpınıp telaş etmeden, adaletin tecelli ettiği, hakkın paylaşıldığı savaşsız, sömürüsüz, asıl barışın hakim olacağı ömürlük insancıl bir düzene geçilsin, yeşil ışıklar yandı, söndürülmesin istiyoruz&

13.10.08 -Saygılarımla.

alirizaugurlu    30 Eylül 2008 22:50
KARDEŞ RASGELE!!!

Denize kimin donsuz girdiği sular çekilince anlaşılır demiş Amerikalı hayırsever iş adamı Warren Edward Buffet. Sular çoktandır çekildi bile&
Türkiye de Dinle siyaset yapan siyasetçilerin anında zengin oldukları artık gözden kaçırılacak gibi de değil. Şurası bir gerçek, Devri Süleymandan alın da Özallar, Mesutlar, Çillerler ve 47,% seçmen oyu ile halen iktidarını sürdüren Tayip kendileri ve yakın çevrelerinden zengin olmayan kaldı mı?
Sülonun 1963 ler de İl ilçe Kuranı Kerimi başına alarak, dolaşıp başlattığı siyasetle, yukarda adı geçen her dönemin iktidar öncüleri sürdürdükleri siyaset sayesinde yedi sülaleleri ve hem de, Türkiye dışından çıkar yandaşlarıyla el ele vererek, zengin olup köşe dönmeyen kaldı diyebilir miyiz?
Cumhuriyet le açılan çağdaşlaşmanın önünü boşuna kesmediler. Dini siyasete karıştırarak, ulaşmak istedikleri servete varıp oturdular. Hem zenginleştiler, hem de ülkede, inandırabildikleri, işsizim, aşsızım diyenlerden çoğunu, aç acına sıkma baş ve kara çarşafla sardı sarmaladı bıraktılar.
Meydanlarda, ücretlerimiz çok düşük, geçinemiyoruz, sayın Başbakanım diyen işçilere şükredeceksiniz, va mı başka çare dememiş miydi? Devri Süleyman&
Bu ülke insanları 60 yıla yakın süredir, dayatılan bu siyasetten bıkıp usanmadılar mı dersiniz?
Yada: Sayın Baykal, ben çalmadım diyor, madem öyle, siz de çalın çalın da bari şerefsizliğinizi ilan et demesinler size. Hırsızlık, yolsuzluk yapmış, mahkeme önüne çağrılıp sorgulanmamış olabilirsiniz, dokunulmazlıkları da kaldıralım diyorsunuz ya. İyi de, siz % de kaç seçmenin oyunu alabiliyorsunuz? Onu söyleyin önce. Bu sapına sarıldığınız demokrasi herkesin demokrasi si olmadığını çok iyi biliyor olmanız lazım. 10% barajına yapıştınız.
S. Başbakan 47,% leri de aşacağız, hadi teşkilatım, gayret edin, o muhalif yolsuzluk hırsızlık var diyen gazeteleri evlerinize sokmayın, ayrılın şöyle bi, demedi mi? S.Baykal siz de yapın aynı siyaseti, madem toplum bu gidişattan memnun. Çal aslanım, çal da şerefli olasın, hatırın sayılsın, bakarsın muhalefetten sıçrayıp hop diye iktidara oturursunuz. Camileri kışla, minareleri süngü yap, çak fakir fukaranın böğrüne kaburgasına. Durmadan elektriğe, yakıta,akaryakıta, telefona, kemer sıktırıp mide kasan her ne varsa, durmadan zam yap. Çık milletin karşısına Nerden nereye de. Sonuna kadar daya kapıları Amerikan Emperyalizmine, bir dediklerini iki etme. Ya da; kusura bakmayın, bu koltuktan bir milim dahi öne geçemezsiniz&
Bilmiyor musunuz? Mahkemelerde karara bağlanan suçlar suç sayılmıyor.Kombasan, İhlas, Deniz Feneri yoluyla soyulanlar gurbetçi, sıradan vatandaşlar değil mi? bu soygunlar iz bıraksa ne çıkar? Çal çarp da oyların artsın. Diğer tüm partiler, hepiniz de çalın, yer yurt alın, bir tarafını siyasi harcamalara ayırın, TV kanalları kurun, iftar sofralarınız ve paket bulgur dağıtma gibi hayır severliliğiniz kanallarda izlensin.
Sizler de izliyorsunuz işte, onca insan birbirlerinin omuzlarına biniyor, hayır paketlerinden birini kapacağız diye, hem de boğulurcasına. İşte o oylar seçimlerde hepsi size gelecek.
Koltuklara çöküp adam üstü adam gibi oturun. Şerefiniz koltuklarınızdan taşıp yığılsın yanlara, çalıntılardan düşünüp fakır fukaraya da veriyorlar. El açanlar önce yalvarıyor, sonra da Allah razı olsun deyip dua ediyorlar. Devlet kurumları sosyallaşırsa n olacak ki? Ülke zengin Allaha şükürler olsun. Farkın hepsi bu işte&

Koca dünya, dönüp durdun boşuna
Neydi, sebebini soramaz olduk
Direğin bir yanda, kapın ne yanda
Biz seni bir hayra, yoramaz olduk

Tavanın delindi, yıllar çarpıldı
Gece de kim kime, gündüz yırtıldı
Mevsimlerin gitti, çarkın kırıldı
Yaylana ovana, varamaz olduk

Ali Rızam, sende şenlik var sandı
Kim yoldu gülünü, kimler kokladı
Bırak ters dönmeyi, bırak inadı
Bir adam gülüşü, dolamaz olduk

Hadi adamım; Bu Ülke bu gibilerin atını oynattığı alanlardan birisidir. Bin bir at a, kır olmasın, biraz sarı da olabilir, Allah de ,bin açıl meydanlara, Kardeş ras gele.
Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az denmiş amma, anlayana da anlamayana da, davul yalnız zöhürlük te sesini duyurabiliyor.

Saygılarımla& 30 Eylül 2008

alirizaugurlu    26 Eylül 2008 21:56
ÖNCE İNSAN

Gün 4 Eylüldü, sabah 06 da uyandığımda köye İsaköyü ne gitmek vardı aklımda. Hani belki de bazı dostlar hatırlar, köyde tarihi Selçuklu modeli kemer kubbeler var, bir harabeye dönüştürülen o eseri Kayseride Emre taş ocaklarından getirdiğim taşlarla yeniden imar edip tarihi önemini canlandırmıştım ve Mart 2006 da etraflarına 50 adet çam ve bir o kadar da akasya dikmiştim, o tarihten bu yana her 15-20 günde bir gidip onları bazı dost ve akrabalarında yardımıyla suluyoruz. Köyde su kıt, orasına köy içme su deposuna bağlayıp musluk koymuş olsak da, su kıtlığı nedeniyle, ancak tankerle bazı köy dışındaki bahçe kuyulardan temin edip getirip sulayabiliyoruz.
Her neyse, Malatya dan ayrılıp yola çıktım, arabası olanlar bilir, yoğun şehir trafiğinden kaçmak için
acele edeceksiniz, ancak bir o kadar da kaza yapmamak için dikkatli olacaksınız.
Köye gidip geldim, çam ve akasyaları suladık. Kısa bir süre için de olsa ağaçlar suyunu aldı, içim rahatladı. Ancak tüm yol boyu giderken gelirken de, hep şehirde ki o ramazan iftar sofralarının ne amaçla açıldığını kafamda sorgulayıp durdum. Arabada yalnızım, bazen de kendi başıma, farkında bile olmadan konuşurmuşum, sonradan farkında oldum. Her neyse:
Her ilde olduğu gibi, Malatya da da her akşam iki bin kadar insana o çadırlarda yemek ikram ediliyor.
Oraya gelenlerden ona muhtaç fazla insanın olduğunu da sanmıyorum, daha önceki bazı yazılarımda da değinmiştim.
Ben şahsım itibarıyla hiçbir inanç ve ibadet hakkında bir söz ve itirazım olmamıştır. Ancak Alevi kökenli olduğum için Aleviliğin özünde ve öğretisinde Vahdeti Vücut Tanrı-Evren-İnsan varlığın birliği bilip, ayrımcılığa her zaman karşı olmuşumdur. Aleviler aleviliklerini öğretide olduğu gibi, yozlaşmadan yaşasın, kime ne zararı var? ve öğretide var olan insani değerler açısından taleplerini desteklemeye de devam edeceğim.
Yani; Tanrı kainatın Tanrısıdır İnsan da önce insandır. Ay ve Güneş ortak sunar ışığını herkese
Herkes anasından tapusuz ve çırılçıplak doğmuyor mu? Hayatı paylaşmak koşulu ile, biri diğerini rahatsız etmeden, laik bir düzende insanlar inancında da özgür olmalı diyorum. Elbetteki orada devletin tarafsızlığı şarttır. Bu tezi hep savunmuşumdur. Ancak, siyasilerin bu işin öncülüğü rolünü üstlenmeleri, bence ne akli ve nede çağdaş hukuku bir dayanaktır. İlkel gelişmemiş toplumlarda din ile siyasetin birlikte yürütülmesi beyinleri kararttığı gibi, Balinayı ters çevirmeye çabalarcasına hele de bugünkü yeni dünya düzeninde, toplumu alabildiğine çağın gerisine çeker, bölücülük olur, kavgalar ve savaşlarda bitip tükenmek bilmez.
Ancak, Cumhuriyet dönemimizde de, çağdaş olmayan bu günkü bu siyaset, 87 yıldır toplumun belli bir çoğunluğuna dayatılmakta. Birlikte yaşayan ülke insanlarının belli kesiminin hoşnut olmadığı uygulamalar, onların inadına dayatılıyorsa, sıkma başın yarattığı sıkıntılar örneğin, Bu Ülke felaketin eşiğine doğru sürükleniyor demektir. S.Tayip ERDOĞAN ve tüm devlet erkanı AKP liler, bunun bir adım ilerisini görüyor olmalılar.
Şimdiye kadar, omuz omuza, yite kalka, Allah Allah diyerek işi buraya kadar taşıdılar.Yönetiyoruz diyorlar, aslında yönetmediler, yönlendirmeye çalıştılar&
Kamu oyunun dikkatinden,Türkiyenin de gündeminden düşmesi zor olan ve bir ilk olmamakla, Deniz Feneri olayı, son dünya da ki oldu bittilerin gölgesinde, bu sahte oyunun da üzeri kapatılmaya çalışılacaktır. Hortumları kestik demişti ya S. Başbakan. Her neyse&
Çünkü, Ülkeyi dini esaslarla yönetme yöntemi, AKP iktidarlarıyla daha da kurumlaştı. Bazı işi yolunda ve maddi durumu iyi olanlardan birileri, her akşam iftar masraflarını üstleniyor elbette. Bu uygulama hangi peygamberle başladı ve bugün hangi din adamı bu işi sünnet olarak hayra yorumluyor? Orada insan onuruna yakışmayan ve çoklarının hakları gasp edildiği için, soru olarak kesinlikle, ne kendime ve ne de başkalarına, sormuyorum&
İşsiz aşsız insanlarıyla, suyu, okulu, yolu, olmayan , hele de doğu ve orta doğu da, o kadar köy var ki, sorumluların umurunda bile değil.
Şu anda Cennet i de Cehennem i de, buraya Türkiye ye taşıdılar. Kendilerden olanları atamalarla, ihalelerle cennetlerine çektiler, olmayanları ise, cehennemlerine tıkayıp, aşsız işsiz, kış için kömür, ramazan da, iftar sofralarında Allah razı olsun dedirtiyorlar&
Şu anda, ülke ikiye bölünmüş durumdadır. Sağ sol, emek sermaye vesaire, bunlar konuşulmuyor artık. Cennetlikler, Cehennemlikler konuşuluyor.
Bilim dışı bir eğitimle, Ay da gezen, işbirlikçi bir kesime ayak altı bir Türkiye hazırladıklarının farkında değiller, diyebilir miyiz? Köreltilecek beyinlerin, seçimden seçime birer oy olarak sandığa gelmeleri, işte o işbirlikçiler için yeterli oluyor zaten. Eğitimi de kendi yorumladıkları dine göre uyarladılar. Şimdiyse, bal tutan parmağına aldığı kadarını herkesin gözünün içine baka baka aşırıyor...
Emperyalist güçlerle oynaş seviş, yolsuzluk, usulsüzlük, işkalcılık, ihlalcilik, zorbalık hukuk ve yargıyı da takmadan, seçtikleri hedefe tüm hızlarıyla yürümekteler. Bu gidişat karşısında 21, yy Türkiye insanı olmaktan ben utanıyorum, utanmayanlara da aşk olsun, diyorum&

17.09.08 / Saygılarımla&

ahmet turan çakır    11 Eylül 2008 20:39
ahmetturancakir@hotmail.com
huzurunuzda saygıyla eğilir ellerinizden öperim.saygılar çok güzel bir site yapmışsınız ne mutlu bizlere


308
Toplam kayıt bulunuyor
Design: Joomlamarket.de
© 2005 – 2020 www.alirizaugurlu.com